Barış Harekatı sonrasında Kıbrıs’ın kuzeyinden Türkiye’ye ilaveten Arap ülkelerine, ama en fazla İngiltere’ye narenciye ihracatı yapılıyordu…
Gazimağusa Limanı’nda yüklenen gemiler doğrudan İngiltere’ye gidiyordu…
Yıllık ihracat 220 bin tona kadar ulaşmıştı…
Rum Yönetimi bunu engellemek için büyük çabalar harcadı ve sonunda Avrupa Adalet Divanı’ndan bir karar çıkartıldı…
Bu karar Kuzey Kıbrıs’tan narenciye alımını yasaklıyordu…
Rumların ‘çalıntı mal’ propagandası buraya kadar başarılı olmuştu…
İngiltere; Kıbrıs Türk Yönetimine yol gösterdi ve Londra mahkemelerinde dava açılmasını önerdi…
Dava açılması halinde ABAD kararlarının İngiltere’de geçerli olmayacağı söylendi…
Kıbrıs Türk Yönetiminin ne yaptığını hatırlamakta fayda vardır…
“Avukatlara verecek paramız yok” denilerek, altın yumurtlayan tavuğun önü kesildi…
Devam edelim…
İngiliz hükümeti 1996 yılı sonuna kadar KKTC pasaportuyla seyahat etmek isteyenleri engellemedi…
Ercan’dan hareket edip, Antalya veya İzmir üzerinden Londra’ya KKTC pasaportuyla uçmak mümkündü…
İngiliz muhaceret memuru KKTC pasaportuna mühür vurmuyor, küçük bir giriş belgesi veriyordu…
Belgelerin üzerinde 6 aylık vize bulunuyordu…
Peki ne oldu da bu uygulamadan vazgeçildi?..
Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a gelen çok sayıda kişi, özellikle PKK yanlıları KKTC pasaportu aldıktan sonra İngiltere’ye giderek, hava alanında İngiliz polisinin önünde o pasaportu yere atıp, ayaklarıyla eziyor ve şunu söylüyordu:
“Orası bir işgal bölgesi, demokrasi yok, insan hakları yok… O yüzden sığınma hakkı istiyoruz…”
İngiltere’nin o yıllarda kanunları çok esnekti…
Ve pasaport parçalayanlar bunu biliyordu…
Geçici olarak belediye evlerine yerleştiriliyor, 4 nüfuslu bir aileye haftalık 400 Sterlin de mali katkı yapılıyordu…
Ev kirası yok, çalışmak yok…
Yan gel yat Osman…
Haftada 400 Sterlinle paşa gibi yaşa…
Çocuklara okul bedava…
Hastane ve ilaçlar da bedava…
İngiltere’nin Kıbrıs’taki Yüksek Komiseri bu konuyu defalarca KKTC makamlarına anlatıp uyarıda bulundu…
“Bu insanlara pasaport vermeye devam ederseniz, uygulamayı değiştirmek zorunda kalacağız” denildi…
Ama KKTC makamları bu uyarıları ciddiye almadı…
Sonunda vizesiz seyahat yasaklandı…
(Devam edeceğiz)



Hic bir seyi basaramadik..
Meyhanelerde yedik-ictik, gezdik-tozduk, moda giysiler giydik, en guzel ve lux arabalara binduk, facebookta dedikodu yaptik, gonyagimizi ictik, mangalimizi yaptik, har vurup harman savurduk bize kalanlari.. Lale devri cocuklari gibi yasadik.. Bir konteyner evler sorynuna bile cozum bulamadigimiz gibi bunun kanunu ve yonetmeligini de cikaramayarak etrafi da cehenneme cevirdik.. Aferin bize..