İki büyük tehlike

   Kıbrıslı Türklere yönelik iki büyük tehlike konusunda uyanmanın ve daha da geç kalmadan önlem almanın zamanıdır…
   Birinci tehlike güneyden gelendir…
   Kuzeydeki iç çekişmeleri fırsat bilen Rum Yönetimi’nin, güneydeki havaalanlarından giriş yapan ve kısa süreliğine olsa bile kuzeye geçmek isteyen üçüncü ülke vatandaşlarına yasaklama getirmesi KKTC ekonomisine yönelik ağır bir darbedir…
   Larnaka ve Baf’ı kullanan İsrail, Rus ve İngiliz vatandaşlarının bir kısmı kuzeye geçip konakladığı gibi, sadece tarihi eserleri görmek için kısa süreli geçiş yapanlar da vardır…
   Bunun engellenmesi halinde, Lefkoşa’nın Arasta esnafı gibi, Gazimağusa ve diğer bölgelerdeki esnaf da bundan büyük zarar görecek…
   Bir taraftan ‘Serbest dolaşım, yerleşim ve mülkiyet özgürlüğünü’ savunan Rum Yönetimi’nin, diğer yandan seyahatlere kısıtlama getirmesi kabul edilebilir bir durum değildir…
   KKTC Yönetimi’nin ve sivil toplum örgütlerimizin buna çok sert tepki koymasını, hatta karşı önlemler almasını bekliyoruz…
   Rumlar başından beri “kuzeydeki oteller çalıntıdır” sahte propagandası ile dünyayı aldatmaya çalışıyor…
   Buna karşın KKTC’yi yönetenler Larnaka ve Baf Havaalanı arazilerinin Kıbrıslı Türklere ait olduğunu bir türlü ortaya koyamıyor, karşı propaganda görevini yerine getiremiyor…
   Bizden hiç kimse Larnaka’nın Mckenzie bölgesinde halen Rumlar tarafından kullanılan lokantaların Türklere ait olduğunu da söylemiyor…
   Afrodit Hamamları’nın, Feridun ailesine ait olduğunu bilen olmadığı gibi, öğrenmek isteyen de yok…
   Durum böyle olunca Rumlar bizimle istedikleri gibi oynayabiliyor ve önümüzü kesebiliyor…
   Halbuki; kalıcı bir barış için iki tarafın daha çok işbirliği yapmasından başka çare yoktur…
   Yasaklar, kısıtlamalar ve ambargolar ‘birleştirici’ değil, ayrılığı körükleyicidir…

İkinci büyük tehlike

   KKTC devleti ve halkının geleceği açısından ikinci büyük tehlike, kendi içimizden geliyor…
   Sırtını devlete dayamış olan belirli bir kesim, diğer yandan bu devleti çökertmek için yalan makinesini kullanarak halkı kışkırtmaya ve en önemli sektörümüz olan turizmi batırmaya, bu sektördeki insanları itibarsızlaştırmaya çalışıyor…
   Gerçeklerle yakından uzaktan ilgisi olmayan haberler yayarak, turizm faaliyetlerinin kısıtlanması, darbelenmesi ve büyük zararlar görmesi için inanılmaz bir çaba harcıyor…
   Turizmin yok olması halinde, ülkenin asla ayağa kalkamayacağını bildikleri halde; böylesi bir gelişme karşısında KKTC’nin de yok olacağını ve her türlü çözüm senaryosuna teslim olacağını hayal ediyor…
   KKTC’nin tüm olanaklarından yararlanan bu kesimin, devletin içinde örgütlenmesini teşvik eden ve buna olanak sağlayan siyasiler de vardır…
   Ve bu gerçekler bilindiği halde bırakın önlem almayı, onları daha da ‘cesaretlendiren’ siyasilerin varlığını görmezden gelemeyiz…
   Peki ne yapmalı?..    
   Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında tüm siyasi partilerin de yer alacağı kapsamlı bir toplantıda bu durumun ele alınmasını önermek doğru olandır…
   Fakat böylesi bir toplantıya katılacak olanlardan bir kesimin devletin yanında olmayacağını ve ele alınacak konuları kısa sürede ‘o çevrelere yayacakları’ da bir gerçektir…
   Peki bu tehlikeyi kim önleyecek?..
   Bilen varsa çıksın ortaya…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan Nuri
Hasan Nuri - 5 gün Önce

Evet Kıbrıslı Türklerin en zayıf Zamanından yararlanan Rumlar yabancılara sınırları kapatmışlardır, Kktc de birlik olmayışımız ve biz yaparız olur mantalitesinde Dünyayı karşımıza almamız BM Guvenlik Konseyi kararı olan Maraş’ı Tek taraflı açma girişimi yapmamız ve bu gibi daha konularda BM yi istemeyen taraf olmamız Rumlar’in ekmegine bal sürmüştür, aleyhimize almış oldukları karalarda da maalesef sempati duymuşlardır, BM yi ve AB yi karşımıza almakla Rumlar’a daha fazla kazanım vermekteyiz, temennimiz en yakın zamanda bu yanlıştan dönülüp Dünya ile uyum içinde bir Kktc yaratırız yoksa uluslararası daha çok mağduriyetler göreceğiz

MURAT
MURAT - 5 gün Önce

"Peki bu tehlikeyi kim önleyecek?.."
Sorunuzun cevabı tabiki Türkiye..
KKTC deki siyasetçilerde bunu başaracak irade ve cesaret maalesef yoktur.

Turkish power
Turkish power - 5 gün Önce

Soho hayranları no pain no gain

Turkish power
Turkish power - 4 gün Önce

Mr Hasan Nuri bey 50 yıldır bm ve ab ye vermek istemediğiniz bir kulak arkası kaldı bm nin annan referandumu ab nin referandum hilafına güneyi tek başına ab üyesi yapmasına ne diyeceksiniz bu taktik kktc deki türkleri güney ne isterse vermeyi kabul ederek ab ye girmeye zorlama stratejisinden başka nedir sadece gözler değil beyinler de dumura uğramış bm 27 yıldır kasabada ne yaptı libya suriyede ne yapıyor ab kadarının esasın vs canına ot tıkayıp arap baharı getiriyle eski sömürgelere dönmek isterken neredeydiniz filistin konusunda ne bağlayıcı karar alındı ingiliz üslerinin kibrista ne işi var sahra altı ağrılarında haftasın pkk pyd nin yanında fransanın ne işi var bos konuşuyorsunuz boş

Hasan Nuri
Hasan Nuri - 4 gün Önce

Kıbrıs Cumhuriyetinin AB üyesi olması ve ayrıca Kıbrıslı Türklerin de AB vatandaşları olabilmelerinin Helsinki’de Anavatan Türkiye’nin onayı ile olabilmiştir .

banner456

banner459

banner455

banner460