Herkeste endişe var

   Kıbrıs’ta 2003 yılından beri karşılıklı geçişler devam ediyor…
   Kıbrıslı Türklerin ezici bir çoğunluğu güneyin birçok bölgesini ziyaret ediyor, alış-veriş yapıyor ve eğlence yerlerine gidiyor…
   Kuzeye geçen Rumların sayısı son aylarda ‘akaryakıt alımı’ nedeniyle artmış olsa bile hala nüfusun yarıdan fazlasının “kimlik gösterip asla gitmem” dediği biliniyor…
   Sınır kapılarının açılması sonrasında iki toplum arasındaki ilişkilerin arzu edilen düzeyde geliştiğini de iddia edemeyiz…
   Görünmeyen bir el; Kıbrıslı Rumları bizlerden uzaklaştırıyor…
   Okullarda, kilisede hala Türk düşmanlığına yönelik dersler veriliyor, konuşmalar yapılıyor…
   Kuşkusuz; bu adanın iki sahibi arasında düşmanca duyguların hiçbir faydası yoktur…
   Geçmişte yaşanan acılardan dersler çıkarıp, sağlam bir gelecek için ilişkilerin iyi yönde geliştirilmesi doğru olandır…
   Ne var ki; son zamanlarda doğal gaz sondajları nedeniyle ilişkilerin daha iyiye gitmesi bir tarafa; daha da kötüleşeceği gözle görülür haldedir…
   Güneye geçen Türklerin araçlarına yönelik saldırıların artması bizleri endişelendiriyor…

Müzakerelerin başlaması önemlidir

   Gerilimi azaltmanın başlıca yolu ise müzakerelerin yeniden başlamasıdır…
   Bunun için de tek yanlı taleplerle “Türkiye gemilerini çeksin masaya oturalım” demek iyi niyetli bir yaklaşım değildir…
   Doğal gaz konusu müzakerelerin bir parçası olmalı ve sonuç alıncaya kadar taraflar sondaj çalışmalarını durdurmalıdır…
   Rum tarafı, Kıbrıslı Türklerin uyarılarını dikkate almadan ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını görmezden gelerek tek yanlı sondaj çalışmalarını başlatmasaydı, bugün Kıbrıs sorunu farklı bir noktaya gelebilirdi…
   Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker “Kıbrıs sorununun çözümüne bir adım kalmıştı” diyerek, Crans Montana’da Türkiye ve KKTC’nin iyi niyeti sayesinde olumlu gelişmelerin meydana geldiğini itiraf ediyor…
   Türkiye; 2003 yılından beri Kıbrıs konusunda ‘bir adım önde’ siyaseti izliyor…
   Sağduyu sahibi Rumlar da bunu kabul ediyor ve “Erdoğan olmazsa Kıbrıs sorunu hiçbir zaman çözülemez” diyor…
   Öyleyse ortaya çıkan fırsatlar heba edilmemeli ve her iki toplumun da çıkarlarını gözeten bir anlaşma için yeniden masaya oturulmalıdır…
   Anastasiadis; federasyon tezinden uzaklaşarak ‘İki devletli bir çözüm’ istiyorsa, Kıbrıs Türk tarafı ile oturup bunu konuşmalıdır…
   Fakat; çözüm şekli ne olursa olsun iki toplum arasındaki ilişkilerin iyi yönde gelişmesi için ‘güven bozucu’ değil ‘güven yaratıcı’ önlemler uygulamaya konmalıdır… 
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
fffffffffffffff
fffffffffffffff - 5 ay Önce

fffffffffffffffffffffffffffffff