“Evde benim sözüm geçerli”

 Bir tarihe en yakından tanıklık eden çok önemli bir ismi bugün ebedi yolculuğa uğurlayacağız. Kurucu Cumhurbaşkanımızın eşi, Aydın Annemizi bugün Denktaş Babamıza uğurlayacağız.
Şanslı insanlardan birisiyim. Çünkü hem Denktaş ile hem de eşi First Lady Aydın Denktaş ile birlikte vakit geçirme şansı buldum. Onları izlemleme ve görme şansım oldu.
Eşim ile nişanlanmadan önce birlikte çalışma ofisinde Rauf Denktaş’ı ziyaret etmiştik. Rahmetli “önce bana getir, ben bir göreyim, ben anlarım” demişti. Hiç ikiletmedim, öylede yaptım. Sonuçta evlendik ve çocuk sahibi olduk. 
Benzer bir hikâyeyi sevgili Ertan Birinci’den dinlemiştim zamanında. Ertan Birinci Meliz Hanım ile evleniyor, yüzükleri takma görevi de Rauf Denktaş’ta.  Merasim sırasında şunları söylüyor Baba;
“Bizim evde her zaman son sözü ben söylerim. Ama benimde ne söyleyeceğime evde hep Aydın Hanım karar verir.” 
Zorlu yıllar içinde geçen bir aşk hikayesi onların ki. İçinde acılar, hüzünler var ama hiçbir döneminde yaşadıkları aşktan bir azalma, aralarındaki saygı ve sevgiden bir azalma olmadan.
2003 yılı falandı sanırsam. Beraber benim doğup büyüdüğüm topraklara Yalova’ya ziyarete gitmiştik. Termal kaplıcalarında gezerken Rauf Denktaş bir ara durdu, Termalin her köşesinde ekili olan koskocaman Kartopu çiçeklerinden bir tanesini koparıp Aydın Hanıma uzatmış, Aydın hanımda onun koluna girip, Termalde asırlık çam ağaçlarının altında birlikte yürüyüşe çıkmışlardı…


"Son mermisi ile torunu Rauf'u vuracaktı"

Sevgili Yurdagül Beyoğlu Atun arkadaşım 2012 yılında güzel bir röportaja imza atmış ve Rauf Denktaş’ın eşi Aydın Denktaş ile bir söyleşi yapmıştı.  Bugün yeniden o röportajdan bazı bölümleri arkadaşımın da izni ile bir kez daha paylaşmak istiyorum… 
“Rauf Denktaş’la, hayatları boyunca birçok acıya beraber göğüs gerdiklerini belirten Aydın Denktaş, “Raif’in ölümü her şeyi değiştirdi. Bütün hayatımız altüst oldu. Tüm emelim babası gibi bir evlat yetiştirmekti, Allah bizden çok severmiş, yanına aldı. Ölümüyle yıkıldık” diyerek gözlerinden süzülen yaşları sildi ve yaşadığı o dayanılmaz hüznü yeniden yaşadı. Rahmetli eşinin ülkesi için çok çalıştığını buna rağmen çok eleştirildiğinin altını çizen Aydın Denktaş, “eleştirilere muhakkak ki üzülürdü ama hiç dile getirmezdi. Ben kırılırdım, o hiçbir şey söyletmezdi… Her zaman halkının yanındaydı. Allah’a inancı vardı. Her sabah Kuran okurdu. “Halkımın bir parmağını ısıracaklar, 10 parmağı acıyacak” derdi. Söylenenler onun çalışma şevkini kıramazdı” ifadelerini kullandı…
Aydın Denktaş, “Doğduğum günden biliyordum benim eşim olacağını” diyor. Zira ninesi “Rauf ağabeyine havlu ver, Rauf ağabeyinin sabununu değiş” diyerek kulağını doldurmuş zaten...
Çok güzel günler geçirmiş, bir o kadar da acı günler. Acılar o kadar çokmuş ki, mutluluğu unutturmuş. “Üç evladım gömülü, nasıl mutlu olabilirdim” diyor. Ankara’da ki sürgün günlerini unutması mümkün değil. Nene Hatun yokuşunu çıkan oğlu Raif’in kafasından akan kanları…
Aydın Denktaş; Bilhassa yeni bir elbise giydiğimde gözlerimin içine tatlı tatlı bakarak, “bunu ne zaman aldın hanım” der, mutlaka fotoğrafımı çekerdi…
1974 Mutlu Barış Harekatı yapıldığı zaman biz seyahate çıkmıştık. Çanakkale’den geçerken Papazın ölüm haberi geldi. Biz “Papaz öldü, İstanbul’a dönelim. Çünkü yollar kapanacak” diye düşündük. İstanbul’a gelirken karartma başladı. Ankara’ya geldiğimizde ise nerede olduğumuzu bile bilmiyordum. Aklım Kıbrıs’ta kalmıştı çünkü Rauf Kıbrıs’taydı. Yeni doğan torun Rauf’ta iki aylıktı. Rauf silahında bir mermi saklamış. Eğer esir düşseymiş, silahtaki o mermiyle torun Rauf’u vuracakmış Rumların eline düşmesin diye. Neyse ben Ecevit’e çıktım hemen. “Gitmem lazım” dedim. Allah razı olsun dört kişilik pırpır uçak verdi bize. Kırnı Havaalanına indik. Yollar ıssız, Lefkoşa’ya geldik. Büyük mutluluktu yaşadığımız. Artık rahata kavuşacağımızı anlamıştık…” 

