Farklı renklerdeki atlar ve Anastasiadis

Sayın Lute en nihayet adaya geldi. Olay derenin gelişi gibi. Önce sesi gelir, sonra su. Günlerce bu ziyaret için yazıldı, konuşuldu... Yorum üstüne yorum, değerlendirme üstüne değerlendirme yapıldı. 
Konu önemli olmasına karşın,  iç siyasi konular bundan kopuk öne çıktı.
İç siyasi argümanlarla muhalefet partileri olayı, ekonomik krizin de yol açtığı demoralizasyon içinde anti- federasyon teması ile ele aldı.
Ancak bu kesimler, Sayın Anastasiadis'in Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada neden Federal Kıbrıs çözümünden tek söz etmediğini ele almadılar.   Evet, neden Federal Kıbrıs çözümünden söz etmedi. Üzerinde düşünülmeyecek kadar değersiz mi?
Federal çözüme karşıt olduğunu söyleyen Kuzeyin Federasyon karşıtlarının bundan memnun olması gerekir. Ama sindiler kaldılar. Neden?
Çünkü Federal çözümün dışındaki bir çabanın Kıbrıs Türk Toplumunun ve Türkiye’nin çıkarlarına yararlı olmayacağını bilirler. Ancak iç siyasette hamasetle yol almak için buna sarılırlar.
Bu konunun, günümüzde içte fırtınalar yaratan Emirname ve İmar Planı ile ilgisi yok mu? Doğrudan var. Çünkü Kıbrıs sorunun çözülmesi gereken bir başlığı da Mülkiyet ve Toprak konusudur.
Ancak Emirname işinde konuyu, son dönemlerin geçerli ifadesi olan Beka sözü gibi, toplumun, devletin, ekonominin Bekası halinde takdim edenler, ne halse buna dair tek kelam etmiyorlar. 
Olayı yine hamasetle ele almayı seçip, bu Emirname ve İmar meselesini kendilerinden farklı değerlendirenleri, “toprağı Rum'a vermek niyetinde olanlar” gibi bir ifade ile tanımlamayı seçiyorlar.
Hâlbuki bugün Kuzeydeki emlak değerleri ve inşaat sektörünün öne çıkmasına yol açanın, Kıbrıs sorununda Federal Kıbrıs temelinde çözüm için,  2004'te Referandumda açıkça beyan edilen toplumsal irade olduğu açıktır. Bu ciddi siyasi gelişme Kuzeyde, ekonomik büyümenin ve bu gün önemli bir konuma gelen inşaat sektörünün gelişmesine yol açtı.
Bu nedenle o Beka konusu var ya. 
Bunun yol alması, Kıbrıs’ta karşılıklı kabul edilebilir BM Parametrelerine dayalı bir çözümle paraleldir.  Bu yolda meydana gelecek her adım, uluslararası hukuk, siyaset ve ekonomi içine girmeyi getirir. Bu da sizde iç ve dış yatırımlar ile ekonomik gelişme ve sosyal, demokratik ilerleme sağlar.
Bu yüzden Kıbrıs sorunu ve iç demokratik, ekonomik konular birbiri ile ikiz kardeş gibidir.
Baksanıza, Kıbrıs sorunundaki durağanlık ile enflasyon ve ekonomik daralma, demokratik olarak ta kalite gerilemesi bir biri ile birlikte geldi.  Bunlar bir biri ile kötü kardeşlerdir. 
1976 – 2003’e kadar geçen 27 sene içinde kişi başına düşen milli gelir, 4 bin dolara ancak geldi.
Ancak 2004-2008 arasında Kıbrıs sorunundaki pozitif gelişme ile at başı giden süreçte, kişi başına düşen milli gelir, 5 sene içinde 16 bin dolara ulaştı.
Fakat 2009 sonrası Kıbrıs sorununda ve AB süreçlerindeki durgunlukla beraber, kişi başına düşen milli gelir önce çakıldı kaldı. Sonra gerilemeye başladı. 2009 sonrası beş yılda, tam bir orta gelir tuzağına düştük. 15-14 bin dolar arasına sıkıştık. Arkasından düşmeye başladık. Son krizle birlikte 2018'de herhalde 10 bin dolarlara düşeceğiz.
İşte bu nedenle ekonomik ve demokratik gelişme ile Kıbrıs sorunun ilişkisini iyice ele almalıyız. Bu yüzden bunları birbirinin önüne veya gerisine koymamalıyız. 
Bunları,  at arabasına bağlı iki farklı renkteki at gibi görerek, uyum içinde hareket ettirmeyi becererek, ilerlemeyi sağlayabileceğimizi görmek gerekir.
Bunu Sayın Anastasiadis bizden daha iyi gördüğü ve bildiği için tam da bu nedenle, bu günlerde Federal Çözüm ifadesini AP konuşmasında söylemedi. Çünkü bu dinamiğin, Kıbrıs Türk Toplumuna getirdiği olumlu enerjiyi Kuzeydeki kimi aklı evvellerden daha iyi değerlendiriyor.

YORUM EKLE