Hayırlısıyla olsun bakalım

   Adam; ırkçılığa karşı düzenlenen festivale katkı koymak için gitarını alıp Larnaka’ya gidiyor…

   Konser platformunu dağıtan ELAM teröristleri tarafından defalarca bıçaklanıyor…
   Rum siyasilerini bir kenara bırakalım…
   Kıbrıslı Türk siyasilerden bir Allah’ın kulu da çıkıp bu faşist kanlı saldırıyı kınamıyor…
   Adam alış-veriş amacıyla güneye geçiyor, yolda önünü kesen sopalı saldırganlar aracının camlarını kırıyor,  yanındakilere ölüm korkusu yaşatıyor…
   Bu saldırganları yakalamayan Rum polisini kimse eleştirmiyor…
   Bunu haber yapan Türk gazetesi “gerici, barış karşıtı” oluyor…
   Adam; hayatını Kıbrıs sorununun çözümüne adamış, KKTC’nin ilan edildiği gün hüngür hüngür ağlamış…
   Limasol’a gittiği zaman ise Rum polisinin gözleri önünde topuzlu saldırıya uğramış…
   Sorun mu yani?..
   Alt tarafı bunlar 100 tane aptal!
   Adam; kar görmek için ailesiyle birlikte Trodos’a gitmiş, geceyi otelde geçirmiş ve Rum dostlarına para bırakmış…
   Sabah uyandığında araç lastiklerinin kesilerek parçalandığını görmüş…
   Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına…
   Her toplumda, her ülkede bu tür şeyler olabiliyor!
   Adam; Kıbrıslı Türklerin ilk adresi olan güneydeki Rum marketinde kasaplık yapmaya başlamış…
   Bir sabah işe gittiğinde, aracının altına dinamit yerleştirip hurdaya çevirmişler…
   Rum sigortası “bu tür hasarı karşılayamayız” diyerek işin içinden çıkıyor…
   Türk sigortacı “Bizim tarafta olmadığı için bir şey yapamayız” diyor…
   Sigortadan yüklü miktarda tazminat alan Rum market sahibi ise “Eeee napalum be Altan Karakuş, sana verecek para yok” diyor…
   Karakuş, kanatlanıp polise gidiyor…
   Kamera kayıtlarını önlerine koyuyor…
   Onlar da meseleyi araştırmaya başlıyor…
   Aylar geçip gidiyor, saldırganlar yakalanmıyor…
   Avrupa ülkesinde olur mu böyle şeyler?..
   Bal gibi de olur…

  Peki şimdi ne olacak?..

   Dünya Barış Günü’nde “Barış Hemen Şimdi” diye yollara dökülme yok mudur?..
   Elbette vardır…
   Barış hemen şimdi…
   Saldırıların tümü geçti, gitti…
   Bundan sonrasıdır önemli olan…
   Yurdumuzu birleştirmekten başka çare kalmadı…
   Baksanıza TL eridi, gitti…
   Vatandaşın alım gücü kalmadı…
   Banka taksitleri yarım kaldı…
   Bolibifin fiyatı 10’dan 20’ye fırladı…

Yandık, gittik, bittik

   Güneydeki Yannagi’nin maaşı Bin Euro…
   Eder 7 bin 600 TL…
   Öyleyse barış tek çare…
    İleri, daha da ileri…
   Topuzlar havada uçarsa eğer…
   Larnaka-Londra 4 saat…
   Varacaksın Ayyanni’li Ali’nin kebapçı dükkânına…
   Haftalık 350 Sterlin…
   Ayda eder Bin 400…
   Allah’ım sen büyüksün…
   TL kullananlar çatlasın, patlasın…
   Bin 400 Sterling eder 11 bin 900 TL…
   Çatlasın, patlasın Lefkoşalı Naciye…

Hakan Öztaş Londra’dan yazıyor
  Bundan sonrasını Hakan Öztaş’ın Londra’daki yaşamla ilgili paylaşımından aktaralım:
   “Londra'da çalışan karı ve koca bir işçi olarak kazanç, tabiki ikisi de çalışırsa yaniii £600 şanlıysa hade £700 haftalık diyelim.
   Gider haftalık kira veya mortgage ödüyorsan elektrik, gaz, Council Tax (Belediye vergisi) ve gıda tüketimi, günlük ıncık mıncık, çocuklarda varsa vs. vs. Total gider £1000 haftalık sigara migara varsa £1200 haftalık. Tatil de varsa £1300 haftalık. Bir de ortalama TL döndürelim 11bin TL tutar gideriniz haftalık... Aylık TL Londra’da gideriniz 44 bin TL. Yani anlayacağın HAPI yuttun…”
   “Binerim uçağa, giderim Londra’ya” diyenler, Hakan Öztaş’ın yazdıklarını iyi okusunlar…
   İyice düşünüp, kaşınsınlar…
  Moralleri bozmadan, bavulları hazırlasınlar… 
  Dünya Barış Gününde barışı düşüneceğiz elbette…
  TL kullanıp, yok olmak yerine…
  Bayrak elde yürüyelim çözüme…
  Hayırlı pazarlar…

YORUM EKLE