Daha ne olacak?

  Hepimizi üzen ve gelecek açısından endişelendiren sorunlar gündemimizden düşmüyor…

  Bunun ana nedeni, çözüm üretme konusundaki başarısızlığımızdır…
  Siyasi parti çıkarlarının, ülke çıkarlarının önünde olması; sık sık seçim yapılması ve en ufak konuların parti meclislerine taşınmasıdır…
   Peki, bu sistem böyle mi devam etmeli, yoksa siyasi riskler alarak değiştirilmeli midir?
  Susmak veya tepkisiz kalmakla sorunlarımızın çözülemeyeceğini artık herkesin anlaması gerekiyor...
  Fakat konuşurken de sap ile samanı karıştırma hakkımız yoktur...
  Özellikle de bazı kesimlerin her meselede Türkiye’yi suçlamaları tamamen geçersizdir…
  Türkiye; her türlü ihtiyacımızı karşılamaya devam ediyor...
  Yeni yol yapımları için 7 yıl önce gönderdiği parayı kullanmayanlardır sorumlu olanlar...
  Her 8 ayda bir hükümet, bakan ve üst kademe yöneticisi değiştirenlerdir...
  Proje üretmeyen, münhal ilan etmeden gerekli, gereksiz istihdam yapanlardır...
  Uçak motorunu Singapur’da tamir ettirdikleri gerekçesiyle 5 milyon doları buharlaştırıp, ulusal hava yolu şirketini batıranlardır...
  İnsanları en verimli zamanlarında emekliye ayırmaya zorlayan, mesai saatlerini kısaltıp kamudaki verimliliği tamamen yok eden, asbestli boruları değiştirmeyenlerdir...
  Kendi kendimizi idare etmeye başladığımız günden beri çiftçinin, köylünün kuraklık parasını ödeyen Türkiye’dir...
  Hasta hayvanların aşısına kadar gönderen ve bunları hibe eden Türkiye, 45 yıldan beri sınırlarımızın bekçiliğini de yapıyor...
  Ülkemizdeki demokrasinin son 45 yılda nereden, nereye geldiğini görmezden gelenlere söyleyecek bir sözümüz yoktur...
  Ancak demokrasiyi, kişisel ve örgütsel çıkar olarak görüp; kendi devletini yıkmaya, insanları da parçalamaya heves edenler, bunu başaramayacaklarını bilmelidirler...

Doğru yol bulunmalıdır

  Ülkede ciddi sıkıntılar vardır...
  Buna hepimiz katılıyoruz...
  Eğitim sistemi çökmüş durumdadır…
  Maliye borçlarını ödeyemediği gibi, maaşları borçlanarak ödeme noktasına geldi…
  Gelinen noktada hemen herkes mutsuz ve huzursuzdur…
  Yollar bozuk, güvensiz, aydınlatma yetersizdir...
  Kaldırımsız yollarda yürümek tehlikelidir...
  Koruyucu bariyerlerin olmadığı yollarda seyahat etmek her an ölümle yüzleşmektir...
  Ehliyetlerin ekmek su gibi dağıtılması da öyle...
  Hala adanın büyük bir bölümünde asbestli borulardan geçen suları kullanıyoruz...
  Patlamış boruları değiştirmek yerine sürekli istihdam yaparak oy avcılığına yönelenler sayesinde kanser hastalıklarında patlama vardır...
  Gençler işsiz ve gelecekten umutsuzdur...
  Tamamen hayale dayalı süslü sözlerle gençleri ateşin içine sürüklemek isteyen propaganda uzmanlarının başarısı da bundandır...
  Yağmur yağdığı, rüzgâr estiği zamanlarda elektriklerimizin kesilmesi, telefonların susması, TV’lerin kararması, bu ülkede altyapı diye bir şeyin olmadığını gösteriyor...
   Ülkemizin ihtiyacı; hemen tüm yasaların ‘sil baştan’ yenilenmesi, siyasetin ‘hesap verilebilir’ çizgiler içine çekilmesi, demokratik hakların istismar edilmeden kullanılması, popülizmin sonlandırılması, batmış kuruluşların elden çıkarılarak, çağdaş yaşama dönülmesidir...
  Bugünkü siyaset anlayışıyla bunu başarmak çok zordur…
  Hatta imkânsız…

YORUM EKLE