Hayat Pahalılığı ve Banka Faizleri Yükseliyor!

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 3 Ekim 2018 çarşamba günü enflasyon verilerini açıkladı. Bu kapsamda, Tüketici Fiyatları endeksi % 6,30 artarak yıllık enflasyon % 24,52’ye yükseldi. Üretici fiyatları endeksi ise yıllık bazda % 46,15’e çıkarak, üretim maliyetlerindeki kritik artışı gösterdi ve bunun enflasyonun üzerinde baskı yaratmaya devam edeceği sinyalini verdi. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası 13 Eylül 2018 tarihinde para politikası çerçevesinde 625 baz puanlık (% 6,25) faiz artış kararı aldı. Böylece, politika faizi olan haftalık repo faiz oranı % 17,75’den % 24’e yükseltmişti. Böylelikle, beklentilerin üzerinde artan enflasyon oranı politika faizinin üzerine çıkarak reel faiz kazancını yeniden negatife düşürdü. Bu durum haliyle faizler üzerinde yükselme beklentisini de beraberinde getirdi. Sonuç olarak Faiz, Enflasyon ve Kur üçgenindeki meydana gelen kriz derinleşti. 
    Sene başından beri % 60’lara dayanan kur artışı ve % 13’lere yükselen faiz artışları her açıdan enflasyon üzerinde durdurulamaz bir artışa sebep oluyor. Keza, petrol, elektrik, ithal ürünler gibi kurlara dayalı artışların yanı sıra, faizlerin yükselmesi de gıda, yerel üretim ürünlerinin de fiyatlarını aynı hızla yükselttiğini gözlemliyoruz. Yükselen faizler bankacılık ve finans sektöründe mevduat ve kredi faizlerinin yükselmesine neden oluyor. Enflasyona dayalı olarak yükselen faizler bankaların verdiği mevduat faizlerindeki talebi artırıyor. Zira mevduat faizlerine karşı artan talebin bankalara yarattığı maliyetin dengelenmesi amacı ile kredi faizlerini de doğru orantılı şekilde yukarı taşıyor. Bunun sonucunda, haziran ayından sonra sektör genelinde Krediler de yavaşlama, TL kredilerde ise sektör bazında azalma yaşandığı gözlemleniyor. Kurların döviz kredilerini kontrolsüz şekilde yükseltmesi ve TL faizlerin yükseldiği ortamda kredi tahsislerinde temkinli yaklaşıldığı ve reel sektörün yatırım finansmanına erişimin azalması ve maliyetlerin yükselmesi ekonomik resesyonu tetikleyecektir. Böylelikle, enflasyon, kur ve faiz üçgeninin yarattığı olumsuzluklar işsizlik, ekonomik büyüme, cari açık, borç stoku gibi diğer önemli ekonomik göstergeleri de olumsuz etkilemesi söz konusu olmuştur.  
Hazine ve Maliye Bakanı Sn. Berat Albayrak enflasyonla mücadele için plan hazırladıklarını beyan etti. Önümüzdeki hafta bu planın etkinliği değerlendirilecek. Zira, Türk Lirası stabilizasyon kazanamazsa enflasyon ve faizlerle mücadelede başarılı olmak zor görünmektedir.        
   Yükselen kurlar, enflasyon ve faizlerle ilgili Türkiye ve KKTC tarafında kayda değer tedbirler henüz alınamamıştır. İki tarafta da döviz kazancı sağlayan kesimi cezalandırıcı önlemler alınmış ancak krizin etkileri doğru ve dolaylı yoldan tüm kesimleri olumsuz etkilemiştir. Döviz mevduatları olanlardan faiz geliri vergi stopajı % 10’dan % 18’e çıkarıldı. Döviz kira gelirleri sabitlenerek mal sahiplerinin kira gelirlerini azaltma yönüne gidildi. Ancak, bunlar dövize dayalı yatırım yapan kesimi mağdur etmenin ötesine geçmedi. Türk lirasının dengelenmesi için finansal piyasalarda güven ortamının tesis edilmesi gerekli. Ülke içerisindeki gerek dış yatırımcının geri gelmesi, gerekse yurt içindeki kişilerin dolarizasyonu bırakarak TL’ye dönmesi Türk Lirasına ve Türk Varlıklarına değer kazandırabilir.

YORUM EKLE