Hükümetçiliğinize de, sendikacılığınıza da!

Bir trafik kazası ve acı bir son… O günden bu yana bir isyan hali… Bu çok normal, daha büyük kazalar, yaşadık önceleri… ama hep sinip kaldık.. Ateş hep düştüğü yeri yaktı… Bu kez farklı oldu…

Öğrenciler arkadaşları için sokağa indi… Ne de iyi ettiler…

Öğrencilerin kaza sonrasındaki tepkileri çok anlamlı ve yerindeydi…

Kanaatimce Başbakan büyük bir yanlış yapmış ve öğrencilerden saklanmıştır… Oysa öğrenciler oraya salt arkadaşları için duydukları acı ve öfke için gelmişti.. Hiçbir siyasi beklentileri de yoktu…

Devleti yöneten şahıstan öfkelerini anladığına yönelik bir mesaj beklediler… Aralarına gelmelerini, onları anlamasını istediler…

Sayın Özgürgün bunu yapmadı ve çok büyük bir hata yaptı…

Onun yapmadığını sendikalar yaptı çünkü…

Ama sonuç hiç de istenmeyen bir noktaya doğru sürüklenmeye başladı…

Öğrencilerin isyanı neydi anımsayalım: “Biz karanlıkta okula gitmek istemiyoruz!”

Çok da haklı bir isyandı… Hükümet  bu konuda geç de olsa bir karar üretti… Saatleri yarım saat ileri aldı… Hem kamuda hem okullarda… Bir nebze sorun çözülmüştü aslında ama bu adımı çok geç attı… Artık karşısında acılı öğrenciler değil, politik gailesi olan sendikalar vardı…

Hükümet kriz yönetiminde başarısız oldu… Saatleri neden değişmediğini açıkça anlatamadı!

Öğrencilere şefkat gösteremedi ve kontrolü kaybetti..

Hükümet aldığı kararı ne öğretmenlere ne de memurlara dinletemedi… Resmen bir kaotik ortam oluşmasına neden oldu… Daha da kötüsü otoritesini tamamen kaybetti..

Bu hükümetin hataları… Peki ya sendikalar!

Öğrencilerin amacı belliydi ama onlar “Biz ne dersek o olacak” mantığıyla hükümete yüklendi… “Avrupa saatine geri dön, 3 bakanı görevden al”

E oldu olacak gel koltuğa sen otur kardeşim, sen yönet!

Öğrencilerin acısı istismar edildi, gençlerin sonuç almak istediği eylemler bir anda siyasallaşıp önemini yitirdi!

Hükümet saati yarım saat ileri aldı, talep de karanlıkta gitmemekti, bu bir nebze sağlandı  ama sendikalar ne yaptı, “karanlıkta okula gitmeye devam edeceğiz” dedi!

8.00’da okulda olmaya devam ettiler… Oysa yarım saat çok şeyleri değiştiriyordu…

Bu ne perhiz, ne lahana turşusu!

Çünkü hedef üzüm yemek değildi, bağcıyı dövmekti…

Ve sonuçta sendikalar bunu başarmak için eylemlilik sürecinde çıtayı yükseltmeye hazırlanıyor… Ve sendikacılar görüyor ki, otorite alınan kararı uygulamadığı için hiçbir çalışana da yaptırım uygulayamıyor!

Aciz bir hükümet…

O zaman daha da büyük bir iştahla saldırı başladı…

Sonuçta olarak; kaza, acı ve öğrencilerin saf isyanı gölgede kaldı…

Şu anda meydan hükümete istediğini yaptırmak için her yolu kullanan, hükümeti istifaya zorlayan  sendikacılara kaldı…

Yine filler tepişirken çimenler eziliyor…

Olan yine öğrencilere ve taraf olmayan kamu çalışanına oldu… Hükümeti dinleseler bir dert, sendikaları dinleseler başka dert!

08,00’de açılan okul var, 08,30’da açılan var… Ayni şekilde bu daireler için de geçerli…

Bir kaotik ortam ve bundan zevk alan sendikal yaklaşım, bu kaotik ortamı koltuğundan seyreden ve adım atamayan hükümet bireyleri!…

İkiniz de eksik olun!

Düşün bu toplumun yakasından…

Bu anlayıştaki hükümetçiliğiniz de, sendikacılığınız da size kalsın!

 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Zekâ Üçer
Zekâ Üçer - 2 yıl Önce

Aynen Aytuğ kardeşim . Bakalım nere varacak