Jipras-  Erdoğan ve Lute

 Kıbrıs sorununda durgunluğun veya gerginliğin olduğu her dönemde olduğu gibi, günümüzde de bu sorun etrafındaki hareketlilik arttı.
Sayın Lute her iki liderle ayrı ayrı görüştü. Bu trafiğe denk düşen bir zamanda Yunanistan Başbakanı Sayın jipras, Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'la görüşmeler yaptı. 
Bu görüşmeler sonrası iki lider basın toplantısı yaptı. Bu toplantıda taraflar kendi duruşlarını ortaya korken, Kıbrıs sorunu ile ilgili verdikleri mesajlarda ortak payda olması ise dikkatlerden kaçmadı. 
Görüşmelerin kesintiye uğradığı bu aşamada, farklılıklar kadar,  ortak payda içeren mesajın önemi büyüktür. İşte bunu değerlendirmek gerekir. Ancak bunu değerlendirmeden evvel Sayın Lute'nin Kıbrıs’ın iki tarafındaki temaslarından sonra çıkan mesajlara bakmak gerekir.
Lute ve Kuzey-Güney mesajları…
Kıbrıs Türk Tarafının Sayın Lute’un ziyareti ile ilgili yaptığı açıklamalara baktığımızda, Kıbrıs Türk Tarafının yeni görüşme zemini için verdiği mesajlarda üç noktanın olduğu gözükmektedir.
 Bunlardan biri, görüşme sürecinin iki tarafın geçmişte üzerinde uzlaştığı antlaşmalara dayanması.  Yani 1977- 1979 Antlaşmaları ile 11 Şubat 2014 Ortak Belgesi olduğu nettir. 
İkinci olarak ta bugüne kadar süren görüşmelerde, iki tarafın üzerinde yakınlaşma sağladıkları konuların, yeni süreçte esas temel olması.
 Üçüncü olarak,  başlayacak sürecin sonuç odaklı olması gerektiği, yani ilanihaye sürecek bir görüşme oyunu olmaması gerektiğidir. 
Bunları Güneyin nasıl ele alacağı ayrı mesele. Ancak bu yaklaşıma dünyanın ve BM'nin duyarsız kalamayacağı açıktır.
Ancak, cinleri şişeden çıkartan Sayın Anastasiadis’in bunları geri yerine nasıl koyacağı ile ilgili ne yapmayı düşündüğünü,  ben doğrusu Kuzeyin dediği net mesajlar gibi algılayamadım. Bir boşluk olduğu açıktır. Ancak Jipras - Erdoğan görüşmesindeki mesajlar ise Sayın Asantasiadis’ten daha nettir.
Jipras – Erdoğan görüşmesi 
Sayın Jipras ile Sayın Erdoğan’ın görüşmesinden sonra iki liderin yaptıkları açıklamalar önemli dedik. Sayın Jipras, iki bölgeli, iki toplumlu Federasyon üzerinde dururken;  Federal Kıbrıs’ın doğal bir AB üyesi gibi olması vurgusunu yaptı. Yani, Kıbrıs’ın toprak bütünlüğü ile siyasi demokratik birliği vurgusunu diplomatik incelikle ustaca ifade etti.
Sayın Erdoğan ise soruna çözüm bulma arayışlarına destek verdi. Ancak bu konuda esas olanın Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği olduğu vurgusunun üstünü, ağırlıkla çizdi. O da bunu gayet yerinde bir diplomatik incelikle ve ustaca ifade etti. 
Kısacası Sayın Jipras'ın toprak bütünlüğü ve demokratik siyasi birlik vurgusuna,  Sayın Erdoğan siyasi eşitlik vurgusu ile pekişen bir ifade de bulundu. Bu iki vurgu, bir birini bütünler. 
