Çatının kirişi kırıldı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaklaşık 8 ay önce start alan Cumhurbaşkanlığı seçim yarışı dün neticelendi…
Yarışın galibi, Bağımsız aday Mustafa Akıncı oldu…
Gönüllü ordusuyla, ilk turda arkasına aldığı rüzgarı ikinci tura taşımasını bildi ve KKTC’nin dördüncü cumhurbaşkanı seçildi…
Akıncı, taraflı tarafsız herkesin şapka çıkardığı bir zafere imza attı…
Kuzey Kıbrıs’ta bugünden itibaren yeni bir dönem başladı…
Kıbrıs Türk siyasetinde taşlar yerinden oynadı…
Umarım bu taşların yerinden oynaması, telafisi olmayan bir yıkıma değil güzel bir geleceğin inşasına vesile olur…
Akıncı’yı Saray’da bekleyen önemli konular var…
Her şeyden önemlisi topluma, seçim dönemi açıkladığı vizyonunu hayata geçirme borcu bulunuyor…
Bundan sonrası adına yorum yapmak için biraz erken…
Bize düşen; Akıncı ve gönüllülerinin inanarak çıktıkları yolda kazandıkları başarıyı alkışlamak…
***
Ve yarışı kaybeden diğer bağımsız aday Derviş Eroğlu…
Kıbrıs Türk siyasetinin koca çınarı, hazin bir şekilde veda etti politikaya…
Belki hiç beklemediği bir sonuçtu aldığı yüzde 39 oy oranı…
Mutlaka bu sonucun bir değerlendirmesini yapacaktır…
Bundan sonrası için siyasete devam kararı alır mı bilinmez ama…
Kendisine destek veren ve yaşanılan başarısızlığa ortak olan Ulusal Birlik Partisi ile Demokrat Parti’de şok atlatıldıktan sonra küçük kıyamet kopacak…
***
Kıbrıs Türk siyasetinde kırılma noktası olan dünkü seçimler, gelecek günlerdeki siyasetin sağlam temellere oturtulması için çok iyi tahlil edilmelidir…
Bunun için de halkın verdiği mesajı, yani büyük fotoğrafı doğru görmek ve okumak gerekiyor…
Dün akşam saatlerinde ortaya çıkan sonuç; ne sağın ne de solun oy kaybetmesi değil hele çözüm isteyenlerle istemeyenlerin savaşı hiç değildi…
Bana göre şu anda sağcısı da solcusu da kökten değişiklik istiyor…
İkinci tura Akıncı değil de Sibel Siber veya Kudret Özersay kalsaydı yaşanılacak sonuç değişmezdi…
Çünkü Kuzey Kıbrıs’ta 40 yılda köhneleşen, toplumun beklentilerine artık cevap vermeyen siyasetin kirişi çatırdıyordu, dün akşam kırıldı…
***
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, yılların ihmallerinin birikmesi sonucu belki de en kötü dönemlerini yaşıyor... 
Cennetten bir parçayı andıran coğrafya üzerinde, dünya tarafından tanınmayan bir yapı oluşturuldu... 
Yıllarca, sadece Anavatan Türkiye tarafından tanınan bir devleti yönetmek için bu cennet parçası cehenneme çevrildi... 
Günü kurtarmak, siyasi ikbal sağlamak adına politikalar üretildi... 
Eş, dost, akraba ve partili yandaşlar gücendirilmesin diye hiçbir geliri olmayan devleti, süper güç zannedip kamu şişirildi... 
Başlayan sorunlar görmezden gelindi, daha yolun başındayken önlemleri alınmadı... 
Günün sonunda, düzenden beslenen baba ile düzenin mağdur ettiği çocuğu karşı karşıya geldi…
***
Bir yanda yıllardır hüküm süren düzen sayesinde ‘krallık’ kuran, dolgun emekli maaşı alan büyükler…
Diğer yanda, iki üniversite bitirip, üstüne bir de doktora yapıp asgari ücrete talim eden ‘küçükler’…
Ülkede gerekli reformlar yapılmazsa, şu anki düzenin bekçiliğini yapanlar her seçimde halkın tokadını yemeye mahkum olacaktır…
Artık bu ülkede sandığa gittiğinde büyüğün de küçüğün de zenginin de fakirin de sağcının da solcunun da oyunun ‘bir’ olduğunu herkes öğrendi…
Bu gerçeği de hiçbir güç değiştiremez…
YORUM EKLE