Dayanışma gerekli ama zahmetli

Başbakan Sayın Sucuoğlu sendikalarla yaptığı görüşmede, ekonomik konsey kuracağını ve tüm kesimlerle, muhalefet partileri ile birlikte ekonomik krize çare aranacağını ifade etti. Hükümet Programında yer verilmeyen böylesi bir platformun, zorunluluk nedeni ile ifade edilmesi yine de dikkate değer bir hadisedir. Peki bunun başarı şansı var mı? Verimli olması için neye dayanması gerekir? Önce güvene ve bunun besleyeceği verimli diyaloğa. Bu olmazsa, bu adım kaosu besler. 
Daha şimdiden haklı olarak bu ağır enflasyon koşullarında her kesim, kendi taleplerini öne aldı. Sendikalar enflasyonun alım gücünün ateşe tutulmuş tereyağı gibi eritmesi üzerine; HP ödeneğinin iki ayda bir ödenmesi talebini dile getirdi. Asgari ücrete de benzer talep yapıldı. Hayvan besleyicileri devlet desteğinin artmasını istedi. Çiğ süte yapılan kısmi artış, süt ve süt ürünlerinin aşırı zamlanmasını getirdi. Bu tüm tüketicilerin tepkisini çekti. Artık hellim yemek de lüks oldu.
Müteahhitler ise devlet ihale sistemindeki birim fiyatlarının, bu ağır enflasyon koşulları nedeni ile yaşanan fiyat fırlaması yüzünden, düzenlenmesini talep etti. Bunun için devlet ihalelerine teklif vermeme direnişi ilan etti. Turizmciler turizm teşviklerinin ilan edilmesini ve desteğin artmasını istiyor. Esnaf destek, Sanayiciler de bu ağır enflasyon koşullarında devlet desteği bekliyor. Dünyada artan enflasyon ve emtia, petrol fiyatlarındaki ve lavlun artışı ile tedarik zincirindeki sorunlar nedeniyle reel sektör devlet desteği istiyor. Halk alım gücünün erimesi ile devletin desteğini bekliyor.
Bu hal içinde toplumsal ortak payda bulmak gerekli. Bu nedenle zahmetli bir iştir. Ancak ekonomik ortak bir zemin ifadesine değer verirseniz, zahmete de katlanmanız gerekir. Zahmet ise güven duygusunu beslenmesindedir. Bu noktada hükümet, önce para pula dayanmayan ciddi adım atmalıdır. Öncelikle, Üst Kademe Yöneticiliği atamalarında Daire Müdürlerinin bundan muaf tutulması ve bu makamların liyakat, bilgi ile doldurulmasına dönük yasal değişiklik işine girmesi gerekir. Çünkü her kesimden özveri talep edecek olanın, öncelikle artık absürt ve bir siyasi iltimas dağıtma aracı haline dönen; dur otur müşavir üretmekten başka bir sonuç vermeyen ve devleti hafızasız, verimsiz bir hale sokan bu siyasi istismar yetkisinin derhal kaldırılacağını ilan etmelidir. Ama bunun yerine, Yerel Yönetim Reformu diyerek müşavirliği Belediye Başkanları ile artırma yolunu tutu. 
Diğer nokta ise tüm kesimlerle ağır enflasyonun nedeni konusunda tespit ortaklığına hazır olmalıdır. Bu geçiştirilecek mevzu değildir. Ayrıca para pul istemeyen, bir başka noktaya daha hazır olmalıdır. 
Şu anda hayatın tüm alanlarında bir çöküşün yaşanmamasının bir nedeninin, kur farkı nedeni ile Güneyden yaygın olarak yapılan alış veriş olduğu gerçeğidir. Bundan hareketle, toplumsal ekonomik varlığımızın devamı motivasyonun, Türkiye ile olan ilişkiler yanı sıra; Güneyle de olan bu ciddi ekonomik ilişki olduğu gerçeği nedeni ile AB ve Dış Dünya ile çok yönlü ilişkileri geliştirecek bir politik duruş da gerektiğini hiç olmazsa görmesi gerekecek. Ha bunlar zor mu? 
Öyle ise güveni besleyecek bir esastan başlasın. Bunlardan biri Üçlü Kararnameyi Daire Müdürlüklerini bunun dışına alarak daralmayı hemen ele alsın. Ayrıca EK Bütçeyi, toplum kesimlerinin katılımı demeyeyim; görüşlerini alarak, hemen Meclise sevk etme adımı atsın. Bu ikisi düşünsel ve siyasi çetrefilli meseleler değil. Aksine, Ekonomik ve toplumsal aklı besleyecek vitaminlerdir. Hadi adımı bunlarla besleyin ki gelişsin. 

YORUM EKLE

banner471

banner473