Siyasi eşitlik ve etkin katılım
İşte bu aşamada, ele alınması gereken konu, Sayın Anastaisiadis'in siyasi eşitlik ve etkin katılım konusunda, Crans Montana’dan sonra ayak sürçerek yol açtığı kaosu sorgulamak olmalıdır.
Sayın Anastasiadis özellikle etkin katılım ve siyasi eşitlik konusunu, Güneyde Kıbrıs Rum Toplumu indinde şeytanlaştırmak için gaz konusunu istismar etmeye kalktı. 
Bunun için, “eğer siyasi eşitlik ve etkin katılım olsaydı, Kıbrıslı Türkler EURO MED Projesine karşı çıkacaklardı“ dedi. Böylece daha sonra ifade ettiği gibi siyasi eşitlik ve etkin katılımın, Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’nin borazanı olarak devleti işlemez hale getirecekleri argümanın temeli yaptı.
Bu esasında Kıbrıslı Türkleri toptan aşağılamanın ilkel bir ifadesidir. Ancak ne acıdır ki Sayın Anastasiadis’in bu argümanına Kuzeyden, ne sağcılardan, nede solculardan esaslı bir cevap gelmedi. Sağcılar zaten Türkiye sevgisini iç siyasette dahi istismar ettikleri için bu aşağılamayı görmezden gelmeyi tercih etti. Solcular ise Türkiye hükümetlerinin Kuzey Kıbrıs’a dönük eleştirdikleri tavırları nedeni ile bunu görmezden gelmeyi tercih etti.
Böylece Sayın Anastasiadis aşağılaması ile kaldı. Sorunun açılmasına dönük önemli bir ilke olan siyasi eşitlik ve etkin katılım temelinde Federasyonun oluşması gibi önemli bir ilke de savunmasız kaldı. 
Bu nedenle Sayın Anastasiadis'e bir sözümüz olacak. EURO MED Projesine ben sempati duymuyorum. Bu benim Kıbrıslı bir Türk olmamın ötesinde bir duruştur. Bir kere bu proje, gazın Türkiye üzerinden gitmesinden çok daha pahalıdır. Ekonomik olarak uygun değildir. Böylece,  gaz üzerinden Kıbrıs’ın iki toplumuna kalacak olan kaynağın önemli bir kısmını bu pahalı hat alıp götürecektir.
Siyasi olarak ta yapıcı değildir. Çünkü Türkiye ve Yunanistan’ı ortak çıkarlarda buluşturmayacak olan bir uygulamadır bu. Sayın Anastasiadis; Kıbrıs sorunun çözümü ve çözümden sonra, barış içinde gelişmesi, senin İsrail ve Netenyahu ile ahbaplığından daha önemlidir. Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan’ın ortak ekonomik ve siyasi işbirliklerinin gelişmesi, Kıbrıs, Ege ve Doğu Akdeniz’deki barış için önemlidir.
İşte bu nedenlerle hala Federal Kıbrıs’a dair inancı ve amacı olan bir Kıbrıslı Türk olarak ben, EURO MED ‘ e destek vermem. Türkiye’nin borazanı olma iddianı sana iade ederim. Ben ve benim gibi düşünen binlerce Kıbrıslı Türk ve Rum vardır. Bu nedenle Sayın Anastasiadis, senin gibi olan Kıbrıslı dar bakışlı Rum milliyetçileri gibi, ayni mantığa sahip, dar bakışlı Kıbrıslı Türk milliyetçilerini dengeleyecek olan ana ilke, Federal Kıbrıs’ta siyasi eşitlik ve etkin katılımdır. 
Kusura kalma Sayın Anastasiadis, basın toplantısında ifade ettikleri ile Sayın Jipras ve Sayın Erdoğan senden daha yapıcı oldu. İşte bunu her iki tarafta da şamil kılmak gerekir. 
Etkin Katılım ve siyasi eşitlik, “biz” olmanın ve Kıbrıs’ı Ortak Yurt kılmanın en esaslı yanıdır. 

YORUM EKLE