Irkçılık 

Güney Kıbrıs’tan gelen basın haberlerine göre Afrikalı siyahi bir genç, ırkçı Ku Kulx Klan (KKK) örgütünün beyaz kukuletalarını giyenlerce dövülmüş, kerpetenle 5 dişi sökülmüş.
Yine Güneyden gelen basın haberleri ve açıklamalarına göre ELAM örgütü, ilkokullarda yalnız Kıbrıs Rum çocuklarına yiyecek ve malzeme dağıtmış. O okullarda okuyan mülteci veya o okullara giden yabancı insanların çocuklarını ayırmış, dışlamış. 
Bu ırkçı tavırlar üzerine farklı siyasi eğilimi olan Kıbrıs Rum insanları ve örgütleri, bu ırkçı davranışları kınayan açıklamalar ve tepkiler ortaya koydular. Bunları okuduk, gördük.
Bu ırkçı davranışlara gösterilen bu demokratik ve insani tepkiler gerekli, yerinde ve doğrudur.
Bu ırkçı eğilimleri,  ana dili Türkçe ve Yunanca olan tüm Kıbrıslılar, çok dikkatle takip etmelidir. Bu durumlara dönük olarak,  kimden ve nereden gelirse gelsin demokratik tepki koymak gerekir. 
Çünkü adamız, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dar milliyetçiliğin, ırkçılığın yol açtığı toplumlararası çatışmaları ve acıları yaşadı. 
İki tarafta da şovenist, aşırı milliyetçi anlayışlar yaşandı.  Üstelik hala Kıbrıs sorununda çözümsüzlük girdabında bulunmaktayız. Yani ırkçı ve şovenizm mikrobu güçlü bir besi yere sahiptir.
20. yüzyılın ikinci yarısından sonra başlayan o çatışma dönemi bize çok acılar yaşattı. 
Acılar ile birlikte her iki tarafı da insani değerlerden uzaklaştırdı. O vahşetin ayıbı ve rezaleti; Kayıp Şahıslar Komitesinin toprak altından çıkarttığı ana dili Türkçe ve Yunanca olan insanların bulunan kemikleri ile yüzümüze şamar gibi, tokat gibi 21. yüzyılın ilk çeyreği içinde hala şaklamaktadır.
Bu yüzden iki tarafta, dünyada ve Avrupa’da gelişen ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve benzeri insanlık dışı gelişmeleri de dikkate almalıdır. Çünkü bu topraklarda, dün var olan ırkçı ve bize acılar yaşatan dar milliyetçi etki nedeni ile ırkçılığa karşı dikkatimizi daha da yoğunlaştırmamız gerekmektedir.
Kuzeyde Durum...
Bir kere, siyasi niyetlerle ötekini dışlayarak, aşağılayarak davranan ve bu davranışını kendince meşru bir temele dayayan, bilecek ki ırkçılığın ilk köprüsünü geçmiştir ve yolu ırkçılığa çıkacaktır.
Bu yüzden Kuzeyde;  Türkiyelilik veya Kıbrıslılık üzerinden, siyasi amaç için kendine meşruluk icat eden ve siyasi varlığını, bu dalga üzerinden kaydırmak isteyen bilecek ki ırkçılık yolundaki o köprüyü girmiştir. O korku, bela ve çirkinlik dolu yolda ilerlemeye başlamak üzeredir. 
Bu yüzden Kuzey Kıbrıs’ta;  kimlik ve dini inanç üzerinden siyaset yapma eğilimlerinin başladığı günümüzde, bizde, “ırkçılık olmaz” demek, kendimizi kandırmak olur. 
Bizim, Kuzeyde ortak hayalleri ve hedefleri olan, kökeni temel almayan bir halk olma kültürüne ihtiyacımız var. Bunu siyaset yapanların ve Türkiye ile KKTC devlet erkânı ve medyasının, siyaset dünyası ile akademik çevrelerinin de ele alması gerekir. 
Güneydeki bu ırkçı saldırılara bakıp, “yapanlar Rum’dur” diye bu işi küçümsemek ve bunu bir ırkçılık mantığı ile sakatlanmış olarak ele almak. İçimizdeki ırkçı, ötekileştiren mikrobu beslemek demektir.
Demokratik, insani, hümanist ve barışçı düşüncelerle kendinden farklı düşünen tüm vatandaşları;  siyasi düşünceler, dini inançlar ve kimlik üzerinden değil, eşit ve ortak olarak kabul ederseniz, o zaman rengi, dili, dini, ulusal kimliği ne isterse olsun herkesi, insan olarak gören hümanist köprüyü geçip; adalet, demokrasi, insanlık ve barış yolunda ileriye gitmeye başlarsınız. 
Bu yüzden öncelikle Kuzeyde; köken, kimlik, dini inanç üzerinden siyaset yapmak yolundan kaçınmak gerekir. Kıbrıslılık veya Türkiyelilik üzerinden düşünürseniz ve bu sahip olduğunuz siyasi yaklaşıma, kendi kendinize ne kadar meşruluk üretirseniz üretin;  ELAM’ın benzeri olursunuz. Bizim bu topraklarda barışa ve demokratik değerlere ihtiyacımız var. Irkçılığın tüm biçimlerine, eski veya modern görünümlü tüm türlerine karşı şerbetli olmamız gerekir. 

YORUM EKLE