“Bugün, yarından iyi...”

 Gelişmeler çok belirsiz bir şekil alıyor. Üstelik pek çok kesimin olumsuz gelişmeyi tersine çevirmeyi bir yere bırakın, durdurmaya dönük bütünlüklü bir öngörüsü yok.
Alın sektör temsilcilerinin söylediklerini. Esnaf Zanaatkâr Odası, Sanayi Odası, Ticaret Odası, Emlakçılar Birliği Başkan ve yetkililerinin basına dönük açıklamalarını. Müteahhitler Birliğinin, Sendikaların ve ekonomistlerin açıklamalarını. 
Siyasî Partilerin konu ile ilgili açıklamaları da hemen hemen aynı noktada. Olumsuz gidişi tersine çevirecek, durduracak bir öneri bütünlüğü ortada yok. 
UBP sözcüleri doğan sıkıntıdan siyasi spekülasyonla pay çıkarma peşinde. YDP ise işi dini inanç üzerine kilitledi. “TDP'yi, atın sizi destekleyeyim” temeli üzerine açıklama yapıyor.
Ne acıdır ki iç ve dış siyasette oluşan ciddi kriz durumları ile ilgili bir yerinden ele alıp tartışabileceğiniz bütünlüklü bir şey yok.
En doğru ifadeyi Ticaret Odası Başkanı Sayın Deniz kullandı. 
“Belirsizlik ve şaşkınlık içinde izliyoruz” dedi.
Bundan bir müddet evvel Başbakan Sayın Tufan Erhüman'nın açıklamalarına basında dudak bükülmüştü.
“Teşhis ve saptama var, çare önerisi yok” denmişti.
Bir kere bu halden çıkış için en temel ihtiyaç işte burasıdır. Teşhiste ve durumun saptanmasında ortak payda. 
 Ne acıdır ki o dudak bükülende bir ortak payda yok. Kimisi olayı salt döviz krizine bağlıyor. Kimisi Bütçe açığına bağlıyor. Kimisi yalnızca Kıbrıs sorununa sıkıştırıyor.
Halbuki bunların tümü sorunun oluşmasının bir parçası. 
Ama dış ticaret açığı, ödemeler dengesi sorunu, finans meselesi. Vergi ve gelir dağılımı sıkıntıları. Hele hele yargı ve eğitim sistemi konusunun tüm bunlarla bağı, bir bütün olarak ele alınmıyor.
Bunların bütünlüğü içinde ülke ekonomisini nasıl büyüteceğiz? 
Kişi Başına Düşen Milli Geliri nasıl artıracağız? 
Bunları bütünlüklü bir tartışma içinde ele almak tartışmaların odağında yok. .
Bakın kavurucu sıcaklar yakıyor. Bu sıcaklarda ekonomik krizde her yeri yakıyor. 
Ancak Sonbaharda hava serinleyecek ama siyasi hava daha da sıcak olacak. Bir yandan bu bölgeyi ve Türkiye'yi olumsuz etkileyecek olan İran’a dönük ABD ambargosu. 
Öte taraftan Ekim, Kasım aylarında gündeme girecek olan EXXON MOBIL sondajı. Yılsonuna doğru BM Kıbrıs Barış Gücünün görev süresinin sona ermesi sorunu. Ya bunların ekonomiye olumsuz etkisi?
Kısacası her şey o ifadedeki gibi.
“ Bugün,yarından iyi”...
Bugün çıkış yolu için ifade edilen umutlara bakalım. Türkiye ile görüşmede Bütçe açığının azaltılması için katkı beklentisi. O oldu diyelim? Peki, döviz krizinin daha sonra getirebilecekleri? 2019 ve sonrası! Yani bugün, yarından iyi konusu yine gündemde. 
Üretimin Türkiye’ye ihracı için kapı açılması. Peki, bu kapı açılsa, o zaman akaryakıt, elektrik ve üretim için gereken ham ve yarı mamul madde ithalatında döviz krizinin yol açtığı maliyet artışları ne olacak? Bu maliyetlerle Türkiye pazarında rekabet şansı ne? 
Bu yüzden artık tüm toplum kesimleri ve siyasi güçlerin teşhis ve tespitte öncelikle ortak paydayı bulması gerekir.
Bu yüzden bu kriz döneminde en önemli nokta, tüm toplumsal kesimlerin ve siyasi güçlerin birbirini ön yargısız dinlemesi ve demokratik hukuk devleti ilkeleri içinde fikir üretimi ve bunu eyleme geçirme kabiliyeti göstermeleridir. 
Yoksa “bugün, yarından daha iyi olacaksa”, yarınımızın çok sorunlu olacağı açıktır...

YORUM EKLE