Fahri’nin suçu neydi?

Mecliste dün bir tartışma pir tartışma... Zannederseniz memleketin en büyük kanayan yarası kanser hastalığının kökünü kurutacak milletvekilleri. 
Oysa ne gezer, Cumhuriyet Meclisi’nde Sağlık Bakanlığı’nın acil ihtiyacı olan 5 tane yasa tasarısı dururken birden hop konu bu kürtaja geldi.
10 haftalık kürtaj süresini 14 haftaya çıkarmak için şekilden şekilde giren vekilleri görünce bir gülme aldı beni sormayın gitsin. Yılanların televizyonu olsa ve bizim vekillerin dünkü halini gösterse valla bir daha kıvrılmadan sürünürler. 
İnsanın aklına iki yıl önce gündeme bomba gibi düşen Girne Ada Hospital davası geliyor. Madem bu kadar bu işi savunuyordunuz o gün niye çıkıp kahramanlık yapmadınız? Neden başta Dr. Fahri Karagözlü ve diğer yargılananları savunmadınız? 
Bakın sevgili okurlar, bunları sizlerle paylaşıyoruz çünkü yapılmak isteneni, gerçek niyeti çok iyi biliyoruz. Bir iki kişi daha fazla zengin olsun diye yapılan bu uğraş, ne insanlık adına, ne dinen hiç bir şekilde caiz değildir. 

UBP Marjinalleşiyor mu? Cevap: Evet  
Birkaç gündür bu konuyu mesaj olarak köşemizde işliyoruz. Zira son günlerde herkesin dilinde aynı şey var. UBP giderek marjinal bir sağ parti haline mi dönüşüyor. 
Bizzat UBP Genel Başkanı Ersin Tatar bu durumun doğru olmadığını söylüyor. UBP’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik yapılan söylemler karşısında durduğunu söylüyor ve bunu kendileri gibi yapmayan Cumhurbaşkanı Akıncı ve Başbakan Tufan Erhürman’ı eleştiriyor. 
Olabilir, belki de ben yanlış yorumluyor olabilirim. Belki de kişisel sorunları ön planda tuttuğum için bunu böyle görüyor olabilirim. Dün çok sevdiğim ve saydığım iki farklı kuşaktan gazeteciye bu durumu sordum.
Hasan Hastürer “kesinlikle UBP’de taban kayması var. UBP’nin marjinalleştiği eleştirileri de doğrudur. Hatta örnek vereyim istersen, bu durum o kadar sırıtıyor ki seçimlerde saçları boyatılan İrsen Küçük gibi bir durum var ortada. Ersin Tatar’ın bu kadar marjinal bir noktaya getirilmesine anlam veremiyorum” diyor. 
Bir diğer isim Erçin Şahmaran, oda benzer şeyleri ifade ediyor. UBP’nin daha kucaklayıcı olması gerektiğini ve keskin söylemlerden uzak kalması gerektiğini vurguluyor.
Ersin Tatar’ı her halde sevgili eşi Sibel Tatar’dan sonra bu ülkede en iyi tanıyanlardan bir tanesiyim. Uzun yıllar birlikte mesai harcadık ve zaman zaman kopmalar olsa da hiç birbirimizden uzak kalamadık, kalamayacağız da.
Ancak herkesin göreceği ve okuyacağı şekilde bu durumu bir kez daha kendisinin bilgisine getirmek istedim. Açık ve şeffaf şekilde. Eğer ben yanlıyorsam (-ki sorduğum kişiler yanılmıyorsun diyor) günün sonunda elbette özür dilemesini de bilirim. 
Ama ya ben haklıysam? 

Vergi Dairesi’ndeki İbrikçibaşı
Ben yazmaktan bıktım ama devleti yönetenler bunu görmemezlikten gelmekten bıkmadılar. Onlar başlarını kuma göme dursunlar, biz her daim bu konuyu hatırlatmaya devam edeceğiz. Tıpkı bir dönem ülkeden çıkarken askerlikten muaftır kâğıdını göstermenin zorunlu olduğu dönem gibi.
Bir bankada yada bir dairede işiniz varsa sizden mutlaka istenen üç belge vardır. Birincisi ikametgah, ikincisi Vergi Dairesi’nden borcu yoktur yazısı, üçüncüsü de Çalışma Dairesi’nden borcu yoktur yazısı.
Allah kelamı gibi bir şey bu üçü de. Yıllardır değişmiyor. Ne işiniz olursa olsun sizden bunları istiyorlar. Örneğin kredi çekeceksiniz sizden borcu yoktur yazısı talep ediyorlar. “Ulan zaten adamın borcu olmasa neden gelip senden borçlansın ki”  diyesi geliyor insanın. 
Neyse dün Vergi Dairesi’ne borcu yoktur yazısı almak için gittim. Elime bir kâğıt tutturdular ve tek tek 5 odayı gezip imzalattırdılar. Zannederseniz Vergi Dairesi’nin müdürü bunu sırf ibrikçibaşı iş yapsın diye yapmış. Hepsi de bir bilgisayara bakıp imza atıyor. Madem bu lanet şey bilgisayarda gözüküyor neden biz 5 masa birden dolaşıyoruz? 
İbrikçibaşı: Osmanlı zamanında bir meslek ve bu mesleği yapan kişi. Görevleri tuvaletin önünde beklemek, boşalan ibrikleri doldurmak, yeni gelene hangi ibriği alacağı konusunda direktif vermekmiş. Sahip oldukları yetkinin boş bir yetki olmasından dolayı, ibriklerden hangisini almaya çalışsan karşı çıkıp "onu alma sol cenahtakini al" gibi laflar ederlermiş. Bu yüzden, bi işe yaramayan yetkilerini yüceltip her fırsatta kullanan adamlara "ibrikçibaşı" denirmiş. (Kaynak ekşi sözlük) 

