
Eğer bölgede geniş çaplı bir barış ve iş birliği anlaşması olabilecekse İngiliz üslerinin kaldırılması ve Kıbrıs adasının silahsızlandırılması buna katkıda bulunabilir. Olsun! Bu da bizim katkımız olsun!
Silahsızlandırılmış bir adada paramiliter Rum güçleri oluşacağına ve bize saldırıp bizi adadan atabileceğine inanmıyorum. Denediler; olmadı! Artık hiç olmaz! Deneyeceklerini düşünmüyorum ama deneseler bile başaramazlar!
Doğu Akdeniz ve çevresinde kapsamlı bir iş birliği anlaşması olursa İngiltere’nin üslere olan ihtiyacı da azalacaktır. Kavgasız gürültüsüz ayrılabilir belki! Dinlemeye ve gözlemeye ihtiyacı olsa bile onu başka şekilde karşılasın; Kıbrıs’ı kullanamasın.
Kimse adayı kullanmasın ki biz de komşularımızla buna göre ilişki kurabilelim. Düşman görünmeyelim. Bu arada biz, adamızı daha güvenli ve müreffeh hale getirebilmek için çalışabilelim.
Bütün bunları Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler barışmadan yapamayız. Öncelik, Kıbrıs sorununun çözümündedir. Kıbrıs’ta yeni bir düzen kurup barış içinde yaşamak ve çevremize de barış servis edebilmek için önce kendimiz barışmak, “çözüm” denebilecek yeni bir düzen kurmak zorundayız.
Ama üsler Hristodulidis’in demesiyle kalkmaz. Kaldı ki Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin söz hakkını inkar ederek masaya bile oturamaz.
Kendini “çok akıllı” gördüğünü biliyorduk ama bu kadar “aptal” olabileceğini düşünmemiştim doğrusu. Üsler konusunda köşeye sıkıştırmaya kalkışırsa İngiltere’nin kendi hükümet yetkilerini sorgulatacağını düşünemeyecek kadar “aptal” veya Rum kamuoyuna sunacak başka bir şeyi kalmamış kadar zavallı!
İngiltere, Kıbrıs Barış Gücü’nün adadaki varlığını sorgulatsa ve görev süresinin uzatılmasına “hayır” diyeceğini açıklasa aklı şeyine karışacak; başkanlığı bırakıp adadan bile kaçar duruma düşecek.
Üstelik adayı silah deposu haline getiren kendisidir. İngiliz üslerini nasıl sorgulayacak?
Üs bölgelerini Birleşik Krallık’tan devralırsa bunları ABD’ye pazarlamaya kalkışacağını herkes biliyor. Belki de birini AB’ye ayıracak! Böylece bu “güç siyaseti” içindeki yerini sağlamlaştırmayı hesap edecek. En büyük aptallıkları kendini çok açıkgöz sananlar yapar zaten!
Eğer bölgede gerçekten yeni bir barış iklimi ortaya çıkmayacaksa en iyisi İngiltere’nin kalmasıdır. Son yıllardaki gelişmeler de göstermiştir ki en sağduyulu ve ihtiyatlı yaklaşımları sergileyen İngiltere’dir. Başkaları geleceğine, bunun seçimini yapmak Kıbrıs Cumhuriyeti’ni gasp etmiş olan Kıbrıs Rum liderliğinin eline kalacağına İngilizler kalsın daha iyi değil mi?
Dünya tercihler dünyasıdır! Ehven-i şeri seçmek gerekiyorsa ben İngiltere’yi seçiyorum! Kıbrıslı Türklerin de öyle yapacağını düşünüyorum.


