Bütçenin deliği nedir?

 Bütçe Mecliste görüşülüyor. Oldukça önemli bir gündemdir. Ancak bu yıl bir gerçek var. Bütçenin açığı arttı. Gelecek yıl bütçesi de ciddi bir açık ile şekillenecek.
Bunun açık olma hali çerçevesinde çok konuşmalar yapılmaktadır. Örneğin Ana Muhalefet Partisinin Sayın Genel Başkanı, bütçe açığı üzerinde konuşup, bunun üzerinden siyaset yapmaya çalışmaktadır.
Bu konu üzerinde konuşması, eleştiri yapması doğaldır. Ancak eleştiriyi yaparken öncelikle, bu Bütçe açığının nedenlerini ortaya koyması gerekir. Bunu ortaya koyduktan sonra, bu açığın kapanması için neler yapılmasını ele alması gerekir.
Ancak bunları yaparken ayni zamanda bir başka politik gerçeği de gizlememeli. 
2018 Bütçesini 2017 yılında muhtemel enflasyonun %5 olacağı öngörüsü üzerine UBP Başbakanlığındaki UBP-DP hükümeti Meclise sevk etmişti. Ancak o Bütçe maalesef politik niyetlerle erken seçim olgusu yüzünden Mecliste ele alınmamış ve geçmemişti. 
O Bütçe, aylar sonra 4'lü koalisyon Hükümeti oluştuktan sonra ele alındı. O dönemde yapılan ilk iş 2018'in ilk ayları dikkate alınarak enflasyon öngörüsünü %10 olarak revize edip yasallaşması oldu.
Ancak evdeki hesap çarşıya yine uymadı. Enflasyon %40'lara dayanacak bir süreç izledi.
Böylece bırakın Bütçeyi, tüm toplum ciddi bir sıkıntıya, her yönü ile önemli bir erozyona uğradı. 
Bu süreç içinde insanlar işletmeler her sektör erozyona uğradı. Böylece Bütçe açığı da arttı.
Bu dönem içinde enflasyona karşı önlem olarak hükümet vergilerde indirimlere gitti. Ancak, Toplam Yerel Gelirler; Maliye Bakanlığının Ekim ayındaki kesinleşmiş verilerine göre 2017 yılında 3.867 milyar TL iken, 2018 yılında 4.258 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu TL bazındaki ciddi artışı, ortalama döviz kuru ile ele alırsanız reel olarak önemli bir büyüme olarak göremezsiniz.
Ancak vergi indirimlerine karşın, dahilde alınan KDV dahil TL bazında önemli bir vergi geliri artışı oldu.
Fakat ayni dönem içinde, yani Ekim 2017 ile Ekim 2018 arasında ise toplam yerel giderlerde çok önemli artış da oldu. Bu artışın nedeni ise, Hükümetin partizan niyetlerle istihdam yapması veya savurganlık içine girmesi değildir. 
Nedeni halka hizmetler vermesi gereken alanlarda örneğin,  sağlık, eğitim ve diğer alanlarda mal ve hizmet alımı için TL bazında bu enflasyonist ortamın etkisi ile giderlerinin reel bazda artması oldu.
Bu arada personel giderleri de Eşel Mobil uygulamaları çerçevesinde enflasyon nedeni ile eriyen ücretleri kısmi olarak artırması oldu. Yani gelirler reel bazda artmadı. Ama giderler reel bazda arttı.
Yani Devlet bu anlamda ciddi bir açığa uğradı. Nedeni TL de yaşanan erimedir.
Türkiye’nin Desteği...
Bunlar yaşanırken oluşan bir başka gerçek daha var. Kendi gerçeğimiz nedeni ile Türkiye’den mali  destek alınmaktadır. Ancak bu enflasyonist ortamda giderler reel bazda artarken ama ve gelirler TL  bazında artarken Türkiye’den gelen destekte çok ama çok azaldı.
Örneğin Maliyeyi desteklemek için 2017 Ekim ayına kadar 144.970 milyon TL olarak gerçekleşen Türkiye desteği;  Maliye Bakanlığı verilerine göre 2018 Ekim ayına kadar TL’deki bu erimeye karşın yalnızca 9. 599 milyon TL olarak gerçekleşti. Yani reeli bıraktım nominal olarak ayni olmadı çok azaldı. 
Ayni şekilde 2017 Ekim ayına kadar 215 milyon TL olarak gerçekleşen Savunmaya dönük Türkiye desteği, 2018 Ekim ayına kadar 169 milyon TL olarak gerçekleşti. Buda tamamen yerel Bütçeye kaldı.
Kısacası bu enflasyon ortamında KKTC Bütçesi kendi yağı ile kendi ciğerini kavurdu. Enflasyonun nedeninin TL krizi olduğu nettir. Böyle bir ortam içinde gerekçesi ne isterse olsun, Türkiye'den yapılan desteğin azalması doğru değildir.
Ancak Ana Muhalefet Partisinin Sayın Başkanı ve diğerleri bu gerçeğe hiç değinmiyor. Her halde bundan çok memnundurlar. Çünkü bu destek azaldıkça, enflasyon ortamında Hükümet istediği gibi halkın yaşam standartını ve bazı alanlarda yapılması gerekenleri yapamayacak. Bu yüzden Ana Muhalefet, bu işten kendine siyasi gün doğacağı ilkesiz beklentisi içinde el ovuşturacak! 
İşte Bütçe tartışmaları bu temel konuları sağlıklı olarak ele alacak bir içerik içinde olmadığı sürece halkın geleceğine dönük yeterli düşünsel katkıyı üretemeyecektir.
Bu enflasyon ortamı içinde hükümette kimin olduğuna bakmaksızın TL’nin yol açtığı bu erozyon nedeni ile Türkiye, Kuzeye yaptığı desteği azaltmak değil, aksine reel olarak uğradığı erozyonu da dikkate alarak düzenlemelidir. Bunu da geçtim. Hiç olmazsa destek olduğu alanlarda Bütçede öngörülen kadar, yada geçen yılki kadar destek olsun.
Ana Muhalefet Partisinin Başkanının bu konuda söyleyecek hiç mi sözü yok? Unutmasın, gemi batarsa dümene geçen kaptan, oyuncak dümeni sallar gibi olacak.

YORUM EKLE