Dedikodu, yoktur sonu

   Sürgündeki Namık Kemal, Mağusa’daki zindandan ayrılırken kendisine sormuşlar:

   “Küçük ve karanlık bir yerde çok mu acı çektiniz?..

   Namık Kemal cevaplamış;

   “Vallahi zindanda geçirdiğim günlerden daha çok buradaki dedikodular beni üzdü…”

   Kıbrıslıların ününü artıran konulardan biridir dedikodu…

   Türk’ü, Rum’u fark etmez…

   Şimdi iki lider Çarşamba günü üç saat süreyle görüştü ya…

   Toplantı sonrasında ‘hangi konuları görüştüklerini, hangi konularda anlaşamadıklarını’ açıklamadılar ya…

   Aman efendim aman…

   Bu kadar saatte kapalı oda içinde ne yapmışlar?..

   Ne yapabilirler ki?..

   Çocukluk hatıralarını, giydikleri kıyafetleri, Tufan Hoca’nın oğlunu, Nikos’un kızlarını…

   Yemek hobilerini konuşmuş olamazlar mı?..

   Nikos en çok da balık severmiş…

   Bilmeyenler öğrensin…

   Kıbrıs’ın barbunu ve kalamarını sofradan eksik etmezmiş…

   Tufan Hoca, Kıbrıs usulü şiş ve şeftali severmiş…

   Bunları konuşmadan, herhangi bir yakınlaşma olmadan, geleceği nasıl şekillendirebilirler ki?..

   Gel de bunu dedikoduculara anlat…

   Anlatamazsın…

   Çok değil üç saatlik bir görüşme yapmışlar…

   Guterres’in huzurunda bile bir saati bulmadan ayrılmışlardı…

   Demek ki arada birinin olmasını istemiyorlar…

   Özgürce görüşmede yakınlaşma adımları daha kolay atılır…

   Derken, ikinci görüşmenin tarihi geldi…

   Hem de bir hafta sonrası için…

   Bu kez üç yerine dört saatlik bir görüşme olursa…

   Ve sonrasında ‘hangi konularda ilerleme olduğunu’ açıklamazlarsa…

   Görün neler söylenecek neler…

   Dedikodu mekanizması devreye girecek…

   İşin bu noktasında biraz gerilere gitsinler…

   Yani Annan Planı dönemine…

   O dönemde Rum toplumun lideri olan Tassos Papadopulos, iki toplum arasında anlaşma ve barış olması için ‘yakın temas’ gerektiğini söyleyip duruyordu…

   Merhum gazeteci Alekos Konnstantinidis de ona, Alithia’daki köşesinde açık açık sormuştu:

   “Yakınlaşma derken öpüşmeden mi söz ediyorsun Tassos?..”

   Şimdiki Rum gazeteciler arasında liderliğe bu tür sorular sorabilecek cesur yürekli birini bulamazsınız…

  Bu noktada Cumhurbaşkanı Erhürman’a, Rum gazetecilerle neden buluşmadığını soranlar vardır…

  Denemesi bedava…

   Mehmet Ali Talat başkandan da bilgi alabilirler…

   Sayın Talat ilk adımda bir Türk gazetecinin yardımıyla Girne’deki bir otelde dört Rum gazeteciyle yemek yemişti…

   Sonrasında kahvaltı organize etti…

   Saraya vardığı zaman kendisine sadece bir foto muhabirinin geldiğini söylediler…

   Morali çok bozulmuştu…

   Gelmezler arkadaş gelmezler…

   Bizden iki kişi çağırdıkları zaman oraya 12 kişi gider…

   Ama onlardan 12 kişi çağırdığınızda bir kişinin gönderildiğini görürsünüz…

  O yüzden hayal aleminde yaşamayın…

   Kendi kendinizi avutmayın…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sinan
Sinan - 5 saat Önce

74 öncesi Faşist Rumlar ile Eokacılardan Kıbrıslı Türklerin Çekmediği kalmadı doğru Da ‘
KKTC sonrası Kıbrıs Cumhuriyetinden ve Elamcılardan Çekmediğimiz mi kaldı yani ! AB’den BM’den de KKTCnin Çekmediği mi kaldı ! G.K Ülkeleri KKTCye koydukları Ambargolar ile çektirmedikleri mi kaldı yani ! Vayyy bu KKTCyi neden kimse İstemiyor acaba ! Fransa Amerika Arab Ülkeleri bile KKTC’nin kuyunu kazmiyorlar mı yani ! Tüm Dünya Suçlu değilmidir ki Suçsuz KKTCye Çektirmedikleri kalmadı !
FOR EVER TRNC …

Sinan
Sinan - 4 saat Önce

Bay Hristodulidis Bayan Holdings ve BM yeya AB ile Görüşüyor ‘ KKTC Dış işlerine bakanı ile KKTCyi yönetenler Sitem Ediyor !
Bay Hristodulius Bayan Holdings AB ve BM ile Görüşmüyor KkTC Dış işlerine bakanı ile KKTCyi yönetenler Seviniyor ‘ Hristodulius Holdings AB ve BM ise Sitem Ediyor !
Vayyy be Sayın Tufan Erhurmann ?
YUKARI TÜKÜRSEN BIYIK AŞAĞI TÜKÜRSEN SAKAL !
Galiba bu İşi Sen de Başaramayacaksın !

banner582

banner471

banner628

banner473