Doğu Akdeniz’deki denklemin neresindeyiz?

Hatırlıyorum da coğrafyamıza ilk Coronavirüsü geldiğinde nasılda evlere kapanmıştık. Her gün evimizden Coronavirüsün coğrafyamızdaki gelişimi ile ilgili haberleri önce sosyal medyadan sonra ise yetkili makamlardan takip ediyorduk. Ancak Akdeniz’deki hareketlilik Coronavirüsüne rağmen hiç durmadı.
Kıbrıs adası Avrupa enerji hattının güvenli çalışmasına veyahut çalışmamasına neden olabilecek özelliklere sahiptir. Küresel amaçları olan bir gücün, Orta Doğu, Basra Körfezi, Kafkaslar, Balkanlar, Doğu Akdeniz, Türk Boğazları, Ege ve Süveyş Kanalı ile Kızıldeniz’deki dengeleri ve bu bölgeleri denetleyen Kıbrıs’ı göz ardı etmesi mümkün değildir. Her zaman hareketli bir bölge olan Kıbrıs Adası üzerinde, küresel jeopolitik mücadelede sahne değişmemiş ama aktörler değişmiştir.
Kıbrıs, petrol-doğal gaz üreticisi ve tüketicisi konumunda olan ülkelere hâkim olmak için iyi bir kontrol ve saldırı merkezi konumundadır. Kıbrıs sorunu bu açıdan ele alındığında evrensel yankılar uyandırmaktadır. Diğer bir değişle Kıbrıs sorunu, ilgili devletlerin ulusal sorunlarına yansıyacağından, ilgili devletler Kıbrıs’ın kontrol şeklinde kendisine bir rol biçmektedir. Belirttiğim nedenler ışığında Kıbrıs sorunu, Kıbrıslı Türk-Rum arasında ikili bir çatışma alanı gibi değil, Doğu Akdeniz’de bölgesel bir bunalım alanı olarak algılanmalıdır. Bunalımın aşılması adına birden çok çözümler üretilebileceği gibi, bölgenin coğrafi özellikleri dikkate alındığında üretilecek çözümde, Kıbrıs Türk ve Rum toplumunun enerjide ortak hareket ederek, Türkiye’nin sağladığı coğrafi yakınlıkla geçiş ülkesi olarak kullanılması akılcı bir çözüm olacaktır.
Gayet iyi biliniyor ki birçok devletin çıkarları doğrultusunda emellerini gerçekleştirmek istemektedirler. Kıbrıs Adasına en yakın kara parçası olan Türkiye’nin de çıkarlarını koruması en doğal hakkıdır. Özellikle Ege Denizi’nde dengelerin Türkiye’nin aleyhine bozulmasından sonra, Akdeniz’de de Kıbrıs’ın Yunanistan’ın egemenlik alanı haline gelmesi, Doğu Akdeniz bölgesinin büyük ölçekli ülkesi olan Türkiye’yi nefes alamaz hale getirecektir.
Küresel güçlerin ve Doğu Akdeniz’e kıyısı bulunan ülkeler gerçekleştirdikleri enerji merkezli faaliyetlerle tansiyonun yükselmesine neden olacak adımlar atmaktadırlar. Bölge ülkeleri çeşitli adlar ve oluşumlar altında Türkiye ve KKTC’nin sürecin dışına itebilmek adına resmi ve gayri resmi ittifaklar oluşturuyor. Bölge ülkelerinin, uluslararası enerji şirketleriyle ortak yürüttükleri hidrokarbon arama faaliyetleri aracılığıyla Türkiye'nin ve KKTC'nin barışçıl taleplerine olumsuz yaklaşım sergilemektedirler. 
Dolayısıyla Türkiye'nin arama ve sondaj gemileriyle sahaya inerek, bölgede etkinliğini artırarak haklarına ve çıkarlarına sahip çıkmaktadır. Türkiye bölge ülkelerinden gelebilecek kışkırtıcı müdahalelere engel olabilmek için de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin deniz unsurlarını da harekete geçiriyor. Şunu net olarak göre bilmeliyiz ki Türkiye, uluslararası hukuktan doğan egemenlik haklarını korumak amacıyla önlemler alıyor. 
Doğu Akdeniz’de oluşan bu yeni denklemde biz Kıbrıslı Türkler olarak yer almak istiyorsak, bir an önce başımızı kaldırıp çevremizde gelişen olayları çok iyi etüt etmeli ve bir an önce ulusal bir bilinç oluşturmamız gerekmektedir. Aksi halde Doğu Akdeniz’de şekillenen denklem içinde yok olup gideceğiz.
Herkese güzel bir hafta dileklerimle, iyi pazarlar.

YORUM EKLE

banner456

banner459

banner455

banner460