Çocuklar, geleceğe gönderdiğimiz mesajımızdır

Coğrafyamızda şikayet ettiğimiz sosyal ve ekonomik olumsuzlukların düzeltilmesi; hazırlanacak yasalardan, teknolojiden veya bilimsel gelişmelerden geçmemektedir. Elbette bunlar önemsiz değildir. Ama bunlar sadece birer araçtır. Her araç, hangi amaçla kullandığımızla ilişkili olarak olumludan olumsuza birçok farklı şeye hizmet edebilir. Önemli olan bu araçları ne şekilde kullanılacağını belirleyen zihniyetlerdir...
Hep başkalarının memnuniyeti, hoşnutluğu için kararlar veriyoruz, onlara göre yaşıyoruz. Başkaları için olmasa bile O'nun için yaşıyoruz ve var oluyoruz. Kalıplarımızın dışına çıkamıyoruz. Hayatın belli bir noktasına takılıp kalıyoruz. Artık coğrafyamızda gelişen olaylardan ciddi anlamda şüpheleniyoruz! Çünkü bir kurmacanın içindeyiz ve hep öyle olmak durumunda kalıyoruz.
Böylesi bir durumda kendimizden vazgeçiyoruz ancak çocuklarımızı düşündüğümüz zaman karamsarlığa düşmemek mümkün olmuyor. Çocuklarımızı düşününce, izlemiş olduğum ve yine daha önceden bu köşede yazmış olduğum bir film aklıma geliveriyor...
Türkçe’ye Mayın Tarlası ya da Mayınlı Bölge olarak da çevrilebilen “Land of Mine” adlı filmi izlerken istemeden de olsa coğrafyamdaki gelecek nesilleri düşündüm. Filmi anlatacak değilim fakat filmde anlatılmak istenen çarpıcı sonuç bir ders niteliğindedir. Film yaşanmış gerçek olaya dayanmaktadır.
Almanya, İkinci Dünya savaşında izlediği istila politikası ile önce komşu ülkeleri işgal etmişti. Nazi Almanya’sı Batı’dan gelecek müdahalenin Danimarka kıyılarından geleceğini düşünerek, Danimarka kıyılarına 1,5 milyon civarında mayın yerleştirmişti. 
Film, Nazi Almanya’sının 1945’te teslim olmasının ardından, Danimarka’daki esir Almanların mayın temizleme işinde görevlendirilmesini anlatıyor. Danimarkalı yönetmen Martin Zandvliet,  İkinci Dünya Savaşı’nın fazla dillendirilmeyen bir yönünü ele aldı bu filmde. Bu zorlu görevi yapanların birçoğu henüz çok genç yaşta nerdeyse çocuk denecek yaşta olan Almanlardı. Alman çocuklar az bir eğitimle Danimarka kıyılarındaki yaklaşık 1,5 milyon mayını temizlemekle görevlendirilmişti. Mayınları temizlemekle görevli olan bu çocukların yarıya yakını bu işlem sırasında ya öldü ya yaralandı ya da sakat kaldı.
Film kısaca, hırslarına yenik düşen liderlerin yarattıkları yıkımın ardından, bu yıkımın yükününün gelecek nesillere nasıl yıkıldığını en güzel şekilde izleyicilere anlatmaktadır.
Bugünlerde siyasette yaşadıklarımızı kime sorarsanız, kimse tasvip etmemektedir. Ancak demokrasi adı altında aynı senaryolar süsleyip püsleyip yine önümüze konmaktadır. Önümüze konan bu siyasi senaryoların hiçbirinde geleceğimiz olan çocuklara yer verilmediği gibi, onlarla güveli bir sosyal ve ekonomik gelecek de vaad edemiyoruz.
Coğrafyamızın kalkınmasında önemli bir rolü olan çocuklarımızı düşünerek, bugünden toplumsal bir farkındalığa ihtiyacımız olduğu yadsınamaz. Çocuklar, geleceğe gönderdiğimiz mesajımızdır...
Herkese güzel bir hafta dileklerimle. 

YORUM EKLE

banner456

banner468