EU MED7,  BM Barış Gücü ve “Pahıl”

 Kuzey Kıbrıs’ta bir birimizle kısır tartışmalarla didişirken, Güneyde son derece önemli bir toplantı gerçekleşti. 
AB Güney ülkeleri, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar düzeyinde Güney Lefkoşa’da toplandılar. Kıbrıs sorunun içinde bulunduğu durum nedeni ile uluslararası siyasette etkinlik çok önemlidir.
Bu kritik aşamada AB’nin Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerinin Güney Lefkoşa’da gerçekleştirdikleri bu toplantı Güney için ciddi bir diplomatik kazanımdır.
Biz ise Sayın Çavuşoğlu’nun ziyareti sonrası kısır çekişmelerin girdabı içinde debeleniyoruz.
Bir birimize, en galizinden  “pahıl“ basıyoruz. 
Ama ne acıdır ki Kuzeyde bu konu, yani EU MED7 Zirvesi ne siyasi partilerimizin, ne de toplumsal tartışmanın konusu olmadı. Yani deve kuşu gibi başımızı kuma gömerek olayı görmemeye çalıştık.
Üstelikte BM Parametrelerinden çıkış yolu aramayı, en önemli kısır tartışma alanı haline döndürme çabalarının olduğu günümüzde, bu konuyu görmemeye kalkmak büyük bir çıkmazdır.
Federasyon, Konfederasyon, İki Ayrı Devlet diyerek, kendi kendimizle biz bize cebelleştiğimiz bu zamanda, bu olay, tümümüzü sarsmalı idi. 
Fransa, İtalya, Yunanistan gibi, Doğu Akdeniz’deki gaz konusunda, olayın içinde olan, bizim ve Türkiye ile sorunları olan ülkelerin en üst düzeyde Güney Lefkoşa’da olmaları son derece önemlidir.
Bu yüzden bir birimize, Sarayönü’nde “afra tafra” atmaktan kaçınarak, bütün bu gelişmeleri sağlıklı ele almak gerekir.
BM Barış Gücü…
BM Barış Gücünün görev süresinin uzatılması konusu da bu bağlamda da değerlendirilmelidir. 
Dünya kadar açıklama ve diplomatik girişim yaptık. Ne için? BM Barış Gücünün görev süresinin uzatılmaması için. Sonuçta ne oldu? BM Güvenlik Konseyi BM Barış Gücünün görev süresini uzattı.
Bu Kıbrıs Türk Tarafının ve Türkiye’nin diplomatik başarısızlığı mı? Görünüş öyle. Ancak bunu bu şekli ile ele almamak gerekir.
Bunu mümkün olabilen sonucu elde etme yerine, maksimalist hedefler koyarak ona ulaşamamanın yol açtığı sarsıntı olarak okumak gerekir. 
Ancak bunu da suskunlukla karşılamak,  tıpkı Akdeniz’ e kıyısı olan AB ülkelerinin zirvesinin Güney Kıbrıs’ta gerçekleşmesi olayını kafamızı kuma sokarak yok saymaya çalışmak yanlışlığı gibi olur.
Bu adım, yani BM Barış Gücünün görev süresinin uzatılması meselesi, maksimalist hedeflere kilitlenmenin yanlışlığını görmemizi eğer sağlarsa, önemli bir ders çıkartmamıza yol açar.
Açık olan bir şey var. Biz eğer başkaları ile temas ve ortak değerlerde buluşmak gibi bir demokratik olgunluğu;  hem kendi içimizdeki konular, hem de evrensel alanda komşularımız ve aynı coğrafyayı paylaştığımız ülkeler ve halklarla birlikte ele almak kabiliyeti üretmezsek sorunları aşamayacağız.
Ne kendi içimizde, nede Kıbrıs sorunu gibi artık uluslararası bir sorun olan en temel meselemizde.
Evet, Güneyde gerçekleşen EU MED7 zirvesi ve BM Barış Gücünün görev süresinin uzatılması, kendi kendimize geliştirdiğimiz maksimalist duruşların faydasız olduğunu bize yeniden gösterdi.
Daha serinkanlı olarak, mümkün olabileni tespit etmek ve ona toplumsal konsensüsle odaklanmak gerekiyor. Bunu geliştirmek şarttır.
Çünkü Güneyin bağnazlarına dönük olarak bugüne kadar duygularla yüklü maksimalist hedefler koyarak mümkün olabilenden kaçınmak, onlara hak etmedikleri kazanımları sağladı.
Bunu ne bugün için, nede yarın için topluma yeniden  yaşatmanın bir alemi yoktur, olamaz…

YORUM EKLE
YORUMLAR
KEMAL
KEMAL - 2 ay Önce

KKTC NİN ADI DEĞİŞMELİ .ÇÜNKÜ AKAN DERE BİTTİ ! DERE KOKUYOR, PİSLİKTEN!