Herkesin bir hikayesi vardır

Herkesin bir hikâyesi vardır…
Kimisi hüzünlü, kimisi mutlu, kimisi buruk…
Kimisinin de henüz tamamlanmamış… 
“Tırtılın son dedi şeye, dünyanın geri kalanı kelebek der.” Lao Tzu
İnsan yaşadığı sürece hikâyesi bitmez, bitemez. Tamamlanmamıştır sanırım…
Nasıl ki, devamlı olarak, yeni bir hikâye yazmak,  yeni bir sayfa açmak için çabalamak, bir tercihse; bir türlü bitmeyen, hatta bitti diye düşünülüp, köşede kalan hikâyeyi, yeni bir güne uyanıp, tekrar yazmaya çalışmak, emek vermek te, bir tercihtir.
İnsan bazen içinde bulunduğu hikâyeyi bir türlü bitiremediğinde, sonlandıramadığında panik yapar. Sanki çok lazımmış gibi, ille bir yerlere varması gerekirmiş gibi… Her nedense “sonlara”, pek bir meyillidir insan...
Son nokta, son dokunuş, sonu mutlu biten hikâye, sonu güzel biten şeyler gibi mesela. 
Ben hala bitiremediğim hikâyedeki, senin bende kalma ihtimalini seviyorum. Tek taraflı değil, benim de senin masalındaki, kalma ihtimalimi seviyorum, mesela...
Biliyor musun?
Hala daha bu kadar mesafe varken, hala daha fersah zaman geçmişken, yeni bir hikâye yazmama ihtimalini seviyorum. Bu bir çeşit kendini adama hikâyesi aslında...
Sanki yüzyıl geçmiş gibi birbirini görmeyeli, sanki yarım asır geçmiş gibi, birbirine görünmeyen iplerle bağlılık mecali…
Tüm olumsuzluklara rağmen, vakit varken insanın birbirinden gitmemesi… 
Sırf bu ihtimal için bile, yeni bir sayfa açmamayı sevmek…
Tüm imkânlar varken yeni olan her şeye, hala daha bu bir türlü solmayan, eskimeyen hikâyenin başrol oyuncusu olmayı sevmek… 
Ne gariptir şu insanoğlu, altın tepside sunulanı değil de, nerde bir yüzde sıfır nokta sıfır bir derecelik, olmama ihtimali her ne varsa, onun peşinden koşar.
Belki de bu koşma, kendi gerçeğini kovalamaktır, belki de bu kovalamaca, sunulanı değil de, kendine ait bir dünyayı, masalı yaratma heyecanıdır.
Bir tür bağlılıktır, vefadır, sadakattir. Her şeyin ucuzlaştığı bu yüzyılda, sevgilerin maalesef bir damla gözyaşına bile layık görülmediği zamanlar... Aşkın ve sadakatin sadece zaman öncesi kitaplarda yazıldığı, küf kokan zamanlardan geçiyoruz. 
Ve böylesine ucuz ve hor bir zamanda, bu kadar anormal bir dünyada, tüm olumsuzluklara inat, geçen onca zamana da inat, az önce yazılan, o minicik bir ihtimalin uğruna yaşamaya çalışmak, müthiş bir mücadele, direniştir... Hem de her gün...  
Herkesin bir hikâyesi vardır, demiştik... İnsan kendi masalı için, “bitti” demeden bitmez...
Kör kütük bir inanış bu, umuda dair... Bir bağlılık, bir sadakat bu, umuda dair...
Sonu mutlu biten bir hikâye varsın olmasın, onu yaşarken mutlu olmuşsanız,  çok ta sonuca bakmaz insan. Bakmayınız. Hayat kısa. Hala nefes varken, ister yeni bir sayfa açınız, isterseniz de, içinde bulunduğunuz hikâyenize yeni umutlar, geleceğe dair gökkuşağı renklerini serpiniz... Unutmayınız ki, siz bitti demeden bitmez... Her şey sizin elinizde, ihtimaller ve ümitler de, hikâyenizin anahtarıdır. 

YORUM EKLE