İki tür açıklama

Yıllardır politikanın içinde olan iki önemli ismin birer gün ara ile Cumhuriyet Meclisinde yaptıkları açıklamaları mercek altına almak gerekiyor. Zira ikisi de çok önemli, ikisi de bundan sonraki açıklamanın altında önemli süreçleri barındırıyor.
Birincisi: Denktaş’tan 
Maliye Bakanı Serdar Denktaş, Meclis'te yaptığı konuşmada Türkiye ile sürdürülen mali protokol sürecine değindi ve Türkiye ile mali protokolün henüz imzalanmadığına bunun Türkiye’den kaynaklandığına işaret etti. 
Denktaş “Türkiye ile para akışı henüz başlamadı. Ocak ayında protokol imzalanır, Mart ayında para akışı başlar. Ama Mart’tayız. Henüz başlamadı. Nedeni bizde değil. Nedenini bize değil, Erdoğan’a soracaksınız” dedi.
Bu açıklamanın hangi psikoloji ile söylendiği ve bundan sonra ne olacağı konusu yakın gelecekte sadece Serdar Denktaş’ı değil hepimizi yakından ilgilendiriyor. Çünkü belli ki bir yıldan beri kamuoyunda “protokol” ile ilgili sorulara maruz kalan Denktaş’ın bu durum karşısında sabrı taşmış.  Öyle ki “gidin Erdoğan’a sorun” diyebildi. 
Pek devlet üslubu ile bağdaşmayan bir açıklama. Ne yani bir gazeteci olarak yarın Erdoğan’ın mitinglerinden bir tanesine gidip bir fırsat kollayıp “Neden KKTC ile protokolü imzalamıyorsunuz?” diye sorumu soracağız. 
Devlet geleneğinde bu tür durumları hükümetler, aracılar veya direk kendileri bağlantı kurmak sureti ile aşarlar. Denktaş’ın açıklamalarına bakacak olursak artık daha fazla sabrının bu konuda kalmadığını ve kendisinin de artık bu protokolün ne zaman imzalanacağını bilmediği apaçık ortadadır. 
İkincisi: Özgürgün’den
Eski Başbakan ve UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün, BRT’de Pembe Paşaoğluları’nın programına katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Aktif siyasetten uzak durduğunu belirten Özgürgün, öne çıkması halinde de farklı yorumlara yol açabileceğinden temkinli olduğunu söyledi.
Hüseyin Özgürgün, “Partinin yeni yetkilileri var. Parti adına onlar söz almalı. Öne çıkarsam onların önüne geçmiş olurum ve farklı yorumlara yol açar. Onun için ben bıraktım şimdilik onlar yapsın bu işi” dedi.
Yani olması gerekeni ancak bu kadar güzel özetleyebilirdi Özgürgün.  Özgürgün’ün ayrıca programda dile getirdiği “UBP’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki düşünceleri de önümüzdeki günlerde yeni tartışmaların fitilini yakmış oldu.
Çok önemli konularda kısa ama özlü konuştu Eski Başbakan ve UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün. Yaptığı açıklamaların her paragrafında çok önemli mesajlar var. Bu mesajlar ilerleyen günlerde siyasette daha belirgin bir noktaya oturacak, yazın bir kenara. 

Oku, oku, oku
Ne yalan söyleyeyim okumayı ve kitap biriktirmeyi çok seviyorum. Hatta evimde haddinden fazla kitap var. Eşim ile bu konuda sürekli tartışıyoruz çünkü gereğinden fazla yer kaplıyorlar. 
Elimde yasaklı veya yasaksız diye ayırabileceğim bir liste olmadığı için hepsini tutuyorum. Yıllardır televizyon ekranında ve gazetede dirsek çürüttüğümüz için genelde yeni çıkan kitapları bize hediye ederler. Bu kitapları okuyup, beğenilerimizi buradan paylaşmamız için. 
Polisin dün bir baskın düzenleyip birilerini “yasaklı yayın” bulundurmak suçundan gözaltına alınması bence bu çağda abes. Zira elimizin altında internet var ve her şeye ama her şeye bir tuşla erişebiliyoruz, yasak olsun veya olmasın.
Peki, suçlu bu kitapları elinde bulunduran mı? Yoksa bu kitapları yaptığı aramda bulan Polis mi? Hayır, suçlu bu çağda bu yasayı düzeltmeyen ve mecliste oturup sosyal medyadan ahkâm kesenlerdir.  Ucuz kahramanlık peşinde olanlardır. Değiştirin kardeşim yasayı. Polise ne kızıyorsunuz ki? 

