Gayri resmi 5’li buluşma mı?

Gaz konusunun geldiği aşama oldukça gerilimle yüklü. Ancak bundan evvel bir gelişmeye bakalım. 
 “Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Bakanlık Müdürü“ Sayın Tasos Jonis, Kıbrıs Türk basınından gazetecileri Güneye davet ederek, gaz konusunda kendisi açısından bir brifing verdi.
Kıbrıs Türk tarafındaki gazetelerde ilgili haberler ve Sayın Jonis'in yaptığı açıklamalar yer aldı. İşte diplomatik alanı verimli ve akılcıl değerlendirmenin en tipik örneği. Peki, bizde bu işler nasıl oluyor?
Acıdır ki kendi toplumumuzun farklı eğilimlerinde olan tüm kesimlerini ve basını işin içine katarak tezini anlatmak gündemde dahi yok. Farklı yaklaşımların görüşlerini almak konusunda ise tam bir fukaralık var. Dışişleri ve askeri konulara dair yalnızca belli siyasi ve bürokratik kesimlerin, kendilerine göre geliştirdikleri politikaları, tek bir ağızdan herkesin desteklemesi gerektiği anlayışı hakimdir. 
Bu yüzden bıraktım dış dünyayı, kendi ülkesinin siyasi kesimlerine ve medyasına dönük olarak da kapalı bir anlayış var. Asla sorgulamayacaksın, doğru bilgi almayacaksın. Dışişleri Bakanının veya askeri yetkilinin açıklaması ile yetineceksin ve hele hiç sorgulamayacaksın.
Bu yüzden esas güç olan halk diplomasisi, dış politikanın odağında yoktur. Halbuki dış politikaya güç veren farklılıkların ortak paydada buluşması veya yakınlaşmasıdır.
Güney, gaz konusu gibi önemli bir konuda bırakın kendi içlerine dönük bilgilendirmeyi, bu kritik aşamada, Kıbrıs Türk basınına dahi görüşlerini anlatma yolu tutuyor. Bizde bir mağrurluk, bir kibir.  Önüne “milli" sözü konduğu anda tartışılamaz, sorgulanamaz bir yaklaşımla ketumiyet tavrı. 
Bu yüzden bırakın dış dünyayı, kendi insanına dahi meram anlatamayan bir ortam oluşuyor.
Ne ise esas noktaya gelelim. Bu gaz konusunda kendimize göre ne kadar haklı olursak olalım, açık bir şey var. ABD, AB haklısınız diyorlar ama atılan adımlara karşı duruyorlar. Yalnız onlar değil. Rusya da karşı tavır açıkladı. Üstelik tam da bu günlerde, S-400 nedeni ile Türkiye, ABD ile ciddi bir gerilim yaşıyor. İran nedeni ile bölge çok gergin. Gaz konusunun perde arkası aktörleri olan İsrail ve Mısır ile zaten ilişkiler çok gergin. Yunanistan’da milliyetçi YDP iş başına geldi.
Elbette ki konuda kendi haklı yanımız var. Bunun için askeri güç ile tavırlar alındı. Kararlılığı herkes gördü. Ama şimdi iş, diplomatik alana alınmalı.
Güneydeki brifinginde, “Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Hristotulidis“, Kıbrıs Türk basın mensuplarına, bu kritik aşamada, bugüne kadar kulak arkası ettiği, Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı'nın daha evvel yaptığı bir öneriyi ifade ederek bunun üstünden beklenti oluşturdu. 
Öneri, garantörlerin ve iki tarafın gayrı resmi buluşması görüşüdür. Yani Crans Montana benzeri bir format. Üstelikte bunun, hemen şimdi olması gerektiğini de, “Eylüle kadar ne sen, ne ben burada kalırız“ sözleri ile aktardığını da gazeteci Barış Ulaş bize yazıyor. 
Bu sözler, tek yanlı adımlarla bir sonuca gitmeyi bir yere bırakın, bunun arkasının ciddi bir bela getireceğini gören bir Dışişleri Bakanının ifadesidir bu...
Bu bakımdan, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’de diplomatik alana dönüşü öncelikli olarak ele almalıdır. Güney tek yanlı adımların bela getireceğini gördü. Kuzey ve Türkiye’de tek yanlı adımlara fırsat vermeyeceğini gösterdi. Ancak bunun sonu çatışmadır. Bunun ise kimseye yararı yoktur.
Bunun için diplomatik alan öne çıkmalı. Bu gayrı resmi formatta beşli buluşma BM desteğinde gelişmelidir. Gaz, kavganın değil, Doğu Akdeniz'in Kıbrıslı Türkler ve Rumlar ile Türkiye ve Yunanistan’ın işbirliğinin katalizatörü olmalıdır. Şimdi diplomatik alanı canlandırma zamanıdır.

YORUM EKLE