Bozuk saat misali

 Coğrafyamızda dışarıda önemli gelişmelere yaşanırken, içte de maalesef bilindik oyunlar oynanmaya devam etmektedir. 1976’dan günümüze 43 yıllık zaman dilimi içerisinde yanılmıyorsam 40. hükümeti de geride bıraktık. 41. hükümet için gün sayıyoruz.
Atasözümüz bize bozuk saatin bile günde iki kez doğru söylediğini belirtmektedir. Aynen gelmiş geçmiş tüm hükümetler gibi. Hükümet edenler bozuk saat misali hep geri kalıyorken, iktidardan gittikleri anda her nedense doğruları söylemeye başlamaktadırlar. Aslında doğruları derken bir anlamda hükümet iken yapılması gerekenleri yapmıyor/yapamıyorken, hükümetten gittikleri anda yapılması gerekenleri teker teker sıralamaya başlıyorlar.
Kısaca bozuk saatin günde iki kez doğru gösteriyor olmasının pratikte hiçbir değeri olmadığı gibi, hükümetten gidenlerin yaptığı açıklamalarda her ne kadar doğru olsa da hayatımıza dair hiçbir olumlu imâsı ve gündelik rutinimize ilişkin hiçbir katkısı yoktur, faydasızdır ve hatta giderek de akıl sağlımızla oynandığından zararlıdır.
Bence içteki gelişmeler her ne kadar belli bir kesim için heyecan yaratsa da, Kıbrıs Türklerinin geleceği için dış gelişmeler çok daha fazla önem arz etmektedir. Güney Kıbrıs, Avrupa Birliği (AB) üyesi olmasının verdiği avantaj ile kendi kendine yarattığı Münhasır Ekonomik Bölge çerçevesinde uluslararası antlaşmalar yaparak Doğu Akneniz’deki doğal gaz rezervlerini tek başına sahiplenmeye çalışırken, bizlerden ses çıkmamaktadır. Ayrıca bizim adımıza yapılan açıklamalara da sessiz kalmaktayız.
Tarih derslerinde Kıbrıs Adası hep “Savaş Gemisi” ifadesi ile anılıyorken, bizler bunu sanki “Aşk Gemisi” gibi algılıyoruz. Doğu Akdeniz’deki olası gelişmeler için ilgisi alakası olmayan ülkelerin askerleri adanın güneyinde konumlanırken, bir o kadar da savaş gemisi Akdeniz sularında cirit atmaktadır. 
    Aşk Gemisi adlı dizi, 1977’den itibaren 10 yıl boyunca 111 ülkede yayınlandı. Fakat diziye ev sahipliği yapan “Pasifik Prensi” isimli gemi Akdeniz’de birçok sefer yaptıktan sonra Türkiye’de İzmir’de parçalandı. Sonuç olarak dış politikamız “Aşk Gemisi”, iç politikamız ise “Dallas” olan toplum yapımızın bir an önce toplumsal bir bilinç oluşturması elzemdir. Kısacası acil olarak hemen şimdi kendi toplum çıkarlarının gözeten politikaları gündeme getirip, adam kayırmacılıktan vazgeçmeliyiz. Aksi halde sonumuzun “Pasifik Prensi” gibi olacağı bir gerçek. 
Herkese güzel bir hafta dileklerimle... 

YORUM EKLE