Farkın ortaklığı var

20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nın yıl dönümü. Bu Güneyde “işgale karşı” mücadele mantığı ile protestolarla; Kuzeyde ise kurtuluş ve özgürlüğü kutlama mantığı ve duygusu ile ele alınıyor.
Peki bu bir birine taban tabana zıt duygu, düşünce ve tespitlerle anılan günün, Kuzey ve Güneyde ortak düşünce noktalarına vurgusu yok mu? Bir kere her iki tarafın da devam eden Kıbrıs sorunu nedeni ile sahip oldukları toplumsal değerlere dönük güvenceleri yok. Bu iki taraf için de gerçektir. Güneydekiler 1964 darbesi ile gasp ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti değerine sahip olmalarına, üstelik artık AB üyesi de olmalarına; ekonomik olarak olumlu bir durumda olmalarına karşın, kendilerini güvende hissetmiyorlar. Kuzeydekiler 20 Temmuz’la birlikte adanın her tarafından gelip; ada yarısında birleşen toplum olmalarına karşın, mutlu değiller. Çünkü kendilerini ekonomik, demokratik, demoğrafik olarak güvende görmüyorlar. Üstelik 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Antlaşması ile Kıbrıs Türk Toplumu tarihte ilk defa adada kurulan bir cumhuriyetin siyasi eşit kurucu ortağı olmuştu. Ancak bu cumhuriyetin ortak toplumu olarak, dünya siyaset sahnesine çıkmaları; ortağının 1964 Darbesi ile sakatlandı. Kıbrıs Türk Toplumuna, “isyancı” dedi, cumhuriyeti gasp edenler. Ama bu nasıl bir isyancılıkmış ki 1968 yılı itibarı ile BM zemininde iki tarafta, Kıbrıs’ta sorun olan bu durumu çözmek için masada eşit statüde görüşmeye oturdu. Üstelik bu temel devam ediyor. Bakın, AB Dönem Başkanı da olan “Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı” Sayın Hristodulidis, BMGS’nin Kıbrıs’ta kuracağı görüşme masasına, toplum lideri olarak oturacak. Aynı şekilde tanınmamış olsa dahi KKTC Cumhurbaşkanı da BMGS’nin kuracağı masaya, toplum lideri olarak oturacak. Yani iki tarafın da ortak benzerliği burada.  Çünkü tanınmış olsa bile Kıbrıs Cumhuriyeti demokratik meşruiyetini ancak iki tarafın karşılıklı kabul edeceği bir antlaşma ile garanti altına alabilir. Yarım olmaktan çıkar. Tanınmamış bir devlete sahip olan Kıbrıs Türk Toplumu da siyasi varlığını evrensel temele, karşılıklı kabul edilecek bir antlaşma ile dönüştürebilir. 
 Yani 20 Temmuz 1974 gerçeğini farklı olarak ele alan iki toplumun, adada huzur ve güvenlik içinde var olmaları için, BM Parametrelerinde bir antlaşmaya sahip olmaları gerekir. Bu nedenle tüm farklı değerlendirmelere karşın, iki tarafın sağduyu sahibi “kahir ekseriyeti”; BM Genel Sekreterinin çözüm için yüklendiği bu yeni inisiyatifin olumlu olmasını ve karşılıklı kabul edilecek bir antlaşmaya kapı açmasını ummaktadır. Esas olan budur. Çünkü Sayın Holguin’in dediği gibi; “dünyanın bu karmaşık ortamında statüko, istikrar ve barış getirmez.”  Üstelik böyle bir antlaşma, yalnız Kıbrıs Türk Toplumunun AB ile ilişkilerini değil ama AB - Türkiye AB ilişkilerini ve Yunanistan – Türkiye ilişkilerini de olumlu etkileyecektir. Artık geçmiş değil; geleceği barışçı değerlerle örmek öne çıkmalı.
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Atlantik
Atlantik - 22 saat Önce

Sayın Soyer , Kıbrıslılar genellikle Kıbrıslı Türkler Geçmiş Tarihe takılıp kalmak ile neyi elde edebilmişlerdir acaba ? Geçmişteki acı Günler tabii ki unutulmamalı fakat Gelecek geçmişten daha hayatı ve önemli değilmidir yani ! Bugün 2. Dünya harbinde İngilterede İngiliz Savaş Uçaklarının Şehirlerini yerle bir ettiği Almanya ile Her geçen gün iki tarafin Katliamlari mı konuşuluyor yani ? Avrupa’nın en Dost Ülkeleri İngiltere ile Almanya niye tarihe takılıp kalmadılar ve müşterek İlişkiler ile Dünyanın En Zengin ülkeleri arasına girmeyi başarabilmişlerdir acaba ?

banner608

banner474