Gerçekleri görebilmek

  Kıbrıs Türkü 1964 yılından beri kurucu ortağı olduğu “Tanınmış Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” yönetiminden uzaktır…

   Bu büyük bir kayıptır…
   Aradan geçen 54 yıllık süre içinde dış yardımlar sadece Rumların yönetimindeki devlete yapıldı…
   Kıbrıslı Türklere, Türkiye’den başka hiç kimse yardım eli uzatmadı…
   Bazı kesimler “Öyleyse Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş yapın ve haklardan yararlanın” diyebilir…
   Ne var ki; geri dönüş mümkün olmadığı gibi yeni bir ortaklık için siyasi eşitlik kabul edilmelidir…
   Bakanlar Kurulu’nda, parlamentoda ‘nüfus yapısına göre’ olsa bile temsiliyet hakkı elde etmelidir…
   Rum liderliğinin tüm uğraşı ise; Kıbrıslı Türklere sadece sembolik temsiliyet vermek, karar alma mekanizmalarından dışlamaktır…
   Bunun kısaca tanımı ‘kukla’ temsiliyettir…
   Aradan geçen bunca zaman içinde kendi kendini yönetmeye alışmış olan Kıbrıslı Türklerin bir anda Rum çoğunluğa teslim olmasını hiç kimse isteyemez…
   Dolayısıyla bugün için ortada biz uzlaşı umudu yoktur…
   Rum liderliğinin niyeti uzlaşı değil, zaman içinde egemenliğini adanın tümüne yaymaktır…
   Bunun için de müthiş bir gayret içinde olduklarını görüyoruz…

Ya bizimkiler ne yapıyor?..

   Üzücü olan şu ki; Rum siyasilerinin ‘hedefe ulaşma’ yönünde gösterdikleri gayretin onda biri kadarı dahi bizim tarafta yoktur…
   Geçerliliğini yitirmiş siyasi sloganların peşinde koşarak, talihsiz halkımıza güzel günler yaşatmaktan uzak kaldılar…
   Halbuki; 1963-1974 yıllarında büyük acılar yaşayan ve 1974’te hak ettiği özgürlüğe kavuşan bu halkın çok daha iyi şartlarda yaşatılması gerekiyor…
   Daha iyi sağlık hizmeti…
   Daha kaliteli eğitim…
   Başarıya göre iş ve çalışma hakkı…
   Daha güvenli yollarda seyahat…
   Daha yeşil ve daha temiz bir ülkede yaşam…   
   Daha sağlıklı ve güvenli gıda üretimi…
   Suçlara karşı daha etkili polis gücü ve daha hızlı karar alabilen bir yargı…
   Devlet kurumlarında partizanlığın yasaklandığı bir sistem…

Gösteriş dönemi geride kaldı

   Yapılması gerekenlerin en önemlileri bunlardır…
   Ve Türkiye’nin yardımlarıyla bunları başarmak çok kolaydır…
   Ama daha çok makam yaratarak, daha çok partizanlık yaparak başarılı olamayız…
   Tanınmamış, küçük bir ülkede 50 tane milletvekili, 10 bakan, yüzlerce müdür, müsteşar ve müşavire ihtiyacımız yoktur…
   Çok daha kısıtlı, fakat üretken bir kadro ile bu ülke 2 yıl gibi kısa bir süre içerisinde güneyin de ilerisinde olabilir…
   Ama mevcut sistem ve geçersiz yasalarla değil…
   Şimdiki sistemle her geçen gün daha da geriye gitmeye mahkûmuz…
   Halkımız da bunun farkındadır…
   O nedenle Meclis’te yeni bir sistem için karar alıp, halkın onayına sunmak doğru olandır…
   Ve bunun için fazla zaman yoktur… 

YORUM EKLE