Cesaret ve kararlılık

   Kıbrıs küçük bir ülkedir…
   Bizim gibi nüfusu 300 bin olan ülkelerde binlerce siyasetçi çıkaramazsınız…
   Yirmiden fazla günlük gazete yayınlamakla ‘demokratik bir devletçik’ olamazsınız…
   Bin beş yüzün üzerinde kayıtlı derneğiniz olabilir…
   Ama bunların içinde iş yapanların sayısı 15’i geçmez…
   İş yapanları takdir edenlerin sayısı yok denecek kadar azdır…
   Ne yaparsanız yapın, bizim ülkemizde insanların önceliği iş, para, tayin, terfi, torpil, facebook paylaşımı, mutfak masrafı, çocuğun okul parasıdır…
   Ezici bir çoğunluk yolların durumuyla, çevrenin kirliliğiyle ilgilenmez…
   Hatta “Nasıl olsa kirlettiler ben mi düşüneceğim memleketi” diyerek ellerindeki poşetleri, sigara paketini veya meşrubat şişesini etrafa fırlatırlar…
   Yürürken veya arabada giderken penceresini açıp da sokak ortasına tüküren insan sayımız çok fazladır…  
   Sınır kapılarımızda muhaceret işlemi yapan kulübelerin çevresi de çöplerle kaplıdır…
   İnsanımız artık bazı olumsuzlukları ‘kabullenir’ haldedir…
   Peki hemen herkesin görebildiği ve kabullendiği bu gerçekler karşısında siyaset yapanların tavrı ne olmalıdır?..
   “Ben mi düzelteceğim?.. Niye kötü adam olayım?..” diyerek, bozuk düzeni ve sürdürülemez duruma gelen bugünkü sistemi sürdürmek mi?..
   Yoksa “Kızan kızacak, söven sövecek” diyerek çok hızlı bir şekilde keskin önlemleri hayata geçirmek mi?..
   Bunun kararını vermek zorundayız…
   Ne yaparsanız yapın sizi mutlaka eleştiren de olacak, öven de…
 
Düğün gecesi neler oldu?..

   Bakın burada yaşanmış bir örnekten söz edelim:
   “Adam kızına yemeli içmeli bir düğün töreni yapmış ve herkese birer adet bütün tavuk ikram etmiş… Düğün bittikten sonra ise, misafirlerin ne söyleyeceğini dinlemek için bir köşeye saklanmış… Misafirlerden bir tanesi ‘yedik, içtik, eğlendik. Helal olsun adama’ demiş… Yanındaki ise “Yok yahu bana tavuğun en küçüğünü koydu” diyerek memnuniyetsizliğini belirtmiş…”
   Burada anlaşılmayan bir şey var mı?..
   Adamın önüne bütün tavuk koysanız da, bu kez küçük müydü, büyük müydü onun eleştirisini yapabiliyor…
   Öyleyse ne yaparsanız yapın insanların tümünü tatmin edemezsiniz...
   Önemli olan doğru olanı yapmak ve kararlı bir şekilde yürümektir…
   Şimdiki hükümetin ve meclisin de tarihi bir sorumluluğu vardır…
   Ya bozuk olan her şeyi düzeltmek için karar alıp, uygulamaya koyacaklar…
   Ya da yeni bir siyasi oluşumun yolunu açacaklar…
   Bu saatten sonra “Kötü adam olamam” edebiyatı kabul edilemez…
   Ülke ve halkın geneli için alınacak kararlar nedeniyle bazı kişiler sizi ‘kötü adam’ ilan edecekse, bırakın etsin…
   Doğru yolda yürümek kadar mutluluk ve huzur verici bir şey olamaz… 

YORUM EKLE
YORUMLAR
KEMAL
KEMAL - 2 ay Önce

RESAT BEY , KUZEY KIBRISA ALMANYA BAŞBAKANI MARKEL GİBİ BİRİSİ GEREKLİDİR.. ŞU AN GÖREV YAPANLAR İLE HAYAL BİLE KURULMAZ..! GERÇEKTEN, BESLEMELER !