İsviçre’ye giderken

Kıbrıs müzakere sürecinde önemli ilerlemeler sağlandı ancak bugüne kadar toplum pek de yaşananlara konsantre olmadı…
Yani Kıbrıslı Türklerin gündeminde “Kıbrıs sorunu” yoktu…
İç sorunlar, sağlık, eğitim, yollar, su, maaş vs… 
Ama liderlerin görüşmeleri yurt dışına taşıması gözleri bir anda buraya çevirdi!
İsviçre zirvesi bir anda “acaba bu iş bitiyor mu” havası yarattı…
Zirveden sonuç çıkmadı belki ama birilerinin beklediği gibi süreç de kopmadı!  Şimdi ikinci İsviçre zirvesi öncesinde sokağın da birinci gündem maddesi Kıbrıs sorunu… 
Zira resmi açıklamalara yansıyan rakamlar var… Bu rakamlardan çıkarılan başka sonuçlar var ve bunlar yazılıp çizilmeye başlandı…
Yurttaşın gündemine Kıbrıs sorunu girince, örgütler de hareketlenmeye başladı… 
Bir yanda “bir karış toprak vermeyiz” diyenler, diğer tarafta “barış hemen şimdi”
Bence iki argüman da sıkıntılı…
Öncelikle sürecin sonunda ortaya çıkacak metni beklemeliyiz…  Bu metin eğer birilerini memnun eder, diğer tarafı endişeye düşürürse işte o zaman kampanyalar başlar!
Ama daha ortada net olarak tartışacağımız bir metin yok…
Bilgi kırıntıları var… Mesela içimize gelecek Rum sayısı gibi… Ya da vermeyi düşündüğümüz toprak oranı gibi…
Gerçekçi olacaksak, Kıbrıs sorunun çözümü elbette yönetime karşılık toprak vermekle mümkün olacak!
Yani “bir karış toprak vermem” sözü çözüm için geçerli bir argüman değildir…
“Barış hemen şimdi” sloganı da metni görmeden gerçekçi bir yaklaşım sayılmaz…
Bence aklı selim davranılması gereken bir sürece giriyoruz… İkinci İsviçre zirvesi çok önemli gelişmelere gebedir… Harita ve güvenlik / garanti konusuna geçilebilecek bir aşamaya gelinmesi an meselesi…
Ancak buraya geleceksek eğer diğer başlıkların kapanması gerekiyor…
Burada da henüz anlaşmaya varılmamış çok önemli konular var… 
AB Birincil Hukuk, derogasyonlar, dönüşümlü başkanlık, yönetimde Kıbrıslı Türklerin etkin söz hakkı gibi…
Bence bunların başında anlaşmanın AB birincil hukuku olup olmayacağı konusu var… İmza konulacak metin ne olursa olsun eğer AB birincil hukuku kapsamına alınmazsa, zaten AİHM davalarıyla varılan uzlaşı kısa vadede çöpe atılmış olur. Bu da bugün en azından huzur içinde olduğumuz bu topraklarda kaos yaşamamız anlamına gelir… AB Birincil Hukuk konusu bu yüzden kanaatimce 4 başlık içerisindeki en önemli ve Kıbrıslı Türkler için “olmazsa olmaz”dır..
İkinci İsviçre zirvesinden bize göre 5’li, Rumlara göre çoklu konferans tarihi çıkacaksa, bu konularda anlaşma sağlanmış demek olacak. O nedenle bu zirve çözümün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği noktasında en önemli süreçtir…
Özetle; az daha sabır… Bekleyip görelim… 
Son sözü biz söyleyeceğimize göre şimdiden saflar belirleyip birbirimizi yıpratmanın bir anlamı yok… 
Bu zor süreçte Sayın Cumhurbaşkanı ve ekibine kolay gelsin…
YORUM EKLE