El insaf!

Tabir yerinde ise “okus-pokus” nitelikli zam furyası süt ürünlerine de yansıdı. Halbuki kısa süre önce zam dalgası süt ürünlerine yansıtılmıştı ama demek ki yeterli görülmemiş! 
Her kaça ise alıcı bulduktan sonra!
Mazur görmek lazım, sebze, meyve fiyatlarının bazı haftalar üç kez değiştirildiği oluyor. 
Çarşıya, pazara yeterli miktarda gelmedi; fiyatlar yükseliyor, yağmur yağıyor bahçeci bahçeye gidemedi, bir o kadar daha yükseliyor.
Geçtiğimiz günlerde hanımın köyündeydim. Davar sahibi akrabadan biri ile karşılaştım, malum konu pahalılık. Sordum, süt fiyatlarında bir artış var mı diye.
Derin bir iç geçirdi enişte, “ikişer lira artış getirdiler, 11 lira olan koyun sütünü ıvır, zıvır gerekçe göstererek 10 liradan ödüyorlar, sesimizi çıkaramıyoruz” dedi. 
Bu konuşma, söylemiş olayım son zamdan önceydi.
Vatandaş başını kaldıramaz hale getirildi, nereye baksanız, zam, zam, zam.
Başbakan Sucuoğlu “denetimler artırılacak, hatta bizzat ben de denetimlere katılacağım” diyor. Pek iyi de, ne değişecek? 
Sayın Başbakan o kadar işinin arasında kaç yere ulaşabilecek, ne kadar etkili olabilecek.
Ülkede serbest piyasa ekonomisi uygulanıyor! “Ben malımı şu fiyata satabilirim, isteyen alsın” yaklaşımına karşı devletin yaptırım gücü ne olacak?
Allah versin, zamlara rağmen marketler dolup, dolup taşıyor. 
Vatandaş bunu bir sonraki gün gelebilecek zamlardan korkarak yapıyor. Yapıyor alış verişini ama korka, korka!
Eskiden Türkler Güneye akın, akın geçip alış, veriş yapıyorlardı, şimdilerde Güneydekiler kuzeye geçiyorlar. İnsan aşağılık kompleksine kapılıyor. 
Onlar alış veriş arabalarını tepeleme doldururken, bizimkiler “ucundan azıcık”la yetinmek zorunda kalıyorlar.
Ülkede insaf ölçüsünün ayarı kaçmış durumda! Bu ayarı yeniden tesis etmek devletin görevi değil midir? 
Radikal kararlar alma zamanı gelip de geçmiştir ama var olan iktidarın radikal kararlar alabilme olanağı var mıdır?
Ne acıdır ki siyasi rant peşinde koşan, her adımını “kazancım ne olacak” hesabına dayandıran muhalefet maalesef güçlü bir iktidarın hayat bulmasına olanak vermedi. Söz konusu radikal kararlar ancak böylesine güçlü bir iktidar yapısında gerçekleşebilirdi. Bağımlı ekonomik yapı ancak böylesi bir yapıda düzlüğe çıkarılabilirdi. Taşın altına cesaretle eller uzatıldığı takdirde bu mümkün olabilirdi.
Bugün yapılan sadece eleştiri, meclis çatısı altında boş, boş havada kalan, cek, caklara dayandırılan konuşmalar. Mahalli seçimlere dönük yatırımlar.
KKTC ne acıdır ki bu yaklaşımlardan dolayı geleceği karanlıklara gömülen, yaşam standardı gittikçe gerileyen bir ülke haline sokulmuştur.
Böylesi bir ortamda gel de “el insaf” deme!  

YORUM EKLE

banner456

banner474