Evden Mahalleye, Ondan Dünyaya

 İçinde bulunduğumuz kriz, belli bir zamandan beridir düşün dünyamızı ve siyaset alanını etkisi altına alan bir söylemi de sorgulamamızı gerekli kılmaktadır.
Buda “önce evimizi temizleyelim” sözüdür.
 Bu söz, özellikle Kıbrıs sorunu ile iç ekonomik, demokratik toplumsal yapı arasında var olan ilişkiyi göz ardı etmeye katkı sağladı.
Ancak etkisi bununla da sınırlı değildir. Krizi aşmak için önemli bir temel olan toplumsal dayanışma kültürüne de doğrudan ve dolaylı olarak bu yaklaşım zarar verdi.
Bir kere “önce evimizi temizleyelim” yaklaşımı, kaba bir ifade ile söylersek insanı; mahalleye, semte,  kente ve nihayetinde ülkeye ve dünyadaki gelişmelere dönük duyarsız kılar. 
Evinin yer aldığı mahalle, semt, kent ve ülke ile dünyadan kopan bir bakış;  hali ile toplum içine dönük olarak da, dar bireyciliği besler. Bu haleti ruhiye içine giren,  toplumsal pek çok değerden de kopar. Bu yüzden kriz aşmak için gereken toplumsal dayanışma kültürünü bu hal, besleyemez.
Dış faktör...
Bu sözü bir başka açıdan da sorgulamamız lazım. Bugün krizin olumsuz etkisi ile yanan tüm toplum kesimlerine sorumlu makamların, Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs’ta ifade ettiği bir husus var.
“Bu kriz bizden kaynaklanmadı. Dıştan geldi veya getirildi.”  
Ancak bunun acısını hep birlikte yaşıyoruz. Yani demek istenen,  ev temizliği ile uğraşırken bu kriz, evden kaynaklanmayan nedenlerle oluştu. Bundan da yanıyoruz.
Yani bu ifade esasında;  iç ve dış gelişmelerin birlikte,  ülkelerin, yani evin, ekonomik ve toplumsal yaşantısını doğrudan etkilediğinin önemli gerçek olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle bu kriz içinde evet, ülkedeki yapısal sorunlarla ilgileneceğiz.
 Bunları farklı bakış açıları ile tartışacağız. Ancak bunun etkili olmasının yolunun da değişik toplum kesimleri ve siyasi güçlerin ön yargısız bir devinim içinde olmasından geçtiğini de göz ardı etmemek gerektiğinin de bilincinde olmalıyız. .
Ancak bir gerçek daha var. 
Buda, kriz içinde eve kapanmamak ve yalnızca mahalle, semt ve şehir ile uğraşmamak gerektiğidir. Yani aynı zamanda biz, adanın Güneyi ve deniz aşırı ile de ilgilenmeliyiz. 
Türkiye, Edirne sınırı ötesi ile Avrupa ile yeni ilişkileri gündeme getirmelidir.
Nitekim Türkiye'de 4 Bakan;  Sayın Çavuşoğlu, Sayın Albayrak, Sayın Gül ve Sayın Soylu, “Reform Eylem Grubu” olarak, ortak basın toplantısı yaptı. Yani,  niyetin, AB Uyum süreci ile ilgili reform olgularını yeniden ele almak olduğu açıktır.
Bu çok yerinde ve doğru bir niyettir. 
Türkiye’nin AB ile bozulan ilişkilerini yeniden düzenlemek. Bu krizi aşmanın en önemli dönemeçlerinden biridir.  Bu dış hedefin de; içte, hukuk düzeni ile demokratik yapıyı güçlendirmekle bağlantılı olduğu, dört Bakanın ortak basın toplantısının ifade ettiği gerçektir. 
Bu aşamada eldeki imkânlarla biz, Kuzey Kıbrıs’ta krizin halkı maf etmemesi için elden gelen tüm kısmi tedbirleri üretmeliyiz. 
Ancak içteki devinimle birlikte, aynı zamanda;  AB ile ve Güneyle de ilişkileri geliştirecek düzenlemeler üzerinde de yoğunlaşmalıyız.
Bunun için Kıbrıs sorununun, 11 Şubat 2014 Ortak Belgesi ve Guterres göstergeleri temelinde Federal Çözüm temelinde ele alınması için görüşmelerin yeniden başlaması için, yapıcı ve girişimci olmalıyız. 
Bu Türkiye’nin de manevra yeteneğini artırır. 
Yeni Adımlar Geliştirmek...
Evet, sınır kapılarının açılması için elden geleni yapalım. Ama bu yetmez. Onun için açık yazayım. Başka bazı yeni adımlar atmak için de üretken olmalıyız... 
Neden bu aşamada,  Türkiye’nin Güneye uyguladığı deniz limanları ve hava koridoru yasağının kaldırılmasına yönelik adımları, bazı noktalarda onların da atacağı adımlarla bağlantılı kılarak, KKTC ve Türkiye ortak siyaset olarak geliştirmesin? Bunu, AB, BM ve Yunanistan ile Güneyin gündemine taşımasın?  Neden Yeşil Hat Tüzüğünün geliştirilmesi meselesini AB'ye taşımayalım?
Bunlar ve üreteceğimiz diğer barışçı, demokratik önermeler,  ekonomik krizin aşılması için yol açacak olan diğer dış politika hamleleri ile  AB ile ilişkilerin gelişmesine katkı sağlar.
Evet,  evi temizleyelim, düzenleyelim. Ama  “ev temizliğine”; evin dışı ile iletişim içinde girmek gerekir. Bu, evin ahalisinin insani ve demokratik zenginlik içinde dayanışmasını da besler.

YORUM EKLE