Dil, Çürük Diş

Bu günlerde gerçekten çok kararlı ama çok da soğukkanlı olmak gerekir.
Biliyorsunuz, dişinizde çürük varsa, kontrol edemediğiniz bir şekilde, " dil, çürük dişe gider". Bu söze, siyasi yaşam içinde de değer vermemiz gerekir. 
Yanlışı kim ifade ederse, ya da yaparsa, bir kısım endişelerle bunu eleştirmezseniz, bilin ki suskunluğunuz sonuçta, karşı olduğunuz yanlışın yaygınlaşmasına yol açar.
Bu nedenle yanlış kendi "mahallemizden" geliyorsa. Siz solcu, ya da sağcı olun. O yanlışı eğer, "kendi mahallelim" de beni dışlayacak, ya da mahalleliye zarar vereceğim endişesi içinde eleştirmezseniz. 
Bilin ki karşıtlarınızın "dili o çürüğe gidecek" ve inandığımızı değerler zarar alacaktır.
Güneyden gelen ve kuzeyde beslenen
Bu günlerde, Güney Kıbrıs'ta, görüşme sürecinin olumlu gelişmesinden endişelenen Güneyin Bağnazları seslerini yükselttiler.
Kilise Sen Sinod Meclisi’ni topladı. Bu toplantıdan sonra Federal Çözüm çabalarına dönük zehir zemberek bir açıklama yapıldı.
"Eğer Kıbrıs Cumhuriyeti yerine iki eşit devlet temelinde bir ortaklık devleti yaratılırsa, Türkiye'nin onayı olmadan herhangi bir uluslararası antlaşma imzalamak dahi mümkün olmayacaktır. Bu da Kıbrıs Helenizminin Ata yadigarı topraklarda sonlanması demek olacaktır" diye bir açıklamayı Kilise yaptı.
Dini bir kurumun siyasi açıklama yapması yanlış. Ama bunu gerçek olmayan yaklaşımlarla dile getirmesi ise çok daha büyük bir günahtır. Kıbrıs Kilisesi, "Türkiye'nin izni olmadan uluslararası antlaşma yapmak dahi olanaksız olacaktır" diyor. Yani insanlarına yalanla, korku salarak, Federal çözüm karşıtlığı oluşturmaya çalışıyor. Bu açıklama yalnız yanlışı içermiyor. 
Kuzeydekileri bir değer değil, yalnızca bir uydu olarak tanımlama küstahlığı yapıyor.
Ortaklık Devleti , "Kıbrıs Helenizminin ata yadigarı topraklarda sonu olacak" diyor. 
Sayın Hrisostomos, Kıbrıs senin ata yadigarı toprağındır da Kıbrıslı Türklerin nesidir? Senin kadar Kıbrıslı ve senin kadar ortak yurdun mensubuyuz. 
  Bu; aynı din, dil ve renkten olmayanın, farklı ulusal kimliği olanın "yaşamak hakkı yoktur, benim eşitim değildir" diyen faşist görüştür.
  Diğer olay ise DİKO ve EDEK'in görüşmelerdeki gelişmeler nedeni ile Sayın Anastasiadis'in çağırdığı toplantıyı terk etmeleridir. Amaçları dün yapılacak olan Ortak Açıklamayı zayıflatmak ve New York'ta BM Genel Sekreteri ile düzenlenecek olan zirveyi dinamitlemektir.
Susarsak
  Eğer bunları eleştirmez, hatta bu açıklamalara karşın Sayın Nikos Anastasiadis'in ve AKEL Genel Sekreteri Sayın Andros Kiprianu'nun bunlara dönük yönelttikleri eleştirileri de görmez veya önemsemezsek. Bırakın çözümü, insani demokratik değerlerin yol almasına dahi katkı sağlamayız.
Hele, Kilisenin açıklamasından ve DİKO'nun, EDEK'in bu akıl dışı davranışlarından Federal çözüm karşıtlığı zemininde medet umarsanız. 
  Ya da , "aman şövenizme katkı olmasın" diyen bir endişe içinde, bunları susarak karşılarsanız. Sağcı ya da solcu olarak kendinizi tanımlamanıza bakmazsanız, bilin ki siz, Güneydeki fanatiklerin, bu adada yaşayan herkesin ve Türkiye ile Yunanistan'ın başını belaya sokma çabalarına yol döşemiş olursunuz. Çünkü yalnızca aynı ana dili konuşanları eleştirmek, toplumlararası sorunların çözümüne katkı sağlamaz.
YORUM EKLE