Faizler ve Merkez Bankası...

 Ekonomik gelişmeler hakkında günümüzde olumlu şeyler yazmak mümkün görülmüyor. Bırakın olumlu noktaları, gelişmeler yakın gelecek açısından olumsuz işaretler vermektedir.
Örneğin bizde faiz uygulaması serbesttir. Bu yüzden Bankalar, ekonomik gelişmelere göre mevduat ve kredilere faiz uygulaması yapabilirler. 
Döviz krizi ve yükselen enflasyon etkisi ile ülkemizde Bankalar, faiz düzenlemesine gitti. Buna göre kimi yerel ve şube Bankaları mevduatlara %16- 18 arası faiz uygulamasına başladı. Yakında mevduat faiz yarışı da kızışacak. 
Mevduatlara dönük faiz uygulaması ile birlikte Bankalar,  kredilere de %22 -25 arası faiz uygulaması yapmaya başladılar.
Bu hakikaten enflasyonun yol açtığı; ama sonuç itibari ile enflasyonu daha da tetikleyecek çok olumsuz bir gelişmedir.
Bir kere, %22-25 arası faizle;  hangi küçük, orta ya da büyük özel sektör kuruluşu, ne kadarlık kar marjı ile bu yükselen faizleri karşılayabilecek?
Hangi yurttaş, %22-25 faiz nispeti ile aldığı konut veya tüketim kredisini, gelirindeki hangi artışla karşılayabilecek?
Bu olumsuz gelişme, sonuç itibari ile pahalılığı, ekonomik daralmayı daha da artıracak.
Yani döviz krizinin yol açtığı pahalılık ile daralmaya,  şimdi TL faizlerinin yükselmesi ile oluşacak olumsuzluklar da eklenecek.
Bu gelişme gerek yatırım, gerek üretim, gerekse de tüketime olumsuz etki yapacak.
Yani içine girdiğimiz orta gelir tuzağından kurtulmayı değil, aksine, şimdi orta düzeyli gelişmenin de gerisine gitme tehlikesi belirmiş oldu. 
Merkez Bankası 
Gelişmeler ekonominin kendi dinamiği içinde böylesi olumsuz etkiler yaratırken, hali ile KKTC Merkez Bankası da bu olumsuz gelişmelerin yol açtığı etkilerin Bankacılık sisteminde yıkıcı etki yapmaması için bir dizi kararlar aldı.
4 ve 6 Haziranda aldığı kararlarla KKTC Merkez Bankası, hem Reeskont Kredilerinde, hem de Bankaların yasal zorunluluk nedeni ile Merkez Bankası nezdinde tutuğu Disponsibiltelerine ve Munzam karşılıklarına dönük yeni faiz düzenlemesine gitti.
Buna göre % 5 olan Disponsibilite faizlerini 4 puan artırarak, %11’e yükseltti. Munzam karşılık oranlarını ise 2,5 puan artırarak, faizini , %5 ‘ten %7,5’e yükseltti. Ellerindeki sıcak nakit paranın yasal olarak %10'unu Merkez Bankası indinde Disponsibilite olarak tutmak zorunda olan Bankalar açısından bunun 4 puan artarak, %11'e yükseltilmesi olumludur. Teşvik edicidir.
Ancak Merkez Bankası gerçekte para politikasının bir aracı olan, ama bizde daha ziyade teşvik olarak değer kazanan Reeskont Kredilerinin de faizlerini yükseltti.
Buna göre %11 olan Ticari Reeskont Kredi Faizleri %17’ye 
Kontrollü Kredi olarak tanımlanan Sanayi, İhracat, Turizm, Eğitim Reeskont Kredilerinin faiz oranlarını da %7'den %14,50'ye yükseltti.
Esnaflara ve Dövize Mukabil Avans uygulamasına dönük olan Reeskont Kredilerini de %7'den %13,5 ‘e yükseltti. Evet, bizde Reeskont Kredilerine dönük uygulamaya dönük fazla yaygınlık yok. Merkez Bankasının aldığı bu kararlar enflasyonun, ekonomide yol açtığı olumsuzluğun en büyük göstergesidir. 
Ancak, Reeskont Kredilerinde, vadenin hala 9 ay olarak tutulması hatasında ısrar etmenin, bu Kredi kullanımını vade nedeni ile cazip kılmamaktadır. 
Fakat özellikle sanayi, turizm, eğitim gibi reel sektörler ve ihracat ile esnafın bu enflasyonist ortamda, faizinin az olması nedeni ile döviz kredisine bas vurma zemininin; döviz krizi sebebi ile tam olarak darbelendiği günümüz şartlarında, şimdi TL kredi faiz oranının da %22- 25 bandına oturması ile bundan da darbe yiyeceği açıkken ;  %14,50 ve %13,50 faiz oranı olan Reeskont Kredilerinden yararlanmasını, vade sınırındaki 9 aylık olumsuzlukta ısrar ile cazip hale döndürmemek,  bu enflasyonist ortamda reel sektör, üretim, ihracat ve esnaf için hiçte doğru değildir.
Böyle bir ortamda biz ne yapalım?
“ Kaderimin bir oyunu mu bu” deyip, marazi haller içinde kendi kendimize kahır mı çekelim? Yoksa Kıbrıs sorunun çözüm dinamiği ve demokratik dönüşüm devinimi içinde, Orta Gelir Tuzağından çıkış yolu arayışlarına yönelik artan bir enerji mi üretelim? 
Evet, önümüzdeki dönem yoğun ve zorlu olacak. Bu zor dönemi kıytırık siyasi hesaplar ve enflasyondan altın dökmeyi bekleyen çok dar bir kesimin dar çıkarları için harcayamayız. 

YORUM EKLE