banner564

Doğru ve yanlış

   Başbakan Ünal Üstel, toplumda gerilime yol açan yasa tasarısının Meclis’te görüşülmesini ertelemekle doğru olanı yaptı…

   Tümüyle geri çekerse daha da iyi bir iş yapmış olacak…

   Başından beri izlenen siyaset zaten yanlıştı…

   İran savaşı yüzünden dünyanın ekonomik açıdan ciddi sorunlar yaşamaya başladığı bir dönemde Kıbrıs’ın kuzeyinde ‘maaş artışı’ tartışmasına yol açmak doğru değildi…

   İşletmelerin en zor döneminde, Nisan sonu hayat pahalılığı artışı öngörmek, büyük bir çoğunluğunun iflası anlamına gelirdi…

   Bunu Temmuz’a bırakmak yerine Nisan’a çekme yanlışından vazgeçilmesi iyi oldu…

   İkinci öneri de gereksizdi ve gerilimlerin devamına yol açtı…

   Şimdi üçüncü adımda bu tasarıyı olduğu gibi geri çekmeli ve bundan sonraki süreçte sıkı tasarruf tedbirleri uygulanmalıdır!..

   Lüks tüketime ağır vergi getirmeli, kayıt dışılığı önleyecek ağır cezalar yürürlüğe girmeli!..

   Çok değil; 5 kişiyi yakaladığınız anda diğerleri işin ciddiyetini kavrayıp kayıt altına girmesi gerektiğini anlayacaktır…

   Hükümet ortakları arasında menfaat çatışmasının yaşandığı bir dönemde bunları yapmak elbette kolay değildir!..

   Ama başka çaremiz de yoktur!..

   Erken seçim konusunda halkın her geçen gün daha istekli olduğu da görmezden gelinemez…

   Ne var ki; mevcut sistemle seçimlere gitmekle, biriken sorunları çözebilmek çok zordur!..

   Hatta mümkün değildir…

 Kıbrıs sorunu ve Rumlar

   Önümüzde bir de Kıbrıs sorunu vardır!..

   Bazı güçlerin planları arasında Türkiye-İsrail gerilimi yaratıp, bu süreçte Kıbrıs’ı bitirmek vardır…     

   Gizlense de bunun ayak sesleri geliyor!..

   Kıbrıslı Rumların Paskalya kutlamaları sırasında Türkiye ve KKTC bayraklarını yakmaları da, perde gerisinden gelen ‘cesaretlendirme’ mesajlarının bir sonucudur…

   ‘Cyprus Media’ adlı Rum özel haber sitesinde yayınlanan videoyu izleyince derinden bir endişe hissetmemek mümkün değildir…

   Rum komandoların kucaklarına çocukları da alarak odun parçaları üzerine yerleştirilmiş bayraklarımızı yakmaları ürkütücü olduğu kadar düşündürücüdür de…

   Bir an için çözüm olduğunu ve Türk askerinin adadan çekildiğini düşünelim…

   Onlar 28 Ekim ‘Ohi’ gününü Yunan bayrakları altında kutlarken, Kıbrıslı Türkler bir gün sonrasında, yani 29 Ekim’de Türk bayrağı çekebilecek mi evlerine?..

   Düşünmek ve eğer müzakereler başlayacaksa bu gibi konuları masaya getirmek zorundayız…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Akdeniz
Akdeniz - 13 saat Önce

Zenginlikler içinde kurup 42 yılda batırıp talan ettiğimiz Dünyada kimseye tanıtamayıp var olanı Yok ettiğimiz ‘ bugün tutulacak yeri kalmayan Pahalılıktan ve Yönetimsizlikten girilemeyen KKTC Külliyesinde birbirimizin Kuyunu kazmaya devam ededuralım Gerçekten bugün Dünyada Güney Kıbrıs da dahil KKTC ile Birleşmek veya Ortak olmak isteseyebilen bir Ülke mi var yani ! Kendi kendimizi Kandırımayalım Tüm Sektörlerini batma noktasına getirdiğimiz Yaşam Standartlarının ise yerle bir olduğu KKTC’ye Afrikalılardan Pakistanlılardan başka Kazıklayip kaçırdığımız İngilizler de dahil Kurduğumuz kötü düzen ile Yatırımcılar Londralı Türkler veya Turistler Neden gelmek istesinler ki ! Tüm bu gerçekler ile Uluslararası Hukuk dışındaki Dünyadan dışlanmış Uluslararası Ulaşım yasağı olan ve Tanınması yasaklanan For Ever KKTCnin ne gibi bir geleceği mi olacak ? Ünlü Falcı Elmaziye Hanımı bulup da sormamız gerekmiyor mu yani !

Öz
Öz - 8 saat Önce

Çözüm istiyor muyuz? Yoksa istemiyor muyuz? Çözüm istiyorsak Türk askeri de Yunan askeri de adadan gidecek. Irkçılık yasaklanacak, laiklik anayasa maddesi olacak dinin devlet işlerine sokulması yasak olacak. Hukukun üstünlüğü olacak. Gündemimizde bunlar olmalı. Yok eğer çözüm istemiyorsak kışkırtmalara devam etmeliyiz. Biz”’Bin gavur kellesi bir kin ödemez.” derken Rumlar bayrak yakıp, Enosis çığırtkanlığı yapsınlar. Hala daha ırkçılık ve fundamentalizmin dünyayı ne getirdiğini görmez ve çareler üretmezsek halkın mutluluğundan değil ırkçılık ve fundamentalizm fayda sağlayanların ekmeğine yağ sürmüş olacağız.

banner608

banner473