Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, görev süresinin bitmesine çok kısa bir süre kala Afrodit’in aşk adasına kısa süreli bir ziyaret gerçekleştirdi…
İyi mi yaptı?..
Elbette…
Onun gelişi öncesinde Özel Temsilcisi Maria Holguin Hanım da bol tarafından ‘tetkik-temas’ gezisi yaptı…
İyi mi yaptı?..
O da iyi yaptı…
Başkan Trump’ın, BM’ye yönelik eleştirilerini haklı çıkaran son bir örnek oldu bu ziyaret…
Aylarca taraflarla temas yapan, Ankara-Atina-Brüksel-Londra arasında mekik dokuyan Bayan Holguin’in aslında Genel Sekreter’in adaya gelmesini gerektiren bir ortam hazırlayamadığı anlaşıldı…
Öyleyse Guterres neden geldi?..
Holguin mi aldattı onu, yoksa ilgili taraflar mı?..
Adaya geldiği ilk anda topu garantörlere atan bir açıklama yaptı…
Düşüncesi doğru muydu?..
Elbette doğru…
Ankara ve Atina karar vermediği sürece Kıbrıs’taki liderlerin adım atamayacağını çocuklar dahi biliyor…
Öyleyse Genel Sekreter Lefkoşa yerine neden Ankara ve Atina’ya gitmedi?..
Neden anavatan liderleriyle buluşmadı?..
Neyse Guterres ve Maria Hanım açısından iyi bir gezi oldu…
Anılarında bundan da bahsedecekler…
Başka kimler açısından iyi oldu bu ziyaret?..
İki tarafın ‘müzakere heyetlerine’ bir miktar hareketlilik getirdi…
Onlar da yoğun hazırlık yaparak bilinenleri bir kez daha ortaya koyarak görevlerini yapmış oldular…
Özetlemek gerekirse Sayın Guterres’in adaya gelişinin sonucu: sıfıra sıfır elde sıfır…
New York’ta 4 kapı açılmasını kararlaştıran tarafları burada tek bir kapı konusunda dahi uzlaştıramadı…
Bundan sonrasında ne olacak?..
Gazetecilere poz verirken çok rahat ve şımarık bir duruş sergileyen Hristodulidis’in ve Atina’nın elbette bazı beklentileri vardır…
Bölgesel gelişmelerle ilgili senaryolardan güç aldıkları anlaşılıyor…
Onları senaryolarla baş başa bırakıp, biz kendi gündemimize geçelim…
İkisi bir arada mı olacak, ayrı ayrı mı?..
Partilerin MYK’ları ve meclisleri ne zaman karar verecek?..
Kimler aday olacak, kimler dışta kalacak?..
Dikilitaş gündemi bizleri mutlu ettiğine göre üzülmemizi gerektirecek bir durum yok…
Yeni Genel Sekreterin göreve başlamasına kadar ‘ikisi bir arada’ gündemiyle oyalanmak bize yeter de artar bile…


