Junker'in girişimi ve cırmalanmayalım

AB Komisyonu Başkanı Sayın Jean Claude Junker'in Kıbrıs sorununun çözüm süreci ile ilgili olarak Kuzeyde askıya alınan AB Muktesabatı’nın indirilip, Kıbrıslı Türklerin AB Muktesabatı’na çözüm öncesinde uyumu için çalışma yapılması gerektiği ile ilgili girişimi önemlidir.  
AB Muktesabatı’na uyum çalışmalarının şimdiden başlamasının önemi, çözümle birlikte yaşamın, AB Muktesabatı’na bağlı yaşanacağı için gerekli ve önemlidir. Bunun şimdiden başlaması, Kıbrıs Türk toplumundaki sektörlerin ve yaşamın sıkıntı içine girmemesi için gerekli bir unsurdur.
Ama bunun hemen başlamasının diğer başka önemli yanları daha vardır.
Bunlardan biri muktesebata uyum çalışmalarını AB Kurumları ve uzmanları ile birlikte yapacağınız için, bu sürece dönük ihtiyacımız olan kaynak ve zamanla ilgili olarakta ortak bir anlayışın gelişmesine bu çalışma katkı sağlar.
Aynı zamanda bu çalışma başladığını ve öngörülen zamanda çözümün sıkıntıya girdiğini düşünelim. Buna  rağmen bu çaba, sonuçta bizim, yaşamı kendi başımıza değil, AB'nin uzman ve kurumları ile birlikte her alanı AB standartlarına göre düzenlememiz imkanına da katkı  getirir.
Bu bizi, çözüm müzakerelerinin sıkıntıya girmesi halinde daha güçlü ve sonrasında çözüm çabalarına dönük daha bilinen ve güçlü duruma da hazırlar.
Bundan ötürü Sayın Junker'in bu girişimi önemlidir. Cumhurbaşkanlığı, hükümet, meclis, siyasi partiler, sivil toplum ve medya bu girişimi önemle ve ivedi olarak gündeme almalıdır. Bu konuda ortak bir toplumsal politikanın gelişmesi gerekir.
Ancak bu alanda böylesi bir gelişme yaşanırken Maliye Bakanı Sayın Serdar Denktaş'ın basında AB Koordinasyon Ofisi ile ilgili açıklaması çıktı. Meseleyi polemik ve kısır tartışmalara sokacak bir yaklaşım. Bazı insanları kanıtsız suçlayan yaklaşımlar var.
Evet, Sayın Maliye Bakanı AB projeleri bağlamında sivil toplum örgütlerine verilen desteklerle ilgili olarak açıklayıcı bilgi talep edebilir. Ama yönetici olan kendisidir. Bu nedenle bunu, iddia koyarak ve hedef aldığı insan ve kuruluşların bunu açıklamasını talep ederek yapması doğru değildir. Kendisinin kanıtlarla bunu yerine getirmesi ve aksak iş varsa, buna ele alacak yasal temeli sağlaması gerekir.
Bu tarzı geçmişte de çok yaşadık. Karen Fog tartışmalarını hatırlıyoruz, hatta AB büyükelçisine Kuzeye geçiş yasağı konması da var. Bunların kime ne faydası oldu?
Ancak bir şeyi de yazmadan edemeyeceğim. 
2004 sonrası AB Mali Yardım Tüzüğü geçti. Sonuçta AB Mali Yardım Tüzüğü’nün kabul edilmesi ile tartışmalı durumlar da oluştu. Buna karşın bazı yeni olanaklar Kıbrıs Türk toplumuna dönük doğmuştu. 
Bu olanakları ya değerlendirip genişletecektiniz, ya da elinizin tersi ile itip kendi kendinize söylenip, dış dünyayı kendi halkınıza şikayet edip duracaktınız!
O zaman birinci yol seçildi. Sonuçta AB ile bilinenin dışında özel bir ilişki gelişti. 
Bu ilişki ile sonuçta topluma ciddi açılımlar geldi. Her şeyden evvel belediyelerle AB sözleşmeler imzaladı. Bunun ekonomik katkısı yanı sıra, siyasi avantajını yazmam gerekmez. 
Gönyeli'de kanalizasyon hatları. Güzelyurt'ta evsel atıkların negatif etkilediği Güzelyurt akiferini bu kirlilikten kurtaran kanazilasyon yapımı. Mağusa’da kanalizasyon yapımı. Lefkoşa’da ortalığı pis kokulara boğan Lefkoşa kanalizasyonunun geliştirilmesi ve arıtmasının ıslahı. 
Dikmen’de dur otur yanan ve Lefkoşalıyı canından bezdirip, çevreyi dumana boğan çöplük alana alternatif, Güngör Çöplük Alanı. Bu dert artık gündemde yok.
Tarımsal kalkınma projeleri. Traktör ve diğer ekipmanların yenilenmesi için destekler. Esnafa projeye dayalı destek. Telekominakasyon alt yapısı için yatırım. Tarihi eserlerin restorasyonuna dönük destekler. 
Bazı köylerimize dönük alt yapı, meydan ve çevre düzenleme destekleri. Mezbaha yapımları ve diğer alanlarda faydalı projeler gündeme geldi. 
Bir kere bunlar ne o zaman, ne de şimdi, Kıbrıs Türk toplumunun Türkiye ile var olan çok boyutlu ilişkisinin alternatifi değildir ve olamaz.
Bunlar, aksine, Kıbrıslı Türklerin dünya ve AB ile ilişkisini geliştirmeye ve Türkiye'nin de bu alanlarda çok yönlü ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlayan yeni zeminlerdi. 
Maalesef AB ile gelişen bu ilişkiler daha sonra durağanlaştı. Bu neden oluştu? Bunu  kimseyi karalamadan ele alacağımıza, polemik tetiklemenin kime ne faydası var?
Bu yüzden AB Komisyonu Başkanı Sayın Junker'in bu son girişimini, ciddi ciddi ele almakta fayda vardır. Toplumda bu yanı tartışılmalıdır. 
Evet, çözümsüzlük koşullarında BM ve AB indinde ciddi sıkıntılarımız var. Buna haklı olarak canımız çok sıkılıyor. Ama olayları, mümkün olabilen temelinde ele alıp, mümkün olabilen en iyi olumlu başlangıcı yapıp, bu zeminde, ilişkiyi ve etkileri daha da geliştirmek, mümkündür. Eğer bunun yerine yalnızca, içe dönük, "Türkün Türk'ten başka dostu yok" sözü ile yetinecekseniz, toplumunuza ve ülkenize değerli yeni bir şey katamazsınız. 
Hele, "eski hurmalara çıkmakla, oranızın buranızın, cırmalanmasından" başka bir sonuç da elde etmezsiniz. 
YORUM EKLE