Dome ve Vicdani Ret

Dome Hotel ve Vicdani Ret, tartışma kültürünün yerlerde süründüğünü bize yine yaşattı.
Bakın basında yer aldı. Vakıflar Genel Müdürü Sayın Benter, bir Milletvekilini de yanına alarak, basın toplantısında, Dome Hotel için ondan İhale teklifi aldığına dair bir fotoğraf verdi.
Bu resmen siyasi bir niyet için atılmış hileli bir gösteri. Hileli, çünkü Vakıflar ve Hükümet,  bu yer için İhaleye çıkma kararı almadı. Nasıl olurda ihaleye çıkmadığınız yer için teklif kabul edersiniz?
Çünkü bu adım;  Dome Hotel’in çalışanlarca işletilmesine yönelik bir uygulamayı, siyasi amaç için ortadan kaldırmaya dönük oyunun bir parçasıdır. Böylece bu adımla, bu yerin, özel kişi veya kurumlara verilmesine dönük bir siyasi niyete destek olunacak.
Burada Sayın Benter'e ve o teklifi şov amaçlı veren milletvekiline şunu sormak gerekir. Bu siyasi şov uğruna kaç değeri yıktınız?
Siz Sayın Benter, bir yerin nasıl ihaleye çıkılacağını bilen bir sorumlu müdürsünüz. Vakıflar gibi tarihi bir değerimizi nasıl olurda böylesi bir siyasi oyunun figüranı haline döndürebilirsiniz?
Burada dini değerleri, dürüstlüğü ve kanun hakimiyeti gibi değerleri. Devlet yapısı içinde,  Hükümet ve Vakıflar kurumun yönetimi gibi hiyerarşik değerleri,  bir siyasi amaç için ayaklar altına almaktan hiç ama hiç mi çekinmediniz?
Kıbrıs Türk Toplumunun koskoca tarihi bir Vakıf birikimini, kanuna ve kurallara karşı resmen bir siyasi  “göz bağcılığı”  uğruna, bir figüran durumuna düşürmekten hiç ama hiç mi çekinmediniz?
Vakıflar, siyasi ve ideolojik oyunların aracı olamaz! Peki, Din İşleri Başkanlığı buna ne der? Yoksa Vakıflardan aldığı kaynaklar nedeni ile bu kurumun, siyasi ve ideolojik amaçlar için tarihi ve dini değerlerin ayaklar altına alınmasına dönük oyunlarına ses çıkartmaz mı? 
Hâlbuki iş çok basit. Çıkar ve “Özelleştirme Yasasında yer almasına karşın ( 8. madde) bir kamu kuruluşunun işletilmesinin çalışanlara devrine karşıyız“ diyebilirsiniz. Dome Hotel’in çalışanlarca işletilmesine karşı çıkan ve sözleşmenin uzatılmasını isteyen herkesi suçlayan;  siyasi, sendikacı ve Vakıflar Müdürü bunu böyle ifade etse, daha tutarlı olabilirler. Helal olsun dersiniz.
Sayın Benter, bu oyununuz, yani “doğmamış çocuğa don biçen” tavrınız;  çıkılmayan bir ihaleye teklif kabul etmeniz, Vakıfları; siyasi oyun için “göz bağcılığı “  aracına döndürmek gibi oldu. Yazık.
Vicdani Ret 
Vicdani Ret için de söylenmedik kalmadı. Bunun için ulusal ve toplumsal pek çok değer alt üst edildi. Ulusal değerler ve askerlik görevini kutsamak üstünden, pek çok değer ayaklar altına alındı. Sonuçta mahkeme Vicdani Ret hakkı için seferberliğe gitmeyi ret eden Sayın Halil Karapaşaoğlu’na 2000 TL para cezası veya 20 gün hapislik cezası verdi. İlgili kişi istinafa başvurdu. Askeri Yargıtay da bu 20 günlük hapislik cezasını 3 güne düşürdü. Böylece Sayın Halil Karapaşaoğlu serbest kaldı.
Vicdani Ret Hakkı konusunun ele alınmasını isteyenleri askerlik düşmanı, Rumcu, hain ilan edenler. Şimdi Askeri Yargıtay'ın Sayın Karapaşaoğlu'nun serbest kalmasını getiren kararına ne dersiniz?
Yoksa Askeri Yargıtay da, o hakaret ettiğiniz, hain diye tanımladığınız insanlar gibi mi?
Siyasi ve ideolojik kısır amaçlar için muhalefet edeceksiniz diye, değerleri göz ardı ettiğinizde, geride ne güzel bir gelenek, nede içerikli bir yeni değer bırakırsınız. Geride kalan, ilkesiz bir kör döğüş olur.  Bu ise toplumsal hiç bir ilerlemeye güç katmaz. Aksine var olan değerleri de yok eder.

YORUM EKLE