banner564

İki değerin ardından!

Birini uzun yollar önce, diğerini daha sonraki yıllarda tanıdığım iki değerli ve güzel insanı farklı yıllarda ama aynı günde kaybetmek Kıbrıs Türkü için büyük kayıp oldu.
Hele içinde yaşadıkları topluma icraatlarıyla, görüşleriyle, kültür hazineleriyle ve duruşlarıyla en çok katkıyı koyabilecekleri yaşlarda olmaları üzüntümüzün her geçen gün artarak büyümesindeki en büyük etken!
İsmet abiyi, Kıbrıs Türk toplumu henüz arasında kooperatifçiliğin komünizmle eş tutulduğu günlerde tanıdım. 
Ateşli bir kooperatifçilik savunucuydu. Fakir Kıbrıs Türk toplumunda sermaye birikimi ancak kooperatifçilikle mümkündü. Hemen hemen her başlıkta kooperatifçiliği öngörüyordu.
Toplum sorunlarına duyarlı, pratik ve süratli çözümler üretmede mahir, ikna kabiliyeti yüksek bir yapısı vardı. 
Nitekim kooperatifçilik üyeliğine atanmasıyla birlikte bilhassa Kooperatif Bankası’nın ve bağlı kuruluşlarının çehresi değişmiş, kooperatifçilikte büyük atılımlar yaşanmıştı.
Milli değerlere önem veren, çağdaş ve tutarlı yaklaşımlarıyla, düzgün Türkçesiyle, ikna ve hitabet gücüyle o günlerde idol olmuş bir kişilikti. 
İsmet abiyle sıkı fıkılığım 70’li yılların son dönemlerinde DHP’yi oluşturduğumuz günlerde başladı. O DHP’nin Genel Sekreteriydi ben de Gençlik Kolları Genel Başkanı.
Böyle bir ortamda yaklaşık iki yıl kadar çalıştık. İşte o günlerde beni gazeteciliğe ısındıran, köşe yazıları yazmam konusunda ısrarcı olan oydu.
Uzun yıllar Halkın Sesi gazetesinde karşılıklı sayfalarda makalelerimiz yayınlandı. 
İsmet Kotak örnek alınacak bir insandı!
Hastaneye yatmazdan kısa bir zaman önce bir dostumuzun cenazesinde buluştuk.
Bu en son karşılaşmamız oldu. O günlerde rahatsızlığım nedeniyle makalelerime ara vermiştim. Sitem dolu sözlerle bana “Neden yazmıyorsun, sayımız her geçen gün azalıyor, ara verme yaz “demişti.
Beni gazete sayfalarına ısındıran, abilik yapan adam sekiz yıl önce aramızdan ayrıldı ama eserleri, örnek nitelikteki uygulamaları hep hafızalarda, hep bizimle beraber, yan, yana yaşayacak!
Mekanın cennet olsun İsmet abi, her zaman kalbimizdesin!
                   ====================================
Atila Türk, kelimelerle anlatılamaz renkli bir kişilikti!
 Kılığıyla, cübbesiyle, olaylara yaklaşımıyla, görüş ve düşünceleriyle çağımızın çok öncesinde ama çok gerilerden gelen kültürüyle büyük bir değerdi.
Kendi değişiyle aramıza gelişi, 1989’da üç uçak dolusu kitapla gerçekleşti. 
Yakın Doğu Üniversitesi İletişim ve Hukuk Fakültelerinde, Spor Akademisinde değişik başlıklarda dersler verdi. 
Atila hocanın tek bir kalıbı vardı, onun adı insanlıktı.
 Ondan her yardım isteyene hep açık duran kapısı gülümseyerek baktı.
 Hepsinden önemlisi elinin sıcaklığını hissettirdiği her insanda unutulmaz izler bıraktı. 
Öğrencileri onun etrafında dönen kelebekleri andırıyordu. O veren, bilgi bahşeden bir insandı.
Hiç beklemediğimiz bir zamanda hasta olduğu haberi geldi. 
Hasta yatağında gülücükler saçıyordu ama Ümit hocamızın gözlerinden çaresiz dertlerde olduğunu anladım.
Eserlerinin sergilendiği etkinlikte öğrencilerine ve sevenlerine hüzün dolu el sallayışı ve nihayet 11 Eylül 2016’da ebediyete uğurlanışı.
Atila hocanın bana hiç aklımdan çıkmayan son sözleri “Toruncuklarını benim için öp” oldu.
İki kabir arasına sıkıştırılmış gibi duran mezarı, topraktan fırlayacakmış hissi veren dünyayı gülümseyerek süzen bakışları, insanlığa daha çok şeyler verebileceği zamanda aramızdan ayrılışı ona duyulan özlemlerimizi hep yukarılarda tutuyor.
Atila Türk bizimle yaşamaya devam ediyor.

YORUM EKLE

banner456

banner472