banner564

Dürüstlük silahı, kınından çıksın

  Davos’ta gerçekleşen 2026 Dünya Ekonomik Formunda, dünyada gelişen güce dayalı siyasi ve ekonomik dayatmaları sorgulayan çok değerli konuşmalar yapıldı. En çarpıcı konuşmalardan birini de Kanada Başbakanı Sayın Mark Carney yaptı. Sayın Carney günümüzde, “kurallara dayalı düzenin aşındığını, güçlülerin istediklerini yaptıklarını ve zayıflarınsa buna katlanmak zorunda kaldığını” söyledi. Aynı zamanda, “büyük güçlerin ekonomiyi silah gibi kullanmaya başladığını, gümrük vergilerinin baskı aracına döndürüldüğünü” ifade etti. Finlandiya Cumhurbaşkanı Sayın Alexander Stubb’un; “dünyada değerler temelli realizmin öne çıkması” ifadeleri de günümüzün güç odaklı yaparım yıkarım tutumlarına karşı çok önemlidir. Ancak günümüzde bu sorgulamayı, AB Dönem Başkanı olan “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin siyasileri, Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan’ın devlet ve hükümet yetkilileri ile AB yetkilileri de yapmalıdır. Çünkü, Güneyin bağnazları, “ekonomik ve siyasi izolasyonu”, siyasi eşitlik içinde federal çözümün ötelenerek gerçekleşmemesi için Kıbrıs Türk Toplumuna karşı kullanmaktadırlar. Kıbrıs Türk Toplumunun bu çözümsüzlük şartlarındaki ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlarını da Türkiye’deki güç odakları da kullanmaktadır. Aynı şekilde AB yetkilileri de Kıbrıs’a gelip, Güneyin bağnazları ile birlikte “sınır varillerinin“ aralarındaki deliklerden; Kuzeye bakıp, Kıbrıs Türk Toplumunu “seyretmeleri” de gerçeklere terstir. Bu, “seyrin” fotosunu görünce; “nesli tükenmekte olan bir kuşu veya hayvanı” ürkütmeden seyretmek isteyen, bir doğa gözlemcisi veya belgeselcisi aklıma geldi. Bu “seyirci” AB yetkilileri, AB Dönem Başkanı olan Sayın Hristodulidis’in, AP’deki konuşmasında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu toplumu olan Kıbrıs Türk Toplumundan tek söz etmemesini ve onu yok saymasını, sorgulamaları gerekmez mi? Dünya Ekonomik Formu’nda konuşan Kanada’nın Başbakanı, aynı zamanda şunu da söyledi. “Büyük olmayan güçlerin en büyük silahı dürüstlüktür”. Bu nedenle Kıbrıs Rum ve Yunan tarafları; ayrıca AB; Kıbrıs Türk Toplumuna ve Türkiye’ye karşı dürüst olmak zorundadır. Aynı şekilde Kıbrıs Türk Tarafı ve Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne dayalı bir siyasi sonucu savunurken; Kıbrıs’ta adanın toprak bütünlüğünün ve Anayasal temelin Garantörü olduğunu unutarak, iki ayrı devlet tezini dile getirmemesi gerekir. Dürüstlüğün etkili bir silah olması, buralardan geçer. AB bugün, ABD’nin Gümrük Vergilerini bir araç yapıp da Grönland üzerinden dayatma yapmasına karşı ise; Kıbrıs Türk Toplumuna karşı kullanılan ABAD Kararlarını da unutmamalıdır. Yeşil Hat Tüzüğü’nün daha da genişletilip, etkin olması için, kendi üyesi KC’ine dönük teşvik edici olmalıdır. Bu bakımdan, dürüstlük silahı kınından çıkartılmalıdır.   

YORUM EKLE
YORUMLAR
Tamer Karadeniz
Tamer Karadeniz - 5 gün Önce

Durust olmak gerekirse; federatif cozumu savunanlar bu sayede GKRY vasitasi ile AB sartlarinda bir yasam standardina, calismadan ulasabileceklerini ve rum kardeslerinin refahi kendileriyle paylasacaklarini hayal ediyorlar.. Buna ulasmak icin ise ne vatan topragi, ne bayrak ne de milliyet onemli degil... AB nin temel kurali calismayana mama yok, calisana refahtir.. Bu disiplin zaten bize uymaz..

Tamer Karadeniz
Tamer Karadeniz - 3 gün Önce

83 ten sonra TC toprak butunlugunun garantorudur, devlet butunlugunun degil.. Evet anayasal temelin garantorudur ama 83 sonrasi KKTC anayasasinin. 83 sonrasi rum anayasasinin veya rum toprak butunkugunun garantoru degildir. Siz Ecevitin harekat gunu yaptigi aciklamanin rumlarla ilgili bolumunun sonsuza kadar surecegini mi dusunenlerdensiniz? Ornegin, yabanci bir devlet GKRY'ye savas acsa, TC GKRY'nin garantoru olarak o yabanci ulkeye mudahele mi edecek? Haftasonlari GKRY'ye gecen, yiyip-icen, alisveris yapan ve rum kimligine sahip, Anavatanin gonderdigi mali yardimlarla maas alan eski bir basbakan olarak, Turkiyeyi durust olmamakla suclayamazsiniz, ima bile edemezsiniz... Kibrisli Turkler Turktur ve hic bir Turk nankorlugu unutmaz ve affetmez...!

banner582

banner471

banner628

banner474