İrsen Küçük

 Sayın İrsen Küçük’ün vefatı. Yasaklı kitap diyerek Sayın B.G’nin tutuklanması. Mecliste Maliye Bakanı Sayın Denktaş'ın Türkiye'den mali destek akışı ile ilgili ifade ettiği, “Erdoğan’a sorun “ sözü, iki gün içinde yaşadığımız ve her biri üzerinde ayrı ayrı değerlendirmeler yapılması gereken ciddi konulardır.
Ancak bu makalemde Sayın İrsen Küçük’ün vefatı üzerinde duracağım. O , ömür çizgisi içinde pek çok olguyu yaşamış ve yaşatmış biridir. Erenköy savaşlarında yaşıtları ile yaşadıkları. Erenköy dönüşü yine yaşıtları ile birlikte topluma taşıdıkları değerler bakımından da emeği göz ardı edilemez.
Kendisi orta sağ siyasi inançları temelinde diğer arkadaşları da sol inançlar temelinde, o güne kadar kapalı kalan topluma,  yeni demokratik ve siyasi değerleri taşıdılar. 
Hatırlarım, genç bir insan olarak Sayın İrsen Küçük’ü, şimdiki Meclis binasının yanında bulunan yazlık sinemada düzenlenen Erenköy Mücahitler Derneğinin etkinliğinde yaptığı konuşmada dinlemiştim. 
Ayni yıl, şimdi yerinde Ziraat Bankasının bulunduğu Bedevi Pastahanesinin  içinin dışının hınca hınça dolduğu bir atmosferde,  Erenköy dönüşü Türkiye’de sol temelde örgütlenen Yüksek Öğrenim Gençliğinin düzenlediği bir toplantıda da Naci Talat'ı dinlemiştim.
Her ikisi de birer ilkti 
Farklı fikirleri vardı ama söyledikleri yeni idi. İrsen Küçük’te yönetimi eleştiriyordu. Naci Talat’ta.  Hareket noktaları farklı idi. Ama her ikisi de demokrasi, fikir özgürlüğü ile hukuk düzenine atıf yapıyorlardı. 
Kuşkusuz ben Dr Fazıl Küçük nedeni ile o dönem İrsen Küçük'ün ifadelerini hayretle karşılamıştım. “ Ne yani amcasına karşı mı? “ . Yoksa , “ amcası ile danışıklı döğüş mü?” . Bu sorular kafamda dolaşıyordu. Üstelik Mücahittik, bu soruları o asker üniforması içinde kime soracaktık? 
Sonunda cevapları bulduk. İrsen Küçük demokratik hukuk düzenini ve çok partili demokrasiyi savunan, kişi hak ve özgürlüklerine değer veren bir orta sağ siyasetçi idi. 
Bunu tüm yaşamı boyunca savundu. Rahmetli Denktaş'ın da ve UBP içinde tek adam olma sevdasında olanlarında muhalifi oldu. Bu duruşu kimi zaman onu yalnızlaştırdı. Ancak o bu değerlere verdiği önem nedeni ile en yalnız kaldığı zamanlarda dahi siyasi mücadeleden geri durmadı.
Açık yazayım UBP Genel Sekreterliğinden iç kavga nedeni ile kopartılmasını Naci Talat'la birlikte yaptığımız değerlendirmede parti mücadelemiz açısından olumlu bulmuştuk.
 Çünkü UBP, örgütçü bir Genel Sekreterini yitirmişti. 
Daha sonra tek başına TAP’ı kurdu. %8 barajını kıl payı kaçırdı. Onunla siyasi olarak yollarımız 1986 sonrası bir kavşak noktasında kesişti. Rahmetli İsmet Kotak'la birlikte oluşturdukları parti ile CTP ve TKP 1990'da yapılacak olan seçimlere ortak bir hükümet kurma hedefi ile ayrı ayrı girme ve seçimlere bir işbirliği temelinde katılma çalışması yaptık.
Bunun için günlerce, haftalarca süren bir çalışma üç parti tarafından yapıldı. Bunun ismini de Atılımcı Halk Hükümeti Programı olarak koyduk. Kıbrıs sorunu ve ekonomik, demokratik sorunlar ve yapılanma için yaşamın her alanına dönük bir program hazırladık. 
Bu programı biz CTP Parti Meclisinde arka arkaya yapılan üç toplantıdan sonra oy birliği ile onayladık. 
Ancak bu birliktelik “Gulyabanilerin” özel çabaları ile darbelendi. Sonrası çok başka olan DMP geldi. Bunun arkasından ise Sayın İrsen Küçük’ün UBP'ye dönüşü gerçekleşti.
Kendisi ile her zaman farklı fikirlerimizi tartıştık. Buna karşın ortak nokta aramaktan da geri kalmadık. Tartışırken de seviye bozulmadı. Tartışmalardan sonra da aramızdaki insani ilişki hiç bozulmadı. Dostane diyalogları her sürdürdük.
UBP Genel Başkanı ve Başbakan olduktan sonra ona karşı düzenlenen siyasi komplo ve karmaşa yalnız onu yıpratmadı. Ayni zamanda Kıbrıs Türk Toplumunun demokratik kurumlaşmasına ve demokratik düzene darbe vurdu. Günümüze kadar süren siyasi erozyonu besledi ve derinleştirdi.
Hayata gözlerini yumdu. Topluma eğrisi ve doğrusu ile pek çok katkı yaptı. Ailesinin, toplumun başı sağ olsun. Bundan alınacak ders şu olmalıdır. Bu küçük adada yaşayan bir küçük toplum olarak, elbette ki demokratik değerler temelinde farklılıklarımızı tartışacağız. Ancak tartışırken bir birimize karşı karakter celladı veya itibar yıkıcısı olmamamız gerekir. İrsen Küçük’ün ölümü bunları herkese yeniden düşündürmelidir. 

YORUM EKLE