
Üç dönemdir milletvekilliği yapan İrene Haralambidis ile AKEL yönetimi karşı karşıya geldi. AKEL’in kuralları bu dönem aday olmamasını emrediyor ama Haralambidis, milletvekilliğinden ayrılmak istemiyor. Haralambidis’in iyi bir oy potansiyeli olmalı ki düşünce yapısına yakın duran başka partiler onu listelerine almaya çalışıyorlar.
Olay ve tartışma ilginç boyutlara vardı. AKEL, Haralambidis’i parti meclis grubundan attı. Parti yöneticileri oyların partiye verildiğini ve koltukların da partiye ait olduğunu ileri sürerek Haralambidis’in milletvekilliğinden de istifa etmesini ve yerini kendinden sonra gelen AKEL adayına bırakmasını talep ediyorlar. Haralambidis ise seçmenleri tarafından “tercih edilmiş biri olarak” istifa etmeyi reddediyor.
Bu tartışma, KKTC’deki karma oy tartışmasını andırıyor.
Demokrasimizin temelinde siyasi partiler varmış… Siyasi partilere oy vermek esasmış… Seçmenlerin partilerin halka sundukları programlara oy vermeleri gerekirken oylarını adaylar arasında dağıtmaları çok partili demokratik düzene uygun olmazmış…
Bunları duyanlar, KKTC demokrasisinin halkın sorunları geçerli çözümler üretmede oldukça başarılı olduğunu ve bu başarıyı artırmak için “partiler demokrasisini” güçlendirmek gerektiğini sanacak!
KKTC demokrasisinin yeterli çözümler üretememesinin temelinde yetersiz demokrasi veya yetersiz özgürlükler vardır. Bu yetersizlikler ise seçmenlerden daha çok parti üst yönetimlerinden kaynaklanmaktadır.
UBP içinde yaşananları anımsayan herkes bunun ne demek olduğunu hemen anlayacaktır. UBP’de halkın yaşadığı sorunlara nasıl çözüm bulunabileceğine dair herhangi bir tartışma yoktur ama Ankara’dan güç alarak parti içinde yükselmek ve hatta başkan olmak isteyenler çoktur. Karma oyun olması veya olmaması, Kıbrıs Türk halkının UBP’den elde edeceği yararı hiçbir şekilde etkilememektedir.
Muhalefetin güçlü partisi CTP’de toplumsal tartışmalar olmakla birlikte bu tartışmaların parti içinde güç biriktirme ve seçilme olasılığını artırmakla fazlaca ilgili olmadığı da bilinen bir diğer gerçektir. Karma oyun, CTP’nin muhalefet veya hükümet performansını olumsuz yönde etkilediği de iddia edilemez.
Tam tersine, karma oyun varlığı, siyasete girerek topluma hizmet etmek isteyen ama parti içindeki gücünü yetersiz gören kimi heveslileri cesaretlendirmektedir. “Biraz partililerden, biraz da parti dışından oy alarak seçilebilirim” umudu, yeni simaların siyasete girişini kolaylaştırmakta; halkın seçeneklerini artırmaktadır.
Buna karşılık, etkili bir program hazırlayabilen partiler birliğini korumak konusunda zaten bir zorluk yaşamamaktadır. Dıştan gelen üç-beş oy, parti içinden güçlü destek alan adayların seçilmesini engellemek bir yana onları daha da güçlendirmektedir.
Demokrasinin çözüm üretebilmesi, siyasi partilerin verimliliği ile bu verimlilik ise rekabet ile ilgilidir. Karma oy, rekabeti köreltmez artırır.
Ne kadar çok kural koyarsanız, partili demokrasiyi o kadar kısırlaştırmış olursunuz!


