ABD Başkanı Trump, bir öyle, bir böyle diyor…
Kıbrıslı diliyle ‘softa şaşırtması’ yapıyor…
Bir öyle, bir böyle…
İran savaşının 2-3 hafta daha devam edeceğini söyleyince petrol fiyatları yeniden yükselişe geçiyor…
Bazı ülkelerde petrol fiyatları ciddi bir yükselişe geçerken, bazılarında karne ile satış uygulamasına geçiliyor…
Uzmanlar, daha az araç kullanılmasını, daha az uçuş yapılmasını öneriyor…
Trump bu konuda “zamanında önleminizi alsaydınız” diyerek, savaşın neden olduğu sorunlardan kaçınmaya çalışıyor, topu başkalarının kalesine atıyor…
Savaşın Türk ekonomisi üzerindeki etkileri derinleşirken, Kıbrıs’ın kuzeyinde bu durum endişeleri daha da artıyor…
Özellikle ticaret ve turizm sektörü, sezonu en az zararla kapatmak için yoğun bir çalışma gösteriyor…
Ne var ki; ülkemizin siyaset sahnesinde böylesi bir endişenin yaşanmadığı görülüyor…
Sivil toplum örgütleri ve sendikaların büyük bir çoğunluğu da öyle…
Maaşlar ‘enflasyon artışıyla birlikte’ ödendiği sürece herkesin hayatından memnun olduğu bir düzene geçiliyor…
Halbuki; bu maaşların ödenebilmesi ekonominin gidişatına bağlıdır…
Turizm ve ticaret gerilediği zaman, devlet gelirlerinin ne denli azalacağını önümüzdeki aylarda yaşayarak göreceğiz…
Akaryakıt ve elektrik artışlarıyla birlikte, bırakın dünya devletlerini, Güney Kıbrıs’la rekabet şansının büyük ölçüde yitirildiğini de göreceğiz…
Gözümüzün önündeki gerçekleri görmek ve ortak bir akılla gerekli önlemleri hızlı bir şekilde almak yerine; iç gerilimi, hatta çatışmayı körükleyen bir ortama doğru sürükleniyoruz…
Son derece üzüntü verici bir durum var karşımızda…
İnce hesaplar yapılmadan hareket ediliyor…
Savaşın dünya ekonomisi açısından yarattığı riskler görmezden geliniyor…
Ekonomisi ‘kağıttan kale’ olan Kuzey Kıbrıs’ın altın ve döviz rezervlerinin olmadığı, borçlanmaların ‘vatandaşların mevduat birikimlerinden’ yapıldığı da görmezden geliniyor…
Yeni haftaya gerilimle girmeye hazırlanan tüm çevrelere ‘gerçekleri’ anlatacak bir gücün oluşturulması da mümkün görünmüyor…
İran savaşının ardından Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmelerin hız kazanacağı gerçeğini de göz önünde bulundurarak ilgili tüm kesimlere bir sözü hatırlatmakta fayda vardır:
“Yükseliş ve başarı kolay değildir ama inişler çok kolay olur…”
Bugünleri de arar olursunuz…



Dünyadan kopmuş Uluslararası Toplum dışındaki KKTCnin geleceğini gerçekten yukardan aşağıya düşünebilenimiz mi var yani ! Gidilecek Köyün Minaresinin göründüğü KKTCde neyin kavgasını yapıyoruz acaba ! Tüm Sektörlerimizin yerle bir olduğu Ekonomisinin battığı Uluslararası Toplumun Ambargoları altındaki KKTCnin hangi geleceğini konuşabiliriz ki ! Tüm Dünya Ülkelerinin kısa ve Uzun vadeli almış oldukları Ekonomik tedbirlerin Dünyadan dışlanmış KKTC ile ne ilgisi olabilir ki ! Gerçekten tutulacak yeri kalmayan KKTCyi getirdiğimiz noktada Günü kurtarabilmek varken Yarınımızı düşünebilen mi var yani ?