Düşen faizler, fırsatlar ve riskler 

  TC Merkez Bankası 24.10.2019 tarihli para politikası kararıyla politika faizlerini % 16,50’den 250 baz puan indirerek % 14’e çekti. Söz konusu kararda enflasyondaki iyileşme görünümü, küresel büyüme endişeleriyle azalan küresel faizler ve ABD yönetimi ile karşılıklı yapılan Suriye anlaşmasıyla azalan jeopolitik riskler etkili oldu. Trump yönetiminin ekonomiye saldırması ve yaptırım tehlikesi şimdilik kalkmış oldu. Akabinde, Türkiye’deki karara paralel olarak KKTC Merkez Bankası da Türk Lirasına uyguladığı mevduat faizini % 10’dan % 8,50’ye indirdi. Böylece, 14.09.2018 tarihinde kur krizinin ardından zirve yaparak % 24’e çıkan politika faizleri % 10 puanlık düşüş yaşamış oldu. Merkez Bankasının açıklamalarına göre; faizlerdeki indirim önden yüklemeli yapıldı. Yani peşinen yüksek şekilde enflasyon tahminlerine göre indirildi. Faizlerin daha da inmesi için belirlenecek olan para politikası üzerinde enflasyon baskı yapacaktır. Yıl sonu enflasyon beklentisi % 12 civarındadır. Reel faiz kazancının sağlanması için politika faizlerinin enflasyonun üzerinde tutulması önemlidir. Keza, % 2 kalacak faiz marjının ülke risk puanın % 3,31 olduğu düşünüldüğünde faiz marjının daralmaması Türk Lirasının istikrarı açısından önemli bir unsurdur. Dolayısı ile 2019 yılında ek bir faiz indirimi yapılması beklenmezken, 2020 yılında enflasyonun kalıcı olarak azalmasıyla ek indirimler gündeme gelebilir. 
  Geçen yıl yaşanan yüksek enflasyonun etkisi fiyatlara yansıdıktan sonra şu anda baz etkisiyle 2019 yılının reel enflasyon artışı seviyeleri görünür duruma gelmiştir. Bu çerçevede 2019 yılının onuncu ayı sonunda Türk Lirası döviz sepeti karşısında % 6,59 oranında değer kaybetmesiyle enflasyonu 2018’e göre azda olsa yine körüklemiştir. Faizlerin daha da azalması için hedeflenen düşük enflasyonun tutturulması ve bunun içinde Türk Lirasının değer kaybının önlenmesi gerekmektedir. Özetle, Türk Lirasında yaşanacak olan değer kayıplarının da tek hanenin altında kalması lazımdır. Amerikan Dolarında yapılan kademeli faiz indirimleri de Türk Lirasının istikrar kazanması, enflasyonun azalması ve TL faizlerinin de inmesi açısından önemli bir destek olmuş ve fırsat yaratmıştır.  
  Politika faizlerinin azalmasına müteakip olarak bankacılık sektöründe eş zamanlı olarak mevduat ve kredi faizlerinde de indirim yönüne gidildi. Türkiye bankalar arası para piyasalarında işlem gören mevduat faizleri % 13,33’e kadar geriledi. Türkiye’deki ve KKTC’deki bankaların ağırlıklı ortalama kredi faiz oranları % 15,5 - % 18 bandına çekilirken, mevduat faizleri ise ağırlıklı ortalama olarak % 13 - % 14 bandına geriledi. Azalan faiz ortamında halkın harcamaları ve şirket yatırımları tarafında çöken iç talebin canlanması murat edilmektedir. Hızla gerileyen küresel faizler nedeniyle gelişmekte olan ülkelere karşın artacak olan risk iştahının etkisiyle dış talebinde canlanması arzu ediliyor. Böylelikle, Türk lirasına olan cazibenin artması ve ılımlı enflasyon ve faiz ortamından dolayı ekonominin hareketlenmesi, ayrıca % 13,9’lara fırlayan işsizliğin azaltılması yönünde iyi bir fırsat doğdu.
  Son yıllarda maruz kaldığımız finansal bozulmalar neticesinde 2018 ve 2019 yılında ekonomik bozulmalar meydana gelmişti. Şimdi ise düzelmeye başlayan finansal göstergeler neticesinde ekonomik iyileşme yaşanabilir. Ancak, finansal düzelmelere baskı yapan jeopolitik riskler belirsizliğini hala daha koruyor. Bir takım jeopolitik risk serisinin uzun soluklu olacağı anlaşılıyor. Zira, Suriye konusunda ABD ile yapılan anlaşma neticesinde yaptırımların kaldırılması kararı piyasalarda olumlu atmosfer yaratmıştı. Fakat, hemen akabinde ABD Temsilciler Meclisinde 11 hayır oyuna karşın 405 evet oyu ile 1915 – 1923 yılları arasında Ermenilere soykırım yapıldığını onayladı. Bu karara ek olarak Trump yönetiminin Türkiye’ye karşı Kuzey Suriye harekatı için yaptırım uygulaması kararını destekledi. ABD Türkiye’nin Rusya ile yaptığı anlaşmalar sonucu alınan S-400 füzeleri ve Suriye’de birlikte hareket etme kararı konularında yaptırım baskısını gündemde tutuyor. Suriye meselesindeki benzer gelişmelerin ilerleyen dönemde Kıbrıs etrafında Doğu Akdeniz’de de yaşanması muhtemel görünüyor. O yüzden finansal ortama zarar verebilecek olan jeopolitik riskler uzun soluklu görünüyor.  

YORUM EKLE