Güven ortamı berhava oldu

Cumhurbaşkanı Akıncı, seçildiği günden bugüne inançla çözüm için çalıştı…
Kanaatimce çözümsüzlüğün yaratacağı olumsuz ortamı gören Rum Lider Anastasiadis de gerçekten çözüm için masaya oturdu...
Ama iki lider arasında gerçekten ciddi bir fark var, Akıncı gerektiğinde inisiyatif alıp çözüm için adım atacak cesarete sahipken, Anastasiadis ise federasyon karşıtı unsurların etkisi altında, kiliseye söz geçiremeyecek bir pozisyonda süreci ilerletmeye çalıştı… Ki bu da imkansızdı ve olmadı!
Çünkü Rum muhalif partileri ve Kilise hiç bir Kıbrıslı Türkü bir Rum ile eşit görmedi, görmüyor ve açıkçası görmeyecek de… 
Mont Pelerin çöküşünü sırf “5 bin Rum’un geri dönüşüne Akıncı onay vermedi” diye yorumlayan arkadaşlarımız eleştiri yapayım derken Rum propagandasına alet oluyor maalesef!
Kıbrıs sorunu ancak müzakere ile çözülür! Müzakere demek al-ver demek… Pazarlık demek…
Oysa Mont Pelerin de yaşanan her şey o kadar açık ki; Rum tarafı toprakta her şeyi alıp, Türkleri 5’li konferansta pazarlık paysız bırakma gayretindeydi… 
Annan planında var olan dönüşümlü başkanlığı hala kabul etmeyen, Türklerin devlet kurumlarında alınacak kararlarda aktif katılımına onay vermeyen Rum tarafı, bu konuları bile kapatmadan topraktaki kazanımları cebine koymak istedi… 
Rum’un oyunu tamamen “toprakta istediğimi elde edeyim beşli konferansta da dönüşümlü başkanlığı veririm, garantileri de hiç pazarlık etmeden dünyayı Türklerin başına yıkar istediğimi alırım” şeklindeydi…
Buna onay veren Kıbrıslı Türk sayısı sanırım bir elin parmak sayısını geçmez…
Ama sırf muhalefet olsun diye kendini “çözüm güçleri” olarak adlandıran dostlarımız Cumhurbaşkanı Akıncı’yı eleştirmeye anında başladı... 
Annan Planı’nın beğendiği bölümünü cebe atan, beğenmediğini ise “olmaz” diyerek iten, sadece kendini ve kendi toplumunu düşünen bir lider ile nasıl müzakere edilebilir ki? 
Sayın Anastasiadis hala müzakere etmeye hazırmış! 
Sayın Başkan siz önce Başpiskopos’tan izin alacaksınız, sonra da seçimde oylarına mecbur kaldığınız faşist zihniyetli partilerin yöneticilerini ikna edeceksiniz… Bunları yapmadığınız sürece bir arpa boyu yol alamayacağınız aşikardır…
Lafta “müzakereye açıksın” da, iş irade ortaya koymaya gelince masadan nasıl kaçacağını bilemiyorsun! 
Mont Pelerin’de sadece müzakereler değildi çöken, güven ortamı da çöktü… Çünkü Rum lider “yalan”a başvurdu… AKEL Liderinin harita konusunda Türk tarafının yüzde 29,2’ye gerilemesiyle adeta şok olan Rum lider, nasıl masadan kaçacağını bilemediği için topu AKEL Lideri Kiprianu’ya attı… “Kiprianu’yla telefonda konuştum, onay vermedi” dedi… Oysa öyle bir telefon görüşmesi de yoktu…
CTP’li yetkililere böyle bir telefon konuşmasından haberi olmadığını bizzat Kiprianu söyledi…
Akıncı’yı eleştirenlere soruyorum şimdi; siz olsanız ne yapardınız? 
Karşınızda çözüme ulaşmak için irade göstermeyip, masadan sıyrılabilmek için yalana başvuran bir siyasi liderle neyin müzakeresini yapabilirsiniz? 
Tekrar ediyorum; olay geri dönecek Rum sayısı değildir… 
Kıbrıslı Türkler yüzde 29,2 ve 65 bin kişi önerdi… Bu bir öneri, pazarlığa açık… Bu sayı ve bu oran Güzelyurt’un Türklerde kalması demek… Ama pazarlık devam edecek… Oysa sen pazarlığa oturmadan kaçıyorsun…
Rumlar Kıbrıs’ta çözüme hazır değil… Ne liderlik olarak ne de halk olarak... Kilise ve faşist unsurların varlığı Anastasiadis’e adım atma şansı vermiyor… Olay bu kadar basit.. Bu ortamda Akıncı’yı ya da Sözcü Barış Burcu’yu “Rumların tutumu marjinal” dediği için eleştiren zihniyeti anlamakta güçlük çekiyorum… Gerçekten!
YORUM EKLE