MESAJLAR
Dr. Fahri KARAGÖZLÜ: Valla senin yerinde olsam doktorum bir paket tuzlu ay çekirdeği alır, meclisin arka sıralarındaki seyirci localarına oturur ve yüzü kızarmadan bu yasayı savunanları büyük bir keyifle izlerdim. 

Ersin TATAR: Aslında iddiamı daha çok kişi ile paylaştım ama burada “bilir” olduğuna inandığım iki kişinin ağzından yazdım. Ama sen gene de kendin bilirsin en doğrusunu. 

Süleyman MANAVOĞLU: Lefkoşa’da Sanayi bölgesindeki benzin istasyonu önündeki trafik lambaları bir yıldır falan bozuk. Olabilir, ilgili bakan bakmıyor, ilgilenmiyor. Ancak her seferinde polisin yolu kapatması gerekmiyor ki. Bırak isteyen istediğine vursun ve bir ikisi dava falan eder bakanlığı ve işler yoluna konur.  

Mehmet ÇAKICI: Dün sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdiniz. Bu ziyaretin perde gerisinde neler oluyor?  Yoksa çok yakında büyük bir bombayı patlatacak mısınız? Neyse bizden sır çıkmaz. 

Ahmet ERBAŞ: Aydın annemizin cenazesine sizde geldiniz ama yerli basın sizi tanımadı ve isminizi yazmadı. Demek ki bir eksiğiniz var KKTC’de. Bence tez zamanda Golden Tulip’te bir basın toplantısı şart oldu. 

Münuse ÇELER: Bak ablacım, ben sana demiştim sarı-lacivertliler kazanacak diye. Hadi beni dinlemiyorsun bari kardeşin Zeki’nin sözünü dinle. Demi ama. 

Salih KAYIM: Son günlerde bazı ihaleleriniz üst üste iptal olmaya başladı. Acaba işin içinde siyaset mi var? Neyse şimdilik susuyormuşsunuz, konuşmak isterseniz biz buralardayız. 

Kenan AKIN: Kışın bu soğuk günlerinde kendinizi Afyon’daki Termal Kaplıcalara atmışsınız. Ooh! Mis valla. Bu soğukta termal kaplıca gibisi yoktur. Her derde deva. 

Tolga ATAKAN: Kısa bir mola verip yurt dışına çıkmışınız. Hade bakalım buna da tamam diyelim. Ama tatil dönüşü sizden o kadar çok şey bekliyoruz ki. O yüzden bol bol dinlenin. 

Enver EMİN: Dünya ilaç firmaları yeni bir ilaç üzerinde çalışıyorlarmış. Bu sene ki Fener-Galatasaray derbisi öncesi her kim ki bu ilaçtan içerse derbiyi GS kazandı zannedecekmiş. Umarız bu ilaç sizin dükkâna da gelir en kısa sürede. 

Çelebi ILIK: Şu Vergi Dairesi’ndeki İbrikçibaşı işini bir çözseniz hiç fena olmayacak. Bu arada çok geçmiş olsun, ülkeyi kasıp kavuran grip sonunda sizi de yatağa düşürmüş. 

Gökhan SARAÇ: Portakaldan daha büyük mandalina yetiştirmişsiniz. Keşke bu ürünü tüm dünyaya pazarlayabilme şansımız da olsa. Süper bir tadı var. 

Erkut YILMABAŞAR: Pek muhterem valideniz hakka yürümüş. Merhumeye Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabırlar diliyoruz, başınız sağ olsun kardeşim. 

Cemal ÖZYİĞİT: YÖK Başkanı ile görüşmek için bugün Ankara yolcusu olacakmışsınız. Aman işi sıkı tutun hocam, zira bu işin şakası yok. Bir batarsak pir batacağız. Size güveniyoruz. 

Ödül MUHTAROĞLU: Şu enflasyon rakamları nasıl oldu da Türkiye’den bizde daha düşük kaldık. Neyse bu konuda bir açıklama kamuoyuna iyi olacaktır.  

YORUM EKLE
YORUMLAR
Öz
Öz - 6 ay Önce

10 haftalık gebeliklerin tahliyesinde cinsiyet bir sebep değildir. Ancak 14 haftalıklarda cinsiyet tesbiti mümkün olduğundan cinsiyete göre tahliye mümkün olacaktır. Tabii kız çoğunlukla fetüsler tahliye uğrayacaklardır.