Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşma Kıbrıs Türk kamuoyunda önemli bir şekilde yankılandı. Kendisi “bilinemeyecek bir kişi olmadığını” ifade etmiş olmasına karşın, bırakın Türkiye yurttaşlarını KKTC yurttaşları bile O’nu yeniden tanımaya ve tanımlamaya çalışıyorlar.
Antalya sonrasında “sol” diyebileceğimiz çevreler karpuz gibi bölündü… Sayısal bir ağırlık belirtemeyiz ama büyük tarafın “destek”; biraz daha azınlık gibi görünseler bile önemsenmesi gereken bazı kanaat önderlerinin de “köstek” olmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Tipik bölünmelerden biri, önümüzdeki seçimlerde Toplumcu Demokrasi Partisi listelerinde aday olarak göreceğimizi düşündüğüm kişiler arasında yaşanıyor. Tacan Reynar destek verirken Mine Atlı’nın açık karşı çıkışını önemsiz saymamak gerekir. Bunun gibi Bülent Kanol, Bülent Dizdarlı ve Mete Hayat’ın değerlendirmeleri de önemlidir. CTP’liler kendilerini ifade etmekte biraz daha ihtiyatlı davransalar bile benzer bir bölünmenin CTP saflarında yaşandığını da biliyoruz.
Sağ cenahımız mutlu görünüyor! Tartışmayı her zaman olduğu gibi Erhan Arıklı’nın paylaşımının başlattığını da göz ardı etmemek gerekir zaten. Arıklı, arı kovanına çomak soktuğunun bilincinde hareket etti; soktu ve solcuları ayağa kaldırdı!
Türkiye’den gelen haberler de Erhürman’ın yaklaşımlarının gerek iktidar gerekse diğer “milliyetçi” çevrelerde ilgiyle izlendiğini ve “bu adamı bize yanlış anlattılar” söylenmelerine neden olduğunu gösteriyor.
Bütün bu tartışmaların odak noktası, Erhürman’ın Kıbrıs’ta Türkiye ile Kıbrıslı Türklerin ortak çıkarlarını korumak konusunda bir duyarlılığa ve bunu yapabilecek bir kapasiteye sahip olup olmadığıdır denebilir.
Erhürman hakkında yanıltıldıklarını söyleyenlere verilebilecek yanıt, “başka konulardaki yargılarınızı da gözden geçirmekte yarar var” olmalıdır. Gözünüzün önündeki kişileri veya siyasi hareketleri tanımak konusundaki körlüğünüz, başka herhangi bir konudaki yargılarınızı da “geçersiz” hale getiriyor! Gözünüzü açın!
Erhürman’ın çözüm istenci konusunda kuşku belirten solcular ise Kıbrıs sorununun yakın geçmişini yeniden değerlendirirlerse Kıbrıs Türk halkının seçimlerinin Kıbrıs sorununa çözüm üretmek için yeterli olmadığını göreceklerdir.
İkisini de aynı kefeye koymuyor olsak ve bazı tutumlarını kendimizce “hatalı” olarak değerlendirsek bile Mehmet Ali Talat ile Mustafa Akıncı’nın ortak noktalarının “samimi bir çözüm arayışı” olduğunu teslim etmemiz gerekir. Bu çabaların çözüm bulmaya yetmemesinin nedenleri ne idi? Bu soruya yanıt vermeden Erhürman’ın çabalarının çözümcü olup olmadığını değerlendirmek mümkün değildir.
Aslında hangi safta duruyor olursak olalım, Erhürman’ın Kıbrıs sorununa bakışımızı yeniden değerlendirmeye neden olduğunu söyleyebiliriz.
Bu bile yeter!
Erhürman’ı seçmekle iyi bir şey yaptığımız açıktır!
Erhürman kafaları fena karıştırdı!
- 22 Nisan 2026, 09:42
- 4
YORUM EKLE
Yorumunuz Onaylanmak Üzere Gönderildi


