Huzur uzakta, umut kızakta

 Yavaş yavaş uyanıyoruz. Biz Kıbrıslı Türkler bir otobüste ilerlerken bir duvara toslayıp kaza sonrası baygın haldeyken yavaş yavaş kendimize geliyoruz. Bugüne kadar sosyal ekonomik konularda KKTC’nin gelişimi için yazılmadık yazı, söylenmedik çözüm önerisi yok gibi. Kısacası son günlerde yaşananlar da sözün bittiği yerde olduğumuzun göstergesidir.
Birkaç kişinin bir araya geldiği bir ortamda bugünlerde konular hep aynı. İşyerlerinde, kahvehanelerde, komşuluklarda herkes aynı konuları konuşuyorlar. TL’nin erimesi ile birlikte hayatın ne kadar pahalı olduğu, mutfağa ateş düştüğü, marketlerin ne kadar pahalı olduğu konuşuluyor.
Uzun bir aradan sonra Cumartesi günleri kurulan Güzelyurt açık pazarına gittim ve esnafın sohbet konusunun farklı olmadığını gördüm. Esnaf, pazara gelen insanların azaldığı, alım gücünün düştüğünden bahsediyordu. Hele hele okulların açılacağı şu günlerde bir ailenin okula gidecek olan iki çocuğu var ise, o ailenin bu ay ne kadar sıkıntı yaşayacağı konuşulan konulardandı. Fakat diğer bir yandan açık Pazar esnafının yüzünü güldüren, iş yapmasını sağlayan bir kesim vardı ki insanı gülümsetirken kendini de düşünmekten alıkoyamıyor. Güzelyurt açık pazarının hatırı sayılır bir kısım müşterisini güneyden gelen Rum müşteriler oluşturmaktadır. Esnaf da durumu öylesine benimsemiş ki fiyat etiketlerinin bir kısmını Euro olarak yazmaya başlamış hatta öğrendikleri kadarı ile Rum müşterileriyle Rumca konuşuyorlardı. Böylesine dar boğazdan geçtiğimiz bir dönemde esnaf, Rum müşterileri olmasa, cumartesi günleri açık pazarda tezgâh bile açmayacak kadar işlerin zayıf olduğunu anlatmaktadırlar.
Yaşadığımız coğrafyada Güzelyurt bölgesinin hep ayrı bir yeri olmuştur. İki toplumlu görüşmelerin hareketlendiği her dönemde Güzelyurt, iade edilecek bölge olarak ifade edilmektedir. Sırf bu yüzden yakın geçmişe kadar Güzelyurt’ta yaşayan birçok insanın bir şekilde bölge dışına taşınmış olmasına rağmen günümüzde Güzelyurt’ta kurulan üniversiteler ile öğrencilere bağlı olarak bir canlılık gözlenmektedir. Fakat son zamanlarda yaşanan ekonomik kriz sürecinde bölgenin gerçek anlamda canlandığını söylemek çok da doğru olmaz…
Benim yaşımdaki kişilerin anne ve babaları Kıbrıs Sorununun en ateşli günlerini yaşamaktan gençliklerini yaşayamamışlardır. Benim yaşımdaki kişiler ise 1974 sonrasının belirsizliği ile büyüdüler. Yurt dışına kaçıp gidenler bir anlamda kendilerini kurtarmış saydılar. Adadan ayrılmayıp kalanlar ise belirsizliğin getirdiği olumsuzluklara adapte olmuş bir şekilde hayatlarına devam ettiler. Böylesine sıradan bir şekilde deneyimlediğim Güzelyurt açık pazarında herkesin hemfikir olduğu kesin sonuç ise “kendim ettim kendim buldum” diyerek gelinen noktanın bir şekilde bizler tarafından yaratıldığıdır. Kısaca özetleyecek olursak huzur bizden uzakta umut ise kızakta.
Herkese güzel bir hafta dileklerimle, iyi pazarlar. 

YORUM EKLE