MESAJLAR

Serdar DENKTAŞ: Pek muhterem valideniz, hepimizin Aydın Annesi, hakkın rahmetine kavuştu. Merhumeye Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabırlar diliyoruz, başınız sağ olsun. 

Ersin TATAR: UBP’nin söylemleri ile giderek marjinalleştiği yönünde yorumlar yapılıyor. Bunun geçerlilik payı gerçekten nedir? Kabul ediyor musunuz bu yöndeki eleştirileri.

Serdar ÖZBEKOĞLU: Geçen gün yaptığının miting havasındaki doğum günü kutlamanız Girne’de birilerin neşesini kaçırsa da geceye katılanlar gayet keyifli bir gece geçirmişler. Bu arada konuşmalardaki protokol kurallarını da bu gecelik es geçmişsiniz. 

Hasan UZUN: Partinizin her gün bir yerde yeme içme yapmasından artık usanmışsınız ve bu tür etkinliklere bundan böyle gitmeme kararı almışsınız. Bu kararı yönetime de bildirdiniz mi? 

Yurdagül Beyoğlu ATUN: Aydın Hanım ile 2012’de yaptığınız söyleyişinin bir kısmını biz yayınladık. Umarız tümünü tekrardan yayınlarsınız. Böylesine önemli bir tarihi röportajı herkesin okuması lazım. 

Ayşe ÖZTABAY: Dün sizi bir iş toplantısında yırtık kot ile görenler hayatlarının şokunu geçirmişler. En kısa sürede size yırtık olmayan bir kot alıp hediye edeceğiz. 

Cemal ÖZYİĞİT: YÖK ile yaşanan sıkıntılar konusunda bu hafta bir Ankara ziyareti programlıyormuşsunuz. Gerçekten de bu sorunun çözümü için sizin devreye girmeniz son derece önemli. 

Zeki ÇELER: Valla hiç şakanız yok, kimsenin gözünün yaşına bakmıyorsunuz. Aynı hükümette yer alan bir başka bakanlığı bile mühürleyebildiniz. Helal olsun. 

Tolga ATAKAN: Ben sizin yerinizde olsam Çalışma Bakanlığına giden yollarda bakım onarım çalışması başlatır, Zeki’nin bakanlığa girip çıkmasını engellerdim. Nasıl fikir ama. 

Akın AKTUNC: Hafta sonu sizi Alanya’da görmüşler. Muz ticaretine başlayacakmışsınız. Alanya’dan memlekete muz mu getireceksiniz yoksa? 

Polat ALPER: Hafta sonu tavlada Yalçın Koçyiğit’i fena benzetmişsiniz. Yalçın ağabey bu işin peşini bırakmaz, artık her an sizin ofisin kapısından içeri girebilir. 

Filiz BESİM: Sağlık Bakanlığı olarak özellikle Güzelyurt ve Yenierenköy’de ki sağlık ocaklarının modern bir hale gelmesini sağlamışsınız. Bu bölgelerden teşekkür mesajları geliyor. 

Suphi ÇOŞKUN: Bugün sayfamızı Aydın Annemize ayırdık. Sizin ile ilgili olan röportajımızı yarın bu köşede okuyabilirsiniz. Umarız yapılanlar bir ses getirir ve halka isyanınız duyulur. 

Tufan EHÜRMAN: Küçük muhalefet YDP sizin bir yılınızı anlatan bir toplantı yapacak yarın. Peki, siz bir yılınızı anlatmayı düşünmüyor musunuz? Ne söz verdiniz ne yaptınız gibi. 

Mehmet ÇAKICI: Yakında bazı güzel gelişmeler olacakmış. Hadi inşallah, biz her zaman güzel şeylerin yanında yer aldık zaten. Neyse şimdilik bizden sır çıkmaz.  

YORUM EKLE