banner564

İran’a saldırı ve düşündürdükleri

Yeni kavramlarla, en eski yoldan;  teknik gelişmelerin getirdiği olanaklarla; kan ve yıkımla gidilmeye çalışılıyor. ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırganlığını böyle ifade etmek gerekir. Yeni kavramlar ne?  Önleyici Savaş ve Müzakere. Çünkü bu saldırı, İran’la nükleer  konusunda görüşmelerin yapıldığı bir dönemde ansızın gerçekleşti. Yani bir anlamda “ müzakereler”  saldırının kamuflajı oldu. Üstelik “ önleyici” tanımlaması ile saldırganlığı gizleme oyunu da yapıldı. Yani bu kavramlarla en eski yola girildi. Saldırı ve hakim olmak. Üstelik bu saldırıya meşruluk kazandırma çabasında, Rejimi değiştirme söylemi de “hürriyetçi düzen” söylemiyle öne çıktı. Aynı zamanda 4 Kasım 1979’da Tahran’da gerçekleşen ABD Büyükelçiliği İşgalinin hesabını sorma da kendi kamuoylarına dönük saldırının gerekçesi yapıldı. 
Bu olan biten bana şunu hatırlattı. “ Kedi yavrusunu yiyeceği zaman onu sıçana benzetirmiş”. Açık olan bir şey var. Müzakere süreci dahil her şey bu saldırının  gerçekleşmesinin örtüsü idi. Orta Doğu’da savaşlar çok olur. Biter gibi olur, arkasından bir  başka şekilde devam eder. Bu savaş da Orta Doğu’da bitecek. Ama savaş sonrası, artık Batı Dünyasını da içine alan “ yeni savaşlar başlayacak”. Bunun son örneği İkiz Kuleler   saldırısından sonra, yıllarca süren  Afganistan savaşında ve Irak savaşında yaşandı.  Ancak bu momentte İran saldırısının bir başka anlamı daha var. Buda daha önce Venezuela’ya yapılan hizaya getirme olayı  ile Grönland talebi ve Küba, Kolombiya ve Meksika’ya dönük kontrol altına alma niyetleri;  ABD’nin İsrail ile birlikte gerçekleştirdiği  bu saldırı ile bağlantılıdır. Zira tüm dünyaya ayağınızı denk alın, mesajı da taşımaktadır. Eğer ticarette, ekonomide dolardan kaçmak istersen, Çin ile benim belirlediğim şeklin dışında bir ilişki kurmaya kalkarsan; ‘ bunlara bak ‘ mesajı da dünyaya verildi. İlginçtir, Irak Savaşında ABD yanında açık tavır alan ve savaşın tarafı olan Avrupa’nın büyük devletleri, bu son İran Saldırısında;  İsrail ve ABD yanında savaşın doğrudan tarafı olmadılar. Kısacası bu savaşın nedeni, İsrail ve ABD’nin, Orta Doğu ve Dünyaya vermek istedikleri yapılanma içindir. Bu yapılanlar Orta Çağ  İmparatorluklarının, küçük devletlere, beyliklere; “ seni etki alanıma alıyorum, kralın, yöneticin şu olacak, bana da şu kadar vergi vereceksin” diyen yayılmacı tutumdan farksızdır.  Ama insanlığın gelişimi bu imparatorlukları da tarihin sayfalarına yolladı. 
Bu güç dayatması bize şunu düşündürmelidir. Toplumları her tür beladan uzak tutacak olan, kendi içlerindeki demokratik birliği geliştiren Hukuk Devleti değerleridir. Bu değerler temeline dayanan Demokrasi ile ekonominin istikrarlı gelişmesi ve sosyal adalet temelinde, üretilen değerlerin paylaşımıdır. Bu çağda bunlar, toplumların güvenliğinin temelidir. Acı ve endişe ile yaşamaya alışmamamız gerekir. Bunun için Yurtta ve Dünyada Barış ve Demokrasi ile Ekonomik Kalkınma ve Sosyal Adalet için mücadeleyi birlikte vermeye devam etmemiz gerekiyor.

YORUM EKLE

banner608

banner474