banner564

Çıpa ve AB- Türkiye Zirvesi...

Çıpa denizcilikte çok önemli bir araçtır. Teferruatı yok. Zincire  bağlı demirin,  deniz aracının sabit kalması için önemi çok. Günümüz  teknolojisinde elektrikli motora bağlı ve bir düğmeye basmakla salınması ve çekilmesi söz konusu. Ama bunun  deniz aracı için önemi ve görevi değişmedi.
Avrupalı denizciler “ Virra  Çıpa ” deyip, Müslüman  denizcilerde, “ Virra Bismillah  Çıpa “ deyip zamanında onu salarlardı. Şimdi düğmeye basıp, çıpa salınırken söylenir mi, bilmem? 
Bu, siyasi yaşamımıza ağırlıkla  AB üyelik sürecinde, ‘ AB Çıpası” ifadesi  olarak girdi. Üyelik sürecinde Kopenhag ve Maastricht  Kriterlerine ve AB standartlarına “sabitlenmek”  için  kullanıldı.
Şimdilerde  Türkiye'de ve  Kıbrıs Türk Toplumunda, “AB Çıpasına” uyum sözü pek kullanılmıyor.
Gemiyi, bir standartta sabit tutmak için atılan çıpa, zincir kopması yada başka nedenlerle  işlevsiz hale gelince, gemi kontrolsüz şekilde sürüklenmeye başlar.
 Türkiye ve Kıbrıs Türk Toplumunun AB ile ilişkileri de buna benzedi. AB Çıpası işlevsiz hale döndü. Avrupa Parlamentosu da son aldığı karar ile o çıpanın  zincirinin bolardığını kendisi de ilan etmiş oldu.
İşte bu koşullarda Türkiye - AB Zirvesi gerçekleşiyor.
Ancak,  bu zirvenin gündemi; çıpanın  yeniden eski görevi ile yerine gelmesini içermiyor. Bu zirvede gündem,  Türkiye- AB arasında Vize sorununu aşmak ve Gümrük Birliği Antlaşmasını genişletmektir. 
Yani Kopenhag ve Maastricht  Kriterlerine uyum ve her açıdan AB Uyum sürecinde  tam üyelik hedefi ile sorunları aşmak yoktur.
Elbette ki Vize sorunu için 72 konuda  uyum var. Bunların bazıları demokrasi ile ilintili. Ama Kopenhag kriterlerini sağlamak gibi bir fonksiyon yok.
Bu gerçek AB açısından da iki yüzlü bir tavırdır. 
Çünkü AB Genişleme politikasının hedefi Avrupa kıtasına barışı ve demokratik değerleri, ekonomik bütünleşme temelinde hakim kalmaktı.
Ama yalın gerçek şudur ki AB üyelik genişlemesini, Balkan ülkeleri ile fiili olarak sınırladı. Başka türlü ifade edersek, AB’ nin sınırı, Türkiye’nin Bulgaristan ve Yunanistan ile olan sınırı ile fiilen bitiyor...
Türkiye ile ilişkilerini vize ve Gümrük Birliği genişletilmesine daraltan bu  kısır mantık, AB’nin muhafazakar kesimlerine egemen oldu. Üzülerek görüyoruz ki Avrupa’da gelişen yabancı düşmanlığı, ırkçı  ve İslamofobik eğilimler maalesef sosyal demokratları ve liberalleri de sarmalına aldı.
Bu yüzden Türkiye ile ilişkilerin Vize serbestliği ve Gümrük Birliği genişletilmesi gibi dar alanına sıkıştırılması daha geniş bir taban buluyor
Peki Kıbrıslı Türkler ve Türkiye ile Kıbrıslı Rumlar ve Yunanistan, Avrupalıların çizdiği bu alan daralmasını kabullenecekler mi? 
Çünkü AB sınırı Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan sınırında bitmiyor. Bu sınır, Kıbrıs’ı da üye yapmak nedeni ile Doğu Akdeniz’e kadar geliyor. Avrupa’nın huzuru da Doğu Akdeniz’e kadar uzanan bu sınırda, barış ve işbirliğinin gelişmesi ile ilgilidir. 
 Doğu Akdeniz hidrokarbonları meselesi; sınırları Doğu Akdeniz’e kadar uzanan AB'yi etkisiz güç durumuna soktu. Çünkü Total ve ENI AB üyesi Fransa ve İtalya’nın şirketleridir. “ Kıbrıs Cumhuriyeti” ile  Yunanistan AB üyesidir. Türkiye, AB ile üyelik müzakerelerinde ve AB ile Gümrük Birliği Antlaşması olan ve üstelik şimdilerde Vize meselesini müzakere edeceği bir ülkedir.
Ancak AB, ne kendi üyesi ülkelerin çıkarlarını koruyabiliyor. Ne de üyelik adayı ülke olan Türkiye ile üyelerinin ve kendisinin ortak çıkarlarını politik olarak sağlayabiliyor. Üstelik teorik olarak kendi üyesi olan Kıbrıs’ın ortağı bir toplum olan Kıbrıs Türk Toplumunun, demokratik haklarının yaşama geçmesine de katkı sağlayamıyor. Yani siyaseten işlevsiz kalıyor.
Fiyasko var...
Hele şimdiden belli olan bir şey var. 10. Parselde EXXON Mobil – Katar Petrolium ortaklığı sondajı yapacak. Kendi üyeleri bunu yapamazken, ABD'li şirketin bunu yapması bir fiyaskodur. Hele  bol bol “ egemenlik “ sözü  edilen AP’ sunun son Kıbrıs kararından sonra bu AB için tam bir fiyaskodur.
Peki ne olması lazımdır? AB Çıpasının sürüklenmesine, Kıbrıslı Türkler ve Türkiye ile Kıbrıslı Rumlar ve Yunanistan  fırsat vermemelidir. Bu çıpa Kıbrıslı Türkler ve Türkiye ile  bölge için önemlidir.
Neden AB; Doğu Akdeniz Hidrokarbonları konusunda, bunların  çıkartılması ve Avrupa’ya nakli ile ilgili olarak, Kıbrıs’ın iki tarafı ve Türkiye ile Yunanistan’ın birliktenliğine  katkı koymasın? Dar egemenlik iddiaları yerine, AB olgusuna yol açan ortak egemenlik ve iş yapmak olgusu bu konuda yol almasın? AP, dar egemenlik anlayışının neden olduğu  çatışma ifadeleri yerine, Ege’nin iki yakası ve Kıbrıs’ın iki tarafı arasında Doğu Akdeniz’i de içine alacak ortaklık ifadelerini esas almalıdır .
Varna'da gerçekleşecek Türkiye- AB Zirvesinin bütün bunlar ve benzerlerinin gelişmesine yönelik katkı sağlaması herkes için en uygun olanıdır.
 

YORUM EKLE

banner471

banner473