Döviz, zamlar, hükümet ve önlemler

   Dövizdeki yükseliş tersine dönerken, marketlere ve restoranlara yansıyan zamlar krizi fırsat bilenler tarafından ‘kalıcı’ hale getirildi…

   Bir hafta öncesinde, güneyden çok daha avantajlı duruma gelen ve Rumlara ciddi miktarlarda gıda maddesi satmaya başlayan KKTC, şimdi güneyin üzerindeki fiyatlarla kendi halkına ciddi sıkıntılar yaşatıyor…
   Özellikle zorunlu tüketim maddelerine yapılan aşırı zamlar kabul edilebilir değildir…
   Sterlin 9 TL’yi aştığı zaman 10 liradan 18 liraya çıkarılan bir malın fiyatı, Sterlin 7’ye düştüğü zaman da ucuzlatılmalıdır…
   Ne var ki; son 44 yılda ülkemizdeki ticari düzen, sadece belirli bir kesimi korumaya yönelik çalışıyor…
   Kaybeden dar ve sabit gelirli insanımız oluyor…
   Kazanan bir diğer taraf ise, 2003 yılından beri Rum tarafı oluyor…
   Peki, tüm bu olanlar karşısında hükümet ve belediyeler ne yapıyor?
   Başbakan Tufan Erhürman ile dün iki saati aşkın bir süre alınacak önlemler konusunda oldukça yararlı bir sohbetimiz oldu…
   Erhürman, Ekonomi Bakanlığı’nın ‘gerekli görülen hallerde’ ithal ürünlerinin maliyeti hakkında sorgulama yapacağını ve aşırı kar ile piyasaya sürülenler hakkında önlem alınacağını söyledi…
   Yine gerekli görülmesi halinde bazı ürünler ‘Denetimli mallar’ listesine alınacak…
   Erhürman “krizi, fırsata çevirmelerine izin vermeyeceğiz” diyerek iddialı bir duruş sergiledi…
   Bizler de bunun takipçisi olacağız…
   Hükümetin düşünceleri arasında önemli bir konu daha vardır…
   Alış-verişlerde ödemelerin kredi kartı ile yapılması halinde, vergi iadesi düşündüklerini belirten Erhürman, bu şekilde ‘kayıt dışı’ ekonomiyi bir miktar kayıt altına alabileceklerini düşünüyor…

Okul harçları

   Başbakan Erhürman; bir tanesi hariç özel kolejlerin tümünde kurların sabitlendiğini ve TL üzerinden 
işlem başlatıldığını söyledi…
  Bunun dışında kalan tek özel okulda ağırlıklı olarak dıştan gelenlerin eğitim gördüğü ve aşırı talep alan bu eğitim kurumunun fiyat indirme veya sabitleme gibi bir önleme gerek duymadığı belirtildi…
   Başbakan Erhürman, artık tüm siyasilerde ‘değişmez slogan’ haline gelen turizm ve eğitim sektöründeki istihdam konusuna da değindi…
   Hedeflenen ‘daha çok yerli istihdamı’ ve ‘daha çok yerli malı’ tüketimidir…
   Ancak biliyoruz ki; daha çok yerli istihdamı söylendiği kadar kolay bir iş değildir…
   Gençlerin ezici bir çoğunluğu kamuda çalışmayı; böylece avantajlı çalışma saatlerinden ve bol tatillerden yararlanmayı tercih ediyor…
   Ezici bir çoğunluğu, garsonluk, temizlik, çamaşırhane gibi hizmetlerde çalışmayı kabul etmiyor…
   Hal böyle iken otellerde daha çok yerli istihdamını başarabilmek çok zordur…
   Daha çok yerli malı tüketimine gelince…
   Bu konuda en sağlıklı bilgiyi Mehmetçik Belediye Başkanı’ndan alabilirsiniz…
   Bölgedeki otellerin ‘doğal yerli ürün’ talebi olduğunu, fakat ihtiyaç duyulan yumurtayı dahi bulamadıklarını her fırsatta dile getiriyor…
   Becerip de üretebilenler ise satışta herhangi bir zorluk çekmiyor…
   Kozanköy’de yaşayanlar gibi…
   Bu köyümüzde yaşayanların, Savaş Boransel adlı vatandaşın organizasyonu ile ürettikleri her şeyi Merit otellerine sattıklarını Başbakan Erhürman da biliyor…
   Öyleyse; diğer köylerimizde yaşayanlar da üretim konusunda teşvik edilmeli ve bu konuda bir seferberlik başlatılmalıdır…
   Daha çok üretim; daha çok kazanç ve daha mutlu bir yaşam demektir…

Unutulan kesimler
   Başbakan Erhürman ile samimi ve çok keyifli sohbet sırasında kendisine ‘çok yüksek miktarlarda’ gelir getirici 2 öneride bulundum…
   Birincisi, kira sözleşmelerinin kontrol altına alınması…
   Girne Muhtarlar Birliği Başkanı’na göre; kirada oturan üniversite öğrencilerinin yüzde 85’inin elinde sözleşme yoktur…
   Bu ne demek oluyor?..
   Devlet kiralardan vergi alamıyor…
   Öyleyse bu çok önemli konuya bir el atılmalı…
   Başbakan Erhürman, kiralarda stopajın yüzde 13’ten 1’e düşürüldüğünü, önümüzdeki günlerde kira sözleşmelerini teşvik için kur sabitlemesi yapılacağını söyledi…
   Bunu başarabilirse, devletin gelirlerinde önemli artışlar olacak…
   Bir diğer önemli sorun ise, sağlık harcamalarında fatura kesilmemesidir…
   Özel kliniklerde faturasız çalışıldığı için devletin çok büyük oranlarda gelir kaybı oluyor…
   Sadece belirli bir kesimin üzerine yürümekle devlet gelirlerini artıramayız…
   Bizler, kazancımıza göre vergi ödüyorsak; sağlık sektöründe çalışanlar, doktorlar da vergilerini ödemelidirler…
   Zor günleri atlatabilmek için herkesin görev ve sorumlulukları vardır…
   Hükümet tek başına tüm sorunların üstesinden gelemez…
   Vatandaşlar olarak bizlerin yardımına ihtiyaç vardır…
   Bunu başarabilmeliyiz… 

YORUM EKLE