Benzine zam var
15 günde bir otomatik ayarlanması gerekiyor Akaryakıt ücretlerinin.  İşte o ayarlamanın bu ayki ilk günü geldi sevgili okurlar. Bugün ilgili birimler, otomatik olarak fiyatlara bakıp, aradaki farkı bizlere yani tüketicilere bugün yansıtacaklar. 
Aslında Hükümet uzun zamandır zammı Fiyat İstikrar Fonu (FİF) üzerinden dengelemeye çalışıyordu. Ama fondaki parada bir yere kadar. Bugün muhtemelen gece yarsına doğru akaryakıt ücretlerinde yeni tarifeye geçilmiş olacak, yani işin özeti zamlı tarife geçerli olacak.
Aman bu yazıyı okuyup 3-5 lira bir depo benzinde kar edeceğiz diye istasyon önlerinde kuyruklar oluşturmayın. Alışın birazcık canım. Siz nelere alışmadınız ki…

Hücresel bölünme 
Tavuri’ye baş sağlığı dileyen Akıncı’ya destek verenler ve vermeyenler diye basın yine ikiye bölündü. Aynı gazetede birisi bu durumu eleştirirken diğeri taktirlerini düzüyordu.
Tamda memleketin durumuna uygun aslında. Bu kadar basit bir konuda bile ikiye hatta üçe bölünebilmek. Tıpkı hücresel bölünme gibi.
 
MESAJLAR 

Mehmet ÖZÇELİK: Son günlerde yoğun bir bel ağrısı şikayeti ile boğuşuyormuşsunuz. Yakın dostlarınız bu zor gülerinizde maalesef sizi aramıyorlar diye de şikayet ediyormuşsunuz. Çok geçmiş olsun. 

Kudret ÖZERSAY: Anketleri her halde sizde değerlendiriyorsunuz. Çok ciddi bir erime var eğer bu anketler doğru ise. Bu konuda önümüzdeki günlerde ne gibi bir adım atacaksınız?

Ertan BİRİNCİ: Basın-Sen’in açıklaması kadar hiçbir şey sizi son günlerde üzmemiş. Çok geçmiş olsun diyelim. Neyse siz işlere konsantre olmaya devam edin. Lefkoşa’da kiraladığınız bina yeni eğitim yılına hazır hale gelmiş. 

Levent ÖZADAM: Kıbrıs Postasındaki yazılarınıza gazete yönetiminden makas gelince gazete ile yollarınızı ayırmaya karar vermişsiniz. Ne diyelim, iki taraf içinde hayırlı olsun bu kararınız. 

Dr. Mahmut ÇANKAYA: Çok modern ve son teknolojinin olduğu modern bir klinik kurmuşsunuz.  Dünyanın kullandığı son teknolojiyi sizde artık hastalarınıza sunabilecekmişsiniz yeni kliğinizde. 

Taner ULUTAŞ: Dün birçok yerde mum üflemek zorunda kalınca akşama hayli yorgun düşmüşsünüz. Keşke bize haber verseydiniz, sizin yerinize tüm pastaları biz üflerdik. Hayırlı yaşlar tekrardan. 

Biray DELİCEIRMAK: Sütteki tartışmalardan sonra eve götüreceğiniz yoğurdu ta Hisarköy’den getirtmeye başlamışsınız. Peşine düştük şu Hisarköy’ün meşhur yoğurdunun, haberiniz olsun. 

Hasan AÇAN: Dün bir siyasetçimize hem yüzük hem de tespih hediye etmişsiniz. Tespih neyse ama elindeki yüzük ile bir başka havaya bürünmüş o siyasetçimiz. Herkese şimdi yüzüğünü gösteriyormuş. 

Mehmet BETMEZOĞLU: Sizin için bir zamanlar Mesarya’nın Messi’si diyorlar. Gerçekten duyunca bizde şaşırdık ama öyle bir anlattılar ki valla keşke o oyunlardan birini görebilseydik dedik. 

Akile BÜKE: Yani keşke hiç açıklama yapmamış olsaydınız. Devlette çalışanın yılda sadece 160 gün çalışabileceğini ortaya koydunuz. Neyse takdir kamuoyunun zaten. 

Hüseyin ÖZGÜRGÜN: Son derece ayakları yere basan bir açıklama yaptınız ve yaptığınız açıklama epey ses getirdi. Özellikle Cumhurbaşkanlığı konusu önemli bir kırılma noktası olarak duruyor. 

Tufan ERHÜRMAN: Eski Başbakan Özgürgün’ün açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle saygı konusunda ki açıklamalarına bir yorum getirecek misiniz? 

Sami DAYIOGLU: Siyasetten sonra televizyon programcılığına başlamışsınız. Belki de en iyisini yaptınız. Zira makamda olmayanlar makama gelince pek bir şey yapamıyorlar gördüğünüz gibi. 

Hasan SUNGUR: Emlak alış-verişlerinde yaşanan olumsuzlukları çözmek için Kıbrıs Türk Emlakçılar Birliğinde bir hakem masası oluşturmuşsunuz ve ilk konu olarak da ünlü oyuncu Selçuk Yöntem’in konusunu masaya yatırmışsınız.

YORUM EKLE