Half Time

 Mont Pelerin'de iki liderin sürdürdüğü görüşmelere ara verildi. Yani bir nevi "half time" oldu.
Bu "half time" hali, bu görüşmelerden olumlu bir sonuç çıkmasını bekleyenler gibi olumsuz bir sonuç oluşmasını bekleyenler açısından da şaşkınlık yarattı.
  Ancak bu sonuç, işin gereği olarak gelişen olumlu bir durumdur.
  Bu gelişme, her iki topluma ve ilgili taraflara, kısa bir süre içinde olsa, yeniden bir değerlendirme yapma olanağı da yarattı.
  Mont Pelerin'e gitmeden evvel iki lider de kendi toplumlarına açıklamalar yapmıştı. Orada süren görüşmelerin seyrini izlediğimizde, her iki liderin, Mont Pelerin'e gitmeden evvel kamuoylarına verdikleri mesajlara uygun davrandığını gördük…
  Sayın Anastasiadis ağırlıkla “Toprak” başlığı üzerine duracağını ve harita isteyeceğini söylemişti.
Sayın Akıncı ise bu konuya hazır olduklarını ama ağırlıkla 5'li konferans üzerinde duracağını ve bunun için bir tarih saptanmasını esas olarak sağlamaya çalışacaklarını. Harita meselesinin bu temelde gündeme geleceğini söylemişti.
  Elbette ki Güvenlik ve Garantiler de bu iki konunun ele alınmasının içindeki esas başlıktı.
İşte bu açıklamalarla başlayan görüşmeler, bu temelde bir seyir izledi.
Sayın Akıncı ve Sayın Anastasiadis yapıcı bir gayret içinde oldu.
Ara verme, ara bozmaya dönmesin
  İşte şimdi verilen bu "haif time", olayını "ikinci devresi" açısından değerlendirmek gerekir.
İlk akılıma gelen, zamanında, New York'ta meydana gelen göşmelerde Rahmetli R. R Denktaş'ın o dönemki görüşmelere, Bayram mazaretini göstererek ara vermesi ve geri gelmesi oldu.
  Sonrada Kıbrıs'a gelen Sayın Denktaş, "Ortaköy'e dahi gitmem" deyip geri gitmemesidir. 
İşte bu "half time" gündeme gelince aklıma bu geldi. Sayın Akıncı için bunun söz konusu olmayacağı açık. 
  Yalnız Sayın Anastasiadis'in Ulusal Konsey meselesi ile bağlantılı bu "half time"ı içime bir sıkıntı soktu.
  Aynı şekilde olur mu? Bilmem ama ihtimal vermem. Ancak burada önemli bir nokta var.
Çünkü, " half time" Sayın Anastasiadis'in görüşmelerde, Kıbrıs Türk tarafının olumlu açılımlar getirmesi üzerine, bunu, Ulusal Konseyi ve Yunanistan ile görüşmek istemesi üzerine oluştu.
Kıbrıs Türk tarafı buna olumlu yaklaştı. İşte bam teli buradadır. 
  Sayın Anastasiadis'in olumlu bulduğu bu açılımlara şimdi bu "half time" da Güneyden destek gelecek mi? Yoksa buna köstek mi gelişecek?
  Eğer bu süreçte, açıkça yazıyorum. AKEL Sayın Anastasiadis'e tam ve açık destek vermezse, gerçekten iş sıkıntıya girecek.
  Sayın Anastasiadis bilinen anti- federasyoncu güçlerden destek alamayacak. Ama AKEL ve diğer çözümcü güçler ona açık destek vermezse, Sayın Anastasiadis ikinci devreye gelse bile, cesaretli bir adım geliştiremeyecektir. 
  Bu oldukça önemlidir. Eğer bu desteği alırsa Sayın Anastasiadis, o zaman da iki toplum yanısıra ve Türkiye ile Yunanistan arasında çözüm yönünde ortak buluşma noktaları daha da gelişebilecektir.
Çünkü iç meseleler kadar önemli olan nokta 5'li konferansın oluşmasıdır.
  Çözüm için esas noktalardan biri budur.
   Çünkü diğer noktada, yani “Toprak”ta harita somut olarak masada olmasa dahi, buna yol açacak kriterler üzerinde olumlu yakınlaşma oluştu.
  İşte ilkten söylediğim bam teli buradadır. 
  Şimdi, Federal çözümü sabote etmek için Toprak, Garanti Meselesi ve Türkiye'yi tartışmanın odağına oturmak isteyecek Güneyin ve Kuzeyin statükocuları da bu "half time" Federal çözümü sabote etmek içinde kullanmak isteyeceklerdir. Yani çözümsüzlüğün devamı için kolları sıvayacaklar.
  Üstelik bu dönem, "doğal takvim gereği", 15 Kasım, KKTC'nin yıl dönümüne denk geliyor. 
Yani Güneyde ve Kuzeyde millliyetçi demagoji yapmaya dönük niyeti olanlara uygun bir de ortam var.
  Güneyde şimdi Ulusal Konseyde, Sayın Anastasiadis olumlu açılım dediği noktaları anlatacak. Bunlar bunu dışa yansıtacaklar. Bunun kuşkusuz Kuzeye dönük yansımaları da olacak. Kuzeyde de Federal Çözümü sabote etmek isteyenler için bunlar bulunmaz fırsat sayılacak.
  Bu nedenle herkes sağduyulu ve kararlı tavrını göstermek zorundadır. Popülist demagojilerin dünyayı felakete sürüklediği gerçeği içinde bunu sağduyu ile ele almak gerekir.
  Bu nedenle açık yazıyorum, başta AKEL olmak üzere Güneyin barışcı güçlerine büyük görev düşüyor. Kuzeyde tüm barış güçlerine büyük görev düşüyor. 
  Bu aşamada iki lidere, amasız fakatsız tam destek. Özellikle AKEL bunu öne almalıdır.
Yoksa tarih bizi yargılayacaktır. 
  Yani iki toplum kadar, Yunanistan ve Türkiye'nin de bir noktada buluşması gerekiyor. İşte bu ara verme sürecinde bunlara katkı sağlamak gerekiyor.
  Bu görüşmelere dönük bu "half time", spor karşılaşmaları gibi, ikinci devrede, ötekini köşeye sıkıştırmak için enerji depolamak değildir. Aksine barışı sağlamak için akılı ve enerjiyi çoğaltıp birleştirme zamanıdır.
  Evet, tarihi bir eşikteyiz. Ya barışçı bir ortama geçeceğiz, ya da eski halin, daha da sertleşecek sıcak tavırları eşliğinde, pek çok yeni bilinmezlikle dolu tehlikeleri içinde şok halinde debeleneceğiz.
YORUM